(353 S. K. m. 202, 214, 254) (5275 S. K. m. 107)
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlık, Askeri Mahkeme tarafından verilmiş olan duruşmasız işlere ait kararla ilgili itiraz kanun yolu merciinin Askeri Yargıtay mı, yoksa en yakın askeri mahkeme mi olduğuna ilişkin bulunmaktadır.
Daire, duruşmasız işlere ait kararın 353 sayılı Kanun'un 254üncü maddesi kapsamında verilmiş bir karar olduğu ve bu maddenin ilgili hükmü uyarınca incelemenin Askeri Yargıtay tarafından yapılması gerektiği görüşünde iken; Başsavcılık, itiraz konusunun 353 sayılı Kanunun 254üncü maddesi kapsamına girmeyen bir konuya yönelik olduğu ve itiraz incelemesinin 353 sayılı Kanunun 202/2 ve Askeri Ceza ve Tutukevlerinin Yönetimine ve Cezaların İnfazına Dair Yönetmelikin 96ncı maddeleri uyarınca, en yakın askeri mahkeme olduğu görüşündedir.
353 sayılı Kanunun konuyla ilgili hükümleri incelendiğinde:
Kanun'un 202nci maddesinde, bu kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yapılacak itirazları en yakın askeri mahkemenin inceleyeceği;
254üncü maddesinde; cezaların yerine getirilmesi sırasında, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran haller nedeniyle geçirilmiş süreler ile hastanede geçen sürenin cezadan indirilmesine, değişik hükümlerdeki cezaların toplanmasına ve mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksamaya ilişkin bir karar alınması gerekirse, hükmü veren askeri mahkemeden karar isteneceği, bu kararların duruşma yapılmaksızın verileceği, bu kararlara bir hafta içinde itiraz edilebileceği ve itirazları Askeri Yargıtayın inceleyeceği, hükümleri yer almaktadır.
Bu hükümlere göre, kural olarak itiraz merciinin, itiraza konu kararı veren askeri mahkemeye en yakın askeri mahkeme olduğu, açıkça belirtilmiş olan istisnai hallerde ise Askeri Yargıtay olduğu görülmektedir.
Kanun'un, 19, 66, 74, 75, 107, 115, 244, 254 ve Ek Geçici 6ncı maddelerinde itiraz konusu kararlar ve bunları inceleyecek merciler gösterilmiş olup; bunlardan sadece 254üncü madde kapsamında verilebilecek kararlar için itiraz kanun yolu merci olarak Askeri Yargıtay gösterilmişken, diğer bütün kararlar için kanun yolu merciinin en yakın askeri mahkeme olduğu açıkça ifade edilmiştir. 353 sayılı Kanun'un 214üncü maddesindeki temyiz isteminin hükmü veren askeri mahkemece reddiyle ilgili hükümlerde, askeri mahkemece verilecek karara yönelik kanun yolunun itiraz olduğu açıkça gösterilmemiş ise de, bunun da itiraz niteliğinde olduğu kabul edilmekte ve incelemenin Kanun tarafından açıkça gösterilmiş olması nedeniyle Askeri Yargıtay tarafından yapılması gerekmektedir.
Bu hükümlere göre dava konusu uyuşmazlığın çözümü için, itiraza konu kararın niteliğinin ve 353 sayılı Kanun'un 254üncü maddesi kapsamında olup olmadığının çözümlenmesi gerekmektedir.
Yukarıda aşamalarda açıklandığı üzere:
Askeri Mahkemenin 27.05.2010 tarihli ve 612-498 sayılı kararıyla, sanığın (hükümlünün) firar suçundan mahkûmiyetine ve tutukluluk halinin devamına karar verilmiş; bu hüküm, sanık tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Temyiz incelemesi aşamasında, Askeri Mahkemenin 29.9.2010 tarihli kararıyla, tutuklu olan sanığa, 5275 sayılı Kanun'un 44/2-j maddesi uyarınca üç gün süre ile hücre hapsi cezası verilmiş, bu ceza,
1.10.2010-4.10.2010 tarihleri arasında infaz edilmiştir.
Askeri Mahkemenin 27.05.2010 tarihli ve 612-498 sayılı mahkûmiyet hükmü, 24.11.2010 tarihinde, Askeri Yargıtay 1inci Dairesinin 24.11.2010 tarihli ve 2249-2219 sayılı kararıyla onanmak suretiyle kesinleşmiştir.
Dava dosyası Askeri Yargıtaydan henüz dönmeden ve mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği bilinmeden, Askeri Mahkemenin 30.11.2010 tarihli ve 2010/612-1303 sayılı duruşmasız işlere ait kararı ile; mahkûmiyet hükmünün henüz kesinleşmediğinden ve koşullu salıverilme şartlarını taşıdığı takdirde 2.12.2010 tarihinde koşullu salıverilmesi gerekeceğinden bahisle, sanığın, 2.12.2010 tarihinde tahliyesine karar verilmiş; bu kararın gereği olarak, belirtilen tarihte tahliye edilmiştir.
Hükmün kesinleştiğinin öğrenilmesinden sonra, infaz işlemlerine esas olmak üzere yapılan çalışmalar sırasında; hükümlü hakkında disiplin cezası verilmiş olduğu, 5275 sayılı Kanunun 48inci maddesinin 3üncü fıkrasının (b) ve 4üncü fıkrasının (f) bentleri uyarınca bu cezanın infazından sonra altı ay geçmedikçe kaldırılmasının ve bu ceza kaldırılmadan hükümlünün şartla salıverilmesinin mümkün olmadığı, ancak bu sürenin hak ederek salıverilme tarihini geçemeyeceği değerlendirilerek, Askeri Savcı tarafından, hükümlünün tahliye edildiği 02.12.2010 tarihi ile bihakkın tahliye tarihi olan 12.03.2011 tarihleri arasındaki bakiye sürenin infaz edilip edilmeyeceği yönünde bir karar verilmesi istenmiş; Askeri Mahkemenin itiraza konu olan kararıyla, 5275 sayılı Kanunun 44 ve 48 ile Askeri Ceza ve Tutukevlerinin Yönetimine ve Cezaların İnfazına Dair Yönetmelikin 106 ve 109uncu maddeleri hükümleri gerekçe yapılmak suretiyle, 353 sayılı Kanun'un 197, 202 ve 254üncü maddeleri uyarınca, 02.12.2010 - 12.03.2011 tarihleri arasındaki sürenin aynen infazına karar verilmiştir.
Bu karara duyulan gereksinim ile kararın veriliş sebebinin, esas itibarıyla, hükümlünün mahkûmiyet hükmünde belirlenmiş cezasının ne şekilde infaz edileceği, tutuklulukta geçen süre ve kendisine verilmiş olan disiplin cezası itibarıyla şartla salıverilme koşullarını taşıyıp taşımadığı ve tekrar cezaevine alınması gerekip gerekmediği hususlarının belirlenmesi olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Askeri Mahkeme, sorunu, 5275 sayılı Kanunun 48inci maddesinin şartla salıverilmeyi belirli koşullara ... bağlayan 3üncü fıkrasının (b) ve 4üncü fıkrasının (f) bentleri hükümlerini dikkate alarak çözmek yoluna gitmiş; disiplin cezasının infazdan itibaren altı ay geçmekle kaldırılabileceği ve kaldırılmadıkça koşullu salıverme işleminin yapılamayacağına ilişkin bu hükümlere işaret etmek suretiyle, 5275 sayılı Kanun'un 107nci maddesinin 11 inci fıkrası uyarınca hükümlü hakkında ceza infaz kurumu tarafından hazırlanması gereken gerekçeli raporun hazırlanmama sebebini hukuka uygun bulmuş ve hükümlünün hak ederek tahliye edilmesi gereken tarihe kadar koşullu salıverilme şartlarını taşımayacağını belirlemiş ve cezanın ne şekilde infaz edilmesi gerektiğini göstermiştir.
Bu haliyle kararın, cezanın ne şekilde infaz edilmesi gerektiğine, bir bakıma koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığına ilişkin bir karar olduğunu kabul etmek gerekmektedir.
353 sayılı Kanunun 254üncü maddesi uyarınca, mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksamaya ilişkin olarak ihtiyaç duyulan kararlar, mahkûmiyet hükmünde belirtilmiş olan cezanın miktarı itibarıyla duyulan kuşkuları gidermeye yönelik olup; incelemeye konu kararın bu nitelikte olmadığı ve miktarında hiçbir duraksama bulunmayan cezanın ne şekilde infaz edileceğine ilişkin olduğu açıktır.
Bu sebeplerle, 353 sayılı Kanun'un 254üncü maddesi kapsamında olmayan ve 5275 sayılı Kanun'un 107 ve 48inci maddeleri uyarınca verilmiş olan Askeri Mahkeme kararına yönelik itiraz kanun yolu merciinin, 353 sayılı Kanun'un 202/2nci maddesi uyarınca en yakın askeri mahkeme olduğu görülmekle; hukuka aykırı olan Daire kararı ile 3üncü Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 15.04.2011 tarihli ve 2011/647-79 sayılı duruşmasız işlere ait kararının kaldırılmasına ve incelemenin en yakın askeri mahkeme olan 3 üncü Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince yapılmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy