(353 S. K. m. 107, 108, 109, 110, 204, 243, Ek m. 1) (5271 S. K. m. 172)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Askeri Savcı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara karşı yapılan itirazı incelemeye yetkili olan en yakın askeri mahkemenin, soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisinin adli yargının görev alanına girdiğini kabul ederek, soruşturma dosyasının Cumhuriyet Savcılığına gönderilmesine karar verme yetkisinin bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Daire; olay, eylem ve şüpheliler tespit edilmeksizin verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı itirazı haklı gören Askeri Mahkemenin, 353 sayılı Kanunun 204/5inci maddesi uyarınca, soruşturmaya devam edilebilmesi için dosyanın, Askeri Savcılık yerine, bu konuda yetkili ve görevli olduğunu değerlendirdiği Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verebileceğini kabul ederken;
Başsavcılık; kovuşturmaya yer olmadığı kararına yönelik itirazı inceleyen Askeri Mahkemenin verebileceği kararların, 353 sayılı Kanunda sınırlı olarak düzenlendiğini ve soruşturmayı yürütmekte olan Askeri Savcılığın yerine geçerek görevsizlik kararı mahiyetindeki bir karar ile soruşturma dosyasını Cumhuriyet Başsavcılığına göndermesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, Daire kararına itiraz etmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; . Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığının, J.Komd.Er A.Y.'nin, 08.09.2008 tarihinde ... İlçe J.K.lığına bağlı . Karakolu sorumluluk bölgesinde bulunan Kızıltaş Tepe bölgesinde yapılan gözetleme ve pusu faaliyeti sırasında, saat 19.00 sıralarında meydana gelen ateşli silahla yaralanması sonucu ölümü olayı ile ilgili olarak yapılan soruşturma sonunda, A.Y.nin, askerliğe elverişsiz hale gelmek maksadıyla, taşıdığı silahı kullanarak kendisini sol memesinin üst kısmından bitişik atışla yaraladığı, ancak yaralanması nedeniyle vefat ettiği, yaralanmasında ve bu sebeple ölmesinde kendi iradi hareketlerinden başka bir etkenin rol oynamadığı, A.Y.nin ölmesi nedeniyle kovuşturma yapılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiği;
Bu karara, olaydan zarar görenler tarafından yapılan itiraz üzerine, en yakın askeri mahkeme olan Askeri Mahkemesince; önce iki defa soruşturmanın genişletilmesine karar verildikten sonra, mütevveffanın, kendini askerliğe elverişsiz hale getirme suçunun şüphelisi olduğu veya intihar kastıyla hareket ettiği yönünde yeterli ve kuvvetli delil elde edilemediği ve ayrıca orada bulunan başkaca bir askeri personel tarafından da yaralanmadığı, ölümüne sebep olan yaralanmasının, kimliği henüz belirlenemeyen ve asker kişi olmayan kişilerce gerçekleştirilmiş olma olasılığının, diğer olasılıklara göre daha kuvvetli olduğu ve soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisinin adli yargının görev alanına girdiği değerlendirilerek, itirazın kabulüne, Askeri Savcılıkca verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılmasına, soruşturma dosyasının, görevli ve yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma müessesesi, 353 sayılı Kanunun 5530 sayılı Kanunla değişik 243üncü maddesinde düzenlenmiş olup, maddede yer alan;
Askeri mahkemelerden verilen ve Askeri Yargıtayda incelenmeksizin kesinleşen karar ve hükümlerde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Milli Savunma Bakanı, o karar veya hüküm hakkında kanun yararına bozma yoluna gidebilir. Bu takdirde o karar veya hükmün Askeri Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Askeri Yargıtay Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.
Askeri Yargıtay Başsavcısı tebliğnamesine yalnız bu sebepleri yazar ve dosyayı Askeri Yargıtay Başkanlığına verir.
Askeri Yargıtay, ileri sürülen bu sebepleri yerinde görürse kararı veya hükmü bozar. ..., şeklindeki hükümler uyarınca, askeri savcı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itiraz üzerine en yakın askeri mahkeme tarafından verilen duruşmasız işlere ait karara karşı Milli Savunma Bakanı tarafından kanun yararına bozma yoluna gidebileceğinde kuşku bulunmayıp, ileri sürülen konular ve sebeplerle bağlı olarak inceleme yapılması gerekmektedir.
353 sayılı Kanunun 5530 sayılı Kanunla değişik Ek 1inci maddesinin atıfta bulunduğu 5271 sayılı CMKnın 172/1inci maddesi; savcının, soruşturma evresi sonunda kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vereceğini, 353 sayılı Kanunun 5530 sayılı Kanunla değişik 107nci maddesi ise, bu karara karşı teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri ya da suçtan zarar görenin, kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde en yakın askeri mahkemede itiraz edebileceklerini öngörmektedir.
İtirazın incelenmesine ilişkin düzenlemelerin yer aldığı 353 sayılı Kanunun 5530 sayılı Kanunla değişik 108/2nci maddesi; Askeri mahkeme kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine lüzum görürse gereken soruşturmayı yetkili askeri savcıya yaptırabilir.;
109uncu maddesi; İtiraz süresi içinde yapılmamış veya sebep gösterilmemişse veyahut kamu davasının açılması için yeter sebepler bulunmazsa askeri mahkeme itirazı reddeder. ;
110uncu maddesi de; Askeri mahkeme, itirazın yerinde ve haklı olduğuna kanaat getirirse, şüpheli hakkında kamu davası açılmasının gerekli olduğuna karar verir ve evrakı yetkili askeri savcıya gönderir.
Bu karar üzerine askeri savcı soruşturma yapmaksızın iddianame ile kamu davasını açar. ;
hükümlerini amir bulunmaktadır.
Bu düzenlemelere göre; itirazı inceleyen askeri mahkemenin, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine lüzum görürse, gereken soruşturmayı yetkili askeri savcıya yaptırabileceği, itiraz süresi içinde yapılmamış veya sebep gösterilmemiş ise yahut kamu davasının açılması için yeter sebepler bulunmaz ise itirazın reddine, itirazın yerinde ve haklı olduğuna kanaat getirmesi durumunda ise, itirazın kabulü ile kamu davası açılmasının gerekli olduğuna karar vererek dosyayı yetkili askeri savcıya göndereceği ve askeri savcının soruşturma yapmaksızın iddianame ile kamu davası açacağı anlaşılmaktadır.
Ceza muhakemesinin amacı, uyuşmazlığa konu olan maddi gerçeğin her türlü şüpheden uzak bir biçimde ortaya çıkartılması suretiyle, sabit görülen ihlallerin hukuki kalıplar içerisinde yaptırıma bağlanmasından ibarettir. Ceza muhakemesinde asıl olan, öncelikle maddi vakanın doğru bir şekilde ortaya konulması, hiçbir kuşkuya yer verilmeyecek şekilde açık ve kesin olarak ispat edilmesi, bilahare hukuki niteleme yoluna gidilmesidir. Soruşturma ve kovuşturma makamları, idari birimlerin bildirdiği şüpheli bilgilerle yetinmeyip, bizzat araştırmayı yapmak veya yaptırmakla yükümlüdürler.
İnceleme konusu somut olayda, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz üzerine Askeri Mahkeme tarafından, iki defa soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesine rağmen, elde edilen delillerle maddi vakanın tam olarak ortaya konulamadığı, suç teşkil eden bir eylemin var olup olmadığının, J.Komd.Er A.Y.'in yaralanmasına ve ölmesine kimin/kimlerin ve ne şekilde sebebiyet verdiğinin açık ve kesin olarak tespit edilemediği görülmektedir.
Buna göre, itirazı inceleyen Askeri Mahkeme tarafından, mevcut delil durumu itibarıyla ihtimaller üzerinden soyut değerlendirmeler yapılarak görev konusuna ilişkin bir karar verilmesi mümkün olmayıp, maddi gerçeğin tam ve kesin olarak ortaya konulması, ortada bir suç var ise şüphelilerin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tüm delilleriyle birlikte tespit edilmesi amacıyla itirazın kabulü suretiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılması, ancak yetkili Askeri Savcılık tarafından soruşturmaya devam edilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, 08.09.2008 tarihinde Tim halinde yapılan gözetleme ve pusu görevi sırasında ateşli silahla yaralanması sonucunda vefat eden J.Komd.Er A.Y.in ölümüne sebebiyet veren kişi veya kişilerin tespit edilememiş olması nedeniyle halen faili meçhul kalan soruşturmaya ilişkin olarak, Er A.Y.in, kendini askerliğe elverişsiz hale getirme suçunun şüphelisi olduğu veya intihar kastıyla hareket ettiği yönünde yeterli ve kuvvetli delil elde edilemediği ve ölümüne sebep olan yaralanmasının, kimliği henüz belirlenemeyen ve asker olmayan kişilerce gerçekleştirilmiş olma olasılığının diğer olasılıklara göre daha kuvvetli olduğu gerekçesiyle, müteveffanın babası ve kardeşlerinin vekilleri tarafından yapılan itirazın kabul edilerek, kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra, meçhul fail veya faillerin araştırılmasına devam edilmesi (soruşturmanın bu yönde genişletilmesi) için, dosyanın Askeri Savcılığa gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, soruşturmayı yapan Askeri Savcılığının yerine geçerek, görevsizlik kararı anlamına gelecek nitelikte Soruşturma dosyasının, görevli ve yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine şeklinde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından; Başsavcılık itirazının kabulü ile Daire kararının kaldırılmasına, Milli Savunma Bakanının kanun yararına bozma isteminin kabulüne, Askeri Mahkeme kararının kanun yararına bozulmasına, suçtan zarar görenlerin itirazı konusunda yeniden bir karar verilmesi için soruşturma dosyasının, Askeri Mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy