(1632 S. K. m. 131) (5237 S. K. m. 141)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlık; sanığın 31.05.2009 tarihinde gerçekleştirdiği, xxxxxx kütük numaralı resmi Mührü, Uzm.J.II.Kad.Çvş. Ş.D.'nin İlçe Jandarma Komutanlığındaki çalışma odasındaki masanın üst çekmecesinden gizlice almak şeklindeki eyleminin hangi suçu oluşturacağı noktasındadır.
Askeri eşya ön sorunu:
Bahse konu suçların konusunun ortak ve Askeri eşya olduğu dikkate alındığında, xxxxxx kütük numaralı resmi Mührün Askeri eşya olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
Yürürlükteki kanunlarda, Askeri eşyadan ne anlaşılması gerektiğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Ordu Mal Yönetmeliğinde, Ordu elinde bulunan Devlet malına Ordu malı denileceği belirtilmektedir. Askeri hizmetin ifası için tahsis edilen ve Ordunun elinde (envanterinde) bulunan, yani Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanımına tahsis edilmiş tüm eşyanın, askeri eşya sayılacağı, Askeri Yargıtay kararlarında kabul edilmiş bir keyfiyettir. (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 23.03.2011 tarihli ve 2011/229-224 sayılı kararı aynı yöndedir.)
Belirtilen nedenlerle; şüpheli J.Er S.B.'nin, Uzm.J.II.Kad.Çvş. Ş.D.'nin İlçe Jandarma Komutanlığındaki çalışma odasında, masanın üst çekmecesinde bulunan ve İlçe Jandarma Komutanlığına askeri hizmetin ifası için tahsis edilmiş, 18 Kasım 2002 tarihli, xxxxxx kütük numaralı Mührün Askeri eşya niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.
Sanığın eyleminin değerlendirilmesi:
ASCKnın 131inci maddesinde, her türlü askeri erzak, eşya ve hayvanları çalanlar veya zimmetine geçirenler, yahut ihtilas edenler veya satanlar, yahut rehine verenler ve bunları bilerek satın alanlar veya rehin kabul edenler veya gizleyenlerin cezalandırılacağı öngörülmüş ancak, çalmak ya da gizlemekten ne anlaşılması gerektiği madde metninde ya da Kanunun diğer bir bölümünde açıklanmamıştır.
Askeri Ceza Kanununa göre genel nitelikte olan Türk Ceza Kanununun Hırsızlık başlığı altında düzenlenen 141inci maddesinde ise, zilyedinin rızası olmadan, başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alanların cezalandırılacağı öngörülmüştür.
Gizlemenin sınırları ise, yargı kararları ile çerçevelenmektedir.
TCKnın 141inci maddesinde öngörülen hırsızlık suçunun oluşumu için gereken faydalanma kastının, maddi ya da manevi her türlü yararı kapsadığı kabul edilmektedir.
Yürürlükteki TCK yönünden, çalmak suçu için, başkasına ait olduğunu bildiği bir eşyayı, zilyedinin rızası olmadan, bulunduğu yerden, faydalanmak kastı ile almak yeterlidir. Gizlemek için ise, sanığın kime ait olduğunu bilmediği ve ancak kendisine tahsis edilmemiş veya zilyetliğinde olmayan bir askeri eşyayı, sonradan kullanmak üzere gizlenmesi olarak nitelendirilebilir.
Somut olayda sanık, mührü çöp tenekesine atmak suretiyle, sonradan kullanmak yönünde bir amacı olmadığını ortaya koymuştur. Dolayısıyla eylemin gizlemek olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.
Mührü, zilyedinin rızası olmaksızın çekmeceden alan sanığın eyleminin, askeri eşyayı çalmak suçuna vücut vereceği sonucuna varıldığından, Başsavcılığın itirazının kabulüne karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy