(353 S. K. m. 9, 10) (211 S. K. m. 14, 115)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen amire hakaret suçunun sübuta erip ermediğine ilişkindir.
Daire; suçun sübuta ermediği sonucuna vararak, mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verirken;
Başsavcılık; suçun sübuta erdiğini ileri sürerek, Daire kararına itiraz etmiştir.
Sanık Sivil Memur hakkında açılan kamu davasında, amire hakaret suçunun sübut bulup bulmadığı hususunun incelenmesinden önce; açılan kamu davasının, Askeri Mahkemenin görev alanına girip girmediği konusunun Daireler Kurulunca tartışılması gerekmektedir.
Göreve ilişkin inceleme;
353 sayılı Kanunun 10uncu maddesinde asker kişiler sayılırken, birinci fıkrasının (C) bendinde Milli Savunma Bakanlığı veya Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşlarında çalışan sivil personelin de, bu Kanunun uygulanmasında asker kişi oldukları belirtilmiştir.
1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 22.03.2000 tarihli ve 4551/1 sayılı Kanun ile değişik 3üncü maddesinin birinci fıkrasında da kimlerin askeri şahıs olduğu sayma yoluyla belirtilirken Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personele de yer verilmiş olmakla birlikte; maddenin ikinci fıkrasında Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan Devlet memurlarının asker kişi sıfatları, 04.01.1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 115inci maddesinde belirtilen yükümlülükler ile sınırlıdır. denilmiştir.
211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 115inci maddesi Silahlı Kuvvetlerde çalışan sivil memur, müstahdem, müteferrik müstahdem ve gündelikçi sivil personel bu kanunun askerlere tahmil ettiği sorumluluk ve hizmetlerin ifası bakımından:
a) Amir vazifesi alanlar; maiyetindeki bütün askeri ve sivil personele hizmetin icap ettirdiği emirleri verebilir. Ceza vermek salahiyetleri yoktur. Maiyetin cezalandırılması icap eden hallerde en yakın askeri amire müracaat edilir.
b) Bütün sivil personel emrindeki çalıştıkları askeri amirlere karşı ast durumunda olup bu Kanunun 14üncü maddesinin asta tahmil ettiği vazifeleri aynen yapmaya mecburdurlar. Hilafına hareket edenler askerlerin tabi olduğu ceza ve müeyyidelere tabi olurlar. hükmünü içermektedir.
TSK İç Hizmet Kanununun 115/b maddesinin atıf yaptığı Astın vazifeleri başlıklı 14üncü maddesinde Ast; amir ve üstüne umumi adap ve askeri usullere uygun tam bir hürmet göstermeye, amirlerine mutlak surette itaate ve kanun ve nizamlarda gösterilen hallerde de üstlerine mutlak itaate mecburdur.
Ast muayyen olan vazifeleri, aldığı emri vaktinde yapar ve değiştiremez, haddini aşamaz. İcradan doğan mesuliyetler emri verene aittir.
İtaat hissini tehdit eden her türlü tezahürler, sözler, yazılar ve fiil ve hareketler cezai müeyyidelerle men olunur. denilmektedir.
Yukarıda belirtilip, özetlenen yasal düzenlemelere ve Askeri Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre, Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan tüm sivil personelin, Askeri Ceza Kanununda yazılı amiri tehdit, amire hakaret, amire mukavemet, amire fiilen taarruz, emre itaatsizlikte ısrar gibi askeri suçlarla; 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkında Kanunda yazılı amire saygısızlık, itaatsizlik, amire bilerek doğruyu söylememek gibi disiplin suçlarını işleyebilecekleri hususunda kuşku bulunmamaktadır.
Bu açıklamalar kapsamında; sanık Sivil Memur D.B.nin Komutanlığında sivil memur olarak görev yaptığı, mağdur Tümamiral M.B.E.nin ise .Komutanı olarak görev yaptığı ve sanığın 3üncü sicil amiri olduğu, yükümlülükleri 211 sayılı Kanunun 115inci maddesi ile sınırlı olan sanığın, iddia olunan askeri suç niteliğindeki amire hakaret suçunu işleyebileceği ve bu suçla ilgili davaya bakma görevinin, 353 sayılı Kanunun 9uncu maddesi hükmüne göre askeri mahkemeye ait olduğu anlaşılmaktadır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy