(1632 S. K. m. 138) (5271 S. K. m. 332) (5237 S. K. m. 257)
Daire ile Askeri Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanıkların sübut bulan eylemlerinin suç oluşturup oluşturmayacağına ilişkin bulunmaktadır.
Daire, sanıkların eylemlerinin ASCKnın 138inci maddesi kapsamında askeri mahkeme işine sekte vermek suçunu oluşturacağını kabul etmişken, Askeri Mahkeme, sanıkların suç kastıyla hareket etmedikleri ve eylemlerinin suç oluşturmadığı görüşündedir.
Uyuşmazlığın çözümü için, dava konusu olayın ve mevcut kanıtların incelenmesi gerekmektedir.
Olayın Gelişimi ve Kanıtlar
Dosyada mevcut kanıtlara göre; .Komutanlığı Askeri Mahkemesince ...Komutanlığında görevli Hv.P.Er O.E. hakkında firar suçundan yapılmakta olan yargılamada, 25.08.2008 tarihinde alınan ara kararı gereğince, 26.08.2008 tarihinde Birlik Komutanlığına yazılan müzekkere ile; anılan kişinin, 15.11.2006 tarihinde GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesine sevk edildiğine ilişkin belgenin, 15.11.2006 tarihli birlik yoklamasının veya jurnalinin ve firara ilişkin tutanağın onaylı suretlerinin gönderilmesinin istendiği;
Bu yazının 19.09.2008 tarihinde ...Komutanlığına ulaştığı ve bilgisayar üzerinden yazışma takip programı olan Doküman Yönetim Sistemine (DYS) kaydedildiği, evrakın aynı gün Destek Grup Komutanlığı Havuzuna aktarıldığı, Hizmet Bölük Komutanlığında Bölük Astsubayı olarak görev yapmakta olan sanık Hv.P.Kd.Çvş. A.G. tarafından 08.01.2009 tarihinde görülerek işleme alındığı ve 10.01.2009 tarihinde evrakla ilgili işlemin bitirildiğine dair kayıt düşülmesine rağmen, müzekkere gereği olarak Askeri Mahkemeye yazı yazılmadığı;
Askeri Mahkemece 10.11.2008 tarihinde yapılan duruşmada, Birlik Komutanlığına yazılan müzekkereye cevap verilmemiş olduğu belirlendikten sonra, müzekkerenin CMKnın 332nci maddesi uyarınca şerh düşülmek suretiyle tekidine karar verildiği, bu karar gereği olarak,
26.08.2008tarihli müzekkere ilgi tutulmak ve bir sureti de eklenmek suretiyle yazılan 14.11.2008 tarihli müzekkere ile, talimat akıbetinin araştırılmasının ve çok ivedi yanıt verilmesinin istendiği, bu müzekkerenin altına, CMKnın 332 ve ASCKnın 138inci maddeleri metinlerinin yazıldığı;
Bu yazının 01.12.2008 tarihinde ... Komutanlığına ulaştığı ve Doküman Yönetim Sistemine kaydedildiği, evrakın 02.12.2008 tarihinde Destek Grup Komutanlığı Havuzuna aktarıldığı, Hizmet Bölük Komutanlığında Bölük Astsubayı olarak görev yapmakta olan sanık Hv.P.Kd.Çvş. A.G. tarafından 08.01.2009 tarihinde görülerek işleme alındığı ve 10.01.2009 tarihinde evrakla ilgili işlemin bitirildiğine dair kayıt düşülmesine rağmen, müzekkere gereği olarak Askeri Mahkemeye yazı yazılmadığı;
27.01.2009 tarihinde, Askeri Mahkeme Hakimi As.Hak.Ütğm M.Y. tarafından Hizmet Bölük Komutanlığının telefonla arandığı, Bölük Astsubayı olarak görev yapan sanık Hv.P.Kd.Çvş.A.G. ile yapılan görüşmede; müzekkerelerin Bölük Komutanlığına ulaştığı belirtilmesine rağmen, gereklerinin neden yerine getirilmediği hususuna bir açıklama getirilemediği, müzekkere gereğinin acil olarak Mahkemeye ulaştırılması isteğinin, bu konuda hazırlanan 28.01.2009 tarihli yazı ve eklerinin aynı tarihte Askeri Mahkemeye ulaştırılmak suretiyle yerine getirildiği;
02.02.2009 tarihinde yapılan duruşmada alınan ara kararı gereğince; sanıklar hakkında, TCKnın 257/2nci maddesindeki memuriyet görevini ihmal veya ASCKnın 138inci maddesindeki askeri mahkeme işine sekte vermek suçundan dolayı suç duyurusunda bulunulması ve Komutanlık tarafından soruşturma emri verilmesi üzerine soruşturmaya başlanıldığı;
Anlaşılmaktadır.
Sanık Hv.P.Kd.Çvş.A.G., savunmalarında; 2008 yılı Haziran ayından beri Hizmet Bölüğü İdari İşler Astsubayı olarak görev yaptığını, idari işlerde kendisinden başka iki yazıcı askerin bulunduğunu, .Komutanlığında evrak akışının 2007 tarihinden itibaren elektronik sistem üzerinden yapıldığını, bu sistemde gelen dış yazışma evrakının önce merkez kısma geldiğini, burada tarayıcıdan geçirilerek, Destek Grubun ortak havuzu olan elektronik ortama atıldığını, ilgili birim astsubaylarının da bu yazıları inceleyerek yazışmayı kendi havuzlarına aktardıklarını, bu şekilde alınıp, gereği yapılan evrakın çıktısının alındığını ve imzaya yetkili kişinin imzalaması sağlandıktan sonra gönderen makama iletilmek üzere postaya verildiğini, Bölüğe gelen yazıların kendisi tarafından sistemden çekilip gereğinin yapıldığını; 08.09.2008-26.09.2008 tarihleri arasında yurt içi bir kursta bulunduğu için, 19.09.2008 tarihinde Destek Grup Havuzuna alınan 26.08.2008 tarihli müzekkerenin Hizmet Bölüğü Havuzuna aktarılamadığını, daha sonra da havuzda çok fazla evrak bulunması nedeniyle göremediğini;
14.11.2008tarihli evrakın da Destek Grup Havuzuna 02.12.2008 tarihinde aktarıldığını, ancak önceki müzekkere ile bağlantılı olduğundan, sistem tarafından, tarihi eski olduğu için listenin alt sıralarında bulunan önceki müzekkerenin olduğu bölüme aktarılmış olduğunu, bu nedenle göremediğini; müzekkereleri 08.01.2009 tarihinde açtığını, ancak aradan geçen zaman nedeniyle bunların gereğinin Bölük Komutanının talimatıyla yazıcı askerler tarafından yerine getirilmiş olduğunu düşündüğü için bir şey yapmadığını; Bölükte 350ye yakın asker bulunduğunu, günde ellinin üzerinde evrak geldiğini, Askeri Mahkeme talimatının yerine getirilmemesi gibi bir lüksünün ve kastının olamayacağını, ilk müzekkerenin geldiği tarihte kursta olmasının ve bilgisayar sisteminin buna neden olduğunu ifade etmiştir.
Sanık Hv.P.Ütğm. H.T.S., savunmalarında; Bölükte dış yazışmaları hazırlamakla sanık Hv.P.Kd.Çvş. A.G.nin görevli olduğunu, kendisinin Bölük Komutanı olarak denetim ve gözetim sorumluluğu bulunduğunu; ilk müzekkerenin geldiği tarihte yoğun tören faaliyetleri bulunması ve sanık Abdülkadirin kursta olması nedeniyle sisteme bakılamadığını, sanık Abdülkadirin kurs dönüşünde müzekkereyi görmemesi ve ikinci müzekkerenin de bağlantı nedeniyle listenin alt sıralarındaki ilk müzekkereyle birlikte yer alması nedeniyle işlem yapılamadığını, durumun öğrenilmesi üzerine müzekkere gereğinin yerine getirildiğini; suç kastı bulunmadığını beyan etmiştir.
Sanıklar hakkında Destek Grup Komutanı tarafından vaka kanaat raporlarında; dava konusu olayın iş yoğunluğundan ve DokümanYönetim Sisteminin yeni öğrenilmesinden kaynaklandığı, kasıtlı bir davranış olmadığı, sanıkların çalışkan ve başarılı personel olduğu belirtilmiştir.
Eylemlerin Değerlendirilmesi
Askeri Ceza Kanununun Askeri Mahkeme işine sekte verenler başlığı altında düzenlenmiş olan 138nci maddesinde:Askeri mahkemelerin vazifelerini ve muamelelerini makbul sebep olmaksızın geciktiren altı aya kadar hapsolunur. hükmü yer almakta olup; bu suçla, askeri mahkemelerin görevlerini yerine getirmelerinin geciktirilmesi yaptırıma bağlanmış bulunmaktadır. Madde metninde sadece askeri mahkemelerden bahsedilmesine karşılık, askeri yargı faaliyetlerinin süratle yerine getirilmesine ilişkin olarak korunmak istenen menfaat kapsamında, askeri mahkeme kavramının soruşturma makamları olan askeri savcılıkları da kapsadığı kabul edilmiştir.
Maddede, gecikmeye sebep olan ibaresi yerine geciktiren ibaresine yer verilmesi dikkate alındığında, suçun oluşması için, askeri yargı makamlarının yargılamayla ilgili işlemlerinin bilinçli olarak geciktirilmesi gerektiği, çeşitli nedenlerle gecikmeye sebep olma halinin suç kapsamında bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Buradan, suçun kasıtlı bir suç olduğu ve oluşması için failin askeri mahkeme işini geciktirme eylemini bilerek ve isteyerek, bunun bilincinde (farkında) olarak gerçekleştirmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Oluşa göre; sanıkların, Askeri Mahkeme tarafından gönderilen müzekkereleri, dikkatsizlik ve özensizlik olarak değerlendirilebilecek eylemleri sonucu, görmedikleri veya gereklerinin yerine getirildiği düşüncesiyle hareket etmiş olmalarından dolayı yanıtlamadıkları, telefon görüşmesiyle durumu öğrenir öğrenmez istenilen hususları bildirmek suretiyle bu konudaki tutumlarını gösterdikleri, yargılamayla ilgili işlemlerin bilinçli olarak geciktirilmesi gibi bir niyetlerinin olmadığı, böyle bir kasıt altında hareket ettiklerine ilişkin hiçbir bulgu, emare ve kanıt bulunmadığı anlaşıldığından, inceleme konusu olayda ASCKnın 138inci maddesindeki suçun unsurları bulunmamaktadır.
TCKnın 257/2nci maddesinde yazılı memuriyet görevini ihmal suçunun unsurlarından olan, görev gereklerinin yapılmasında gösterilen ihmal ve gecikme sonucu; kişilerin mağduriyetine veya kamunun ekonomik zararına sebep olma ya da kişilere haksız bir menfaat sağlama hallerinin gerçekleşmemiş olması nedeniyle, somut olayda bu suçun da unsurlarının bulunmadığı görülmektedir.
Dairenin bozma kararına ayrışık gerekçeyle iştirak eden Üyeler tarafından; müzekkerelere zamanında yanıt verilmemesi sonucuyargılamanın gecikmesine sebebiyet verilmek suretiyle, firar suçundan yargılanmakta olan Hv.P.Er O.E.nin mağduriyetine sebep olunduğu ve görevi ihmal suçunun unsurlarının oluştuğu ileri sürülmüş ise de; yargılamanın gecikmiş olduğuna ve böylece yargılanan kişinin mağduriyetine sebep olunduğuna ilişkin somut bir iddia ya da şikayet bulunmadığı gibi, firar suçuyla ilgili yargılamanın bütün aşamalarına ait bilgi ve belgelerde mevcut olmadığından, yargılanan kişinin mağduriyetine sebebiyet verecek şekilde gerçekten bir gecikme olup olmadığı da bilinememektedir. Kaldı ki; maddede ifade edilmek istenen mağduriyet kavramının ne olduğu madde gerekçesinde açıklanmış olup; burada, kişilerle ilgili özel bir uygulama sonucu somut hak ihlallerinin söz konusu edildiği hususunda kuşku bulunmamaktadır.
Askeri Mahkeme tarafından yazılmış olan müzekkereleri Doküman Yönetim Sisteminden Bölük Havuzuna alarak, gerekli işlemleri yapmak görevinin Bölüğün İdari İşler Kısmında görevli olan sanık Hv.P.Kd.Çvş. A.G.ye ve burada görevli iki yazıcı askere ait olması sebebiyle, sanık Hv.P.Kd.Çvş. A.G.nin bir ihmalinden söz edilmesi, görevi ihmal suçunun diğer unsurlarının varlığı halinde suç kastının varlığının da tartışılması gerektiği kabul edilebilir ise de; Bölük Komutanının bu konuyla ilgili görevinin denetim ve gözetimle sınırlı olması ve müzekkerelere cevap verilmediğini son aşamada öğrenmiş bulunmasına göre; sanık Hv.P.Ütğm. H.T.S.nin suç kastı ile hareket ettiğini ortaya koyabilen belirlenmiş bir davranışının varlığından söz edilmesi de mümkün değildir.
Sonuç olarak, gerekçeli hükümde açıklanan sebeplerle, sanıkların üzerlerine atılı suçun unsurları itibarıyla oluşmadığının kabulüyle verilmiş olan beraat kararlarında hukuka aykırılık bulunmadığından, yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, beraat hükümlerinin onanmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy