(1632 S. K. m. 66) (AYDK. 24.02.2011 T. 2011/17 E. 2011/17 K.) (AYDK 26.05.2005 T. 2005/52 E. 2005/48 K.) (AYDK 08.01.2004 T. 2004/3 E. 2004/1 K.) (AYDK 16.10.2003 T. 2003/74 E. 2003/81 K.) (AYDK 08.05.2003 T. 2003/51 E. 2003/50 K. ) (AYDK 27.03.2003 T. 2003/27 E. 2003/29 K.) (AYDK 04.10.2001 T. 2001/80 E. 2001/84 K.)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın, iznini tecavüz etmesine neden olarak ileri sürdüğü hususların özür (mazeret) niteliğinde olup olmadığına ve bu konuda noksan soruşturma bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Daire; izin tecavüzü suçunun, özür kabul eden sırf askeri suç niteliğinde olması nedeniyle, sanığın, Askeri Mahkeme huzurundaki sorgusunda ileri sürdüğü rahatsızlıklarıyla ilgili araştırma yapılmamış olmasının noksan soruşturma teşkil ettiğini kabul ederken;
Başsavcılık; sanığın, çelişkili beyanlarının cezadan kurtulmaya yönelik olduğu, izni sırasında düzenlenen bel ağrısı şikayetine ilişkin rapor dışında psikolojik rahatsızlığına yönelik başkaca bir raporun bulunmadığı ve somut olayda noksan soruşturmanın söz konusu olmadığını ileri sürerek, Daire kararına itiraz etmiştir.
İzin tecavüzü suçunun düzenlendiği ASCKnın 66/1-b maddesinde; Kıtasından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur bulundukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmeyenlerin cezalandırılacağı hüküm altına alınmış olup, kabul edilebilir bir özür nedeniyle birliğe zamanında katılma olanağının bulunmadığı hallerde sanığın suç işleme kastıyla hareket ettiğinden söz edilemeyecektir. Ancak, özür kavramı Kanunda tanımlanmamış olup, Askeri Yargıtayın yerleşik kararlarında, TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 57 ve 58inci maddelerinde sayılan ve bunlara benzerlik arz eden durumlar yasal ve geçerli özür olarak kabul edilmektedir. Sanık tarafından özür olarak ileri sürülen hususların, askerlik hizmetine üstün tutulabilir nitelikte bulunup bulunmadığı, beklenen bir durum olup olmadığı, aniden ortaya çıkıp çıkmadığı, sanığın özür nedeniyle ne kadar süreyle birliğinden ayrı kaldığı, birliğine katılmakta geciktiği süre içinde özür oluşturan hali gidermeye ve bir an önce birliğine katılmaya yönelik olarak ne gibi davranışlar sergilediği dikkate alınarak, her somut olayda sanığın suç işleme kastı ile hareket edip etmediğinin tartışılıp irdelenmesi, yapılacak değerlendirmelerde de özür unsurunun, kanun koyucunun amacını aşacak şekilde yorumlanmaması gerekmektedir (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 17.03.2011 tarihli, 2011/26-26; 24.02.2011 tarihli, 2011/17-17; 17.05.2007 tarihli, 2007/60-58; 12.10.2006 tarihli, 2006/164-166;26.05.2005tarihli, 2005/52-48; 08.01.2004 tarihli, 2004/3-1; 13.11.2003 tarihli, 2003/88-95; 16.10.2003 tarihli, 2003/74-81; 08.05.2003 tarihli, 2003/51-50; 27.03.2003 tarihli, 2003/27-29 ve 04.10.2001 tarihli, 2001/80-84 Esas ve Karar sayılı kararları da bu yöndedir).
Dosyanın incelenmesinde; ...K.lığı emrinde askerlik hizmetini yapan sanığın, 19.07.2010 tarihinde saat 14.00te iki günü yol izni olmak üzere verilen toplam yedi gün süreli kanuni izinle Muğla/Köyceğize gönderildiği, izin süresi içinde rahatsızlanması nedeniyle 23.07.2010 tarihinde Köyceğiz İlçe Jandarma Komutanlığınca Köyceğiz Devlet Hastanesine sevk edildiği ve aynı gün yapılan muayenesi sonucunda, lumbago teşhisiyle reçete düzenlenip on gün istirahat verildiği,
01.08.2010tarihinde saat 24.00te sona eren bu on günlük istirahatine dönüş için bir günlük yol süresi de ilave edildiğinde, en geç 02.08.2010 tarihinde saat 24.00e kadar Birliğine katılması gerekirken 10.08.2010 tarihinde saat 14.32de katıldığı anlaşılmaktadır.
Sanığın, Birlik Komutanı tarafından alınan ifadesinde; istirahat süresi sonunda 05.08.2010 tarihinde dönmesi gerektiğini hesapladığını, bu tarihten itibaren dört gün süreyle geç dönmesinin de sadece dört gün geç terhis olmasına neden olacağını düşündüğünü, izninin bittiğinin ailesine telefonla haber verilmiş olmasına rağmen, biraz yalnız kalmak istediğinden ve geç kalmasından dolayı bir şey olmayacağını düşündüğünden dolayı birliğine geç katıldığını beyan ettiği;
Askeri Mahkeme huzurundaki sorgusunda ise; izinde iken psikolojisinin bozuk olması nedeniyle Köyceğiz Devlet Hastanesinden ongün süreyle istirahat aldığını, ayrıca uykusuzluk çekmesi nedeniyle sağlık problemleri ile uğraştığını, izninin bitiminde birliğine katılmamasının suç teşkil ettiğini bilmediğini, dört gün geç katıldığı takdirde dört gün geç terhis olacağını zannettiğini belirttiği; Birlik Komutanı tarafından tespit edilen ifadesinin de doğru olduğunu söylediği görülmektedir.
Sanığın savunmasında ileri sürdüğü hususlara ilişkin olarak dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, aksine, dizi 5teki sevk yazısında yer alan bilgilere (rapora) göre, 23.07.2010 tarihinde Köyceğiz Devlet Hastanesinde yapılan muayenesi neticesinde lumbago (bel ağrısı) teşhisiyle reçete düzenlenip on gün istirahat verildiği, psikiyatrik bir rahatsızlığının ve teşhisin söz konusu olmadığı, ayrıca sanığın, başka bir sağlık kuruluşunda muayene ve tedavi olduğuna ilişkin bir iddia ve savunmada da bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, dizi 13 teki vaka kanaat raporunda, arkadaşları ve Birlik Komutanı tarafından sanığın ve ailesinin defalarca aranarak izninin bittiği konusunda ikazda bulunulduğu belirtilmektedir.
Açıklamalar doğrultusunda yapılan değerlendirmede; 19.07.2010 tarihinde toplam yedi gün süreli kanuni izne gönderilen sanığa23.07.2010tarihinde Köyceğiz Devlet Hastanesince verilen istirahat raporunun psikolojik rahatsızlık nedeniyle değil, lumbago teşhisiyle verilmiş olması, sanığın başka bir rahatsızlığının bulunduğuna ilişkin dava dosyasında herhangi bir bilgi ve belgenin mevcut olmaması, arkadaşları ve Birlik Komutanı tarafından telefonla aranarak izninin bittiğinin bildirilmesine rağmen dönmemesi, savunmasında, izninin bitmesini müteakip birliğine geç katıldığı süre kadar geç terhis edileceğini zannettiğini belirtmesi karşısında, iddialarının soyut, çelişkili ve gerçeğe aykırı olduğu, Askeri Yargıtayın yerleşik içtihatları dikkate alındığında, ileri sürdüğü hususların Birliğine katılmasını imkansız kılacak veya güçleştirerek ani ve beklenmedik bir hal olarak kabul edilmesinin ve askerlik hizmetine üstün tutulmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla Askeri Mahkemece belirtilen hususların araştırılmamış ve sanığın cezai ehliyeti ile askerliğe elverişli olup olmadığına yönelik inceleme yapılmamış olmasının noksan soruşturma teşkil etmediği sonucuna varıldığından; Başsavcılık itirazının kabulü ile, Daire kararının kaldırılmasına; temyiz incelemesine devam edilmek üzere dava dosyanın Daireye iadesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy