(1632 S. K. m. 50, 130) (5237 S. K. m. 61) (353 S. K. m. 221)
Daire ile Askeri Mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa yüklenen suçun sübuta erip ermediğine ilişkindir.
Daire; yüklenen suçun sübuta ermediğini, zira serbest kaldıktan sonra aracı ile birlikte kışla içerisinde hareket halinde olduğu anlaşılan sürenin azlığı ile araç sevk amirliğine gitmesi için takip etmesi gereken güzergahın dışına çıktığı mesafenin kısalığı ve eylemini aynı kışla içerisinde belirli ve dar bir alan dahilinde gerçekleştirdiği hep birlikte göz önüne alındığında, sanığın eyleminin disiplin tecavüzü mahiyetinde kaldığını kabul ederken;
Askeri Mahkeme; yüklenen suçun sübuta erdiği gerekçesiyle mahkûmiyet hükmünde direnmiştir.
Dosyada mevcut delillere göre; sanığın, 07.11.2008 tarihinde kendisine zimmetli olan xxxx83 plakalı Renault Toros marka askeri araç ile, saat 19.00da Tabur Komutanı P.Yb. Z.K. tarafından serbest bırakılıp Araç Sevk Amirliğine gitmesi konusunda talimat verilmesine rağmen, Araç Sevk Amirliğine giderek aracını teslim etmesi gerekirken gitmeyerek, şahsi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla saat 20.10a kadar kışla içerisinde dolaştığı ve arkadaşları ile sohbet etmek için teknik hizmetler birimine gittiği anlaşılmaktadır.
ASCKnın 130uncu maddesinde düzenlenen askeri eşyayı özel menfaati için kullanmak suçunun oluşması için, askeri hizmete tahsis edilmiş eşyanın tahsis gayesi dışında özel bir çıkar sağlamak amacıyla kullanılması şarttır. Suçun maddi unsuru, eşyanın özel işlerde kullanılarak menfaat teminidir. Kullanma sonucu sağlanan çıkarın mutlaka maddi ve ekonomik bir değer taşıması gerekmez. Maddi olmayan, birtakım manevi değerlerin de menfaat sağlama olarak kabulü mümkündür. Suçun manevi unsuru, şahsi menfaat sağlamak özel kastıdır. Kastın tespitinde sanığın beyanı, dış aleme yansıyan hareketleri ve varsa maddi olgulara dayanılacaktır. Askeri eşyayı özel menfaatinde kullanmaya iten sebebin (saikin) ise, yüklenen suçun oluşumuna bir etkisi bulunmamaktadır.
Sanığın, kendisine hizmet gereği teslim edilmiş olan ve bu nedenle sevk ve idaresinde bulunan askeri araç ile 07.11.2008 günü çıkmış olduğu görevin bitiminde Araç Sevk Amirliğine giderek aracını teslim etmesi gerekirken, şahsi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kışla içerisinde dolaştığı, böylece, sorumluluğunda bulunan askeri aracı, hizmet gayesi dışında kullandığı hususunda bir kuşku bulunmamaktadır.
Bu itibarla; sanığın, bu aracı özel menfaati için hizmet gayesi dışında kullandığı sürenin ve mesafenin kısa olmasının, eylemin aynı kışla içerisinde belirli ve dar bir alan dahilinde gerçekleştirilmesinin, suçun sübutuna bir etkisinin bulunmadığı, bu durumun Askeri Mahkemece TCKnın 61inci maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, nitekim Askeri Mahkemece bu hususun göz önüne alınarak temel cezanın alt sınırdan tayin edildiği, kurulan hükümde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, Askeri Mahkemece, sanığın ek savunması alınmadan ASCKnın 130/2 ve 50nci maddelerinin tatbikiyle cezasının artırılması hukuka aykırı bulunmakla birlikte; başlangıçta ASCKnın 130/1inci maddesi uyarınca tayin edilmiş olan temel hapis cezasının, ağırlaştırıcı sebep nedeniyle bir gün artırılmasından sonra, takdiri hafifletici sebep nedeniyle TCKnın 62nci maddesi uyarınca yapılan indirim sonucunda, tekrar aynı (temel cezaya eşit) miktarda bir hapis cezasının verilmiş olması karşısında, hükme (sonuç karara) etkisi bulunmayan bu hata, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi de göz önüne alınarak bozma sebebi yapılmamış ve işaret etmekle yetinilmiştir.
Belirtilen nedenlerle; sanık müdafiinin kabule değer görülmeyen temyiz nedenlerinin, reddine; mahkûmiyete ilişkin direnme hükmünün onanmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy