(AİHS m. 6) (2709 S. K. m. 90, 145, 153) (5237 S. K. m. 43, 62, 204, 210) (765 S. K. m. 102, 339) (353 S. K. m. 9, 10, 16)
İnceleme Konusu: Zincirleme resmi belgede sahtecilik suçundan sanıklar Ord. Hemşire Satıhanım UĞURATEŞ, Ord. Hemşire Şenay GÜRBÜZ ve Ord. Hemşire Hatice ŞEKERCİ haklarında 2'nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince verilen 25.4.2011 tarihli ve 2011/320-107 sayılı mahkumiyet ve görevsizlik hükümlerinden, sanıklar Ord. Hemşire Satıhanım UĞURATEŞ ve Ord. Hemşire Şenay GÜRBÜZ haklarındaki mahkumiyet hükümlerinin görev yönünden bozulmasına, sanık Ord. Hemşire Hatice ŞEKERCİ hakkındaki görevsizlik kararının onanmasına ilişkin Askeri Yargıtay 4'üncü Dairesinin 196.2012 tarihli ve 2012/711-747 sayılı kararına, Askeri Yargıtay Başsavcılığınca süresinde yapılan itirazın incelenmesidir.
Yargılama Aşamaları Olay ve iddia: 2'nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığının 17.10.2005 tarihli ve 2005/1600-961 sayılı iddianamesiyle; Gelibolu Asker Hastanesinde hemşire olarak görev yapmakta olan şüphelilerin, 2000 ve 2001 yılları arasında, zincirleme resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri iddiasıyla; 5237 sayılı TCK'nın 210/2'nci maddesinin ikinci cümlesi delaletiyle, 204/1 ve 43/1'inci maddeleri uyarınca cezalandırılmaları, sebebiyet verdikleri Hazine zararlarının 353 sayılı Kanun'un 16'ncı maddesi uyarınca tazminen tahsiline karar verilmesi istemiyle kamu davası açılmıştır.
Hüküm I: 2'nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 29.4.2008 tarihli ve 2008/141-88 sayılı hükmü ile;
1) Sanık Ord. Hemşire Satıhanım UĞURATEŞ'in, 2000, 2001 yılları arasında zincirleme resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek; 5237 sayılı TCK'nın 210/2, 204/1, 43/1 ve 62'nci maddeleri uyarınca, sonuç olarak iki yıl bir ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sebebiyet verdiği 396,74 YTL Hazine zararının 353 sayılı Kanun'un 16'ncı maddesi uyarınca ödettirilmesine;
2) Sanık Ord.Hemşire Şenay GÜRBÜZ'ün, 2000, 2001 yılları arasında zincirleme resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek; 5237 sayılı TCK'nın 210/2, 204/1, 43/1 ve 62'nci maddeleri uyarınca, sonuç olarak iki yıl bir ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sebebiyet verdiği 96,08 YTL Hazine zararının 353 sayılı Kanun'un
16'ncı maddesi uyarınca ödettirilmesine;
3) Sanık Ord. Hemşire Hatice ŞEKERCl'nin, 2000, 2001 yılları arasında zincirleme resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek; 5237 sayılı TCK'nın 210/2, 204/1, 43/1 ve 62'nci maddeleri uyarınca, sonuç olarak iki yıl bir ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sebebiyet verdiği 44,83 YTL Hazine zararının 353 sayılı Kanunun 16'ncı maddesi uyarınca ödettirilmesine;
karar verilmiştir.
Daire Kararı I: Bu hükümlerin sanıklar ve müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Askeri Yargıtay 4'üncü Dairesinin 16.6.2009 tarihli ve 2009/171-1276 sayılı kararıyla; yemin verilmeden dinlenilmiş olan bir tanığın ve istinabe duruşma tutanağı Hakim ve Tutanak Katibi tarafından imzalanmamış olan başka bir tanığın beyanlarının hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğu kabul edilerek, mahkumiyet hükümlerinin ayrı ayrı bozulmasına karar verilmiştir.
Hüküm II: 2'nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesince bozma kararına uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda verilen 25.4.2011 tarihli ve 2011/320-107 sayılı hüküm ile;
1) Sanık Ord. Hemşire Satıhanım UĞURATEŞ'in, 2000, 2001 yılları arasında zincirleme resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek; 5237 sayılı TCK'nın 210/2, 204/1, 43/1 ve 62'nci maddeleri uyarınca, sonuç olarak iki yıl bir ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sebebiyet verdiği 373,48 TL Hazine zararının 353 sayılı Kanun'un 16'ncı maddesi uyarınca ödettirilmesine;
2) Sanık Ord. Hemşire Şenay GÜRBÜZ'ün, 2000, 2001 yılları arasında zincirleme resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek; 5237 sayılı TCK'nın 210/2, 204/1, 43/1 ve 62'nci maddeleri uyarınca, sonuç olarak iki yıl bir ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sebebiyet verdiği 128,89 TL Hazine zararının 353 sayılı Kanun'un 16'ncı maddesi uyarınca ödettirilmesine;
3) Sanık Ord. Hemşire Hatice ŞEKERCİ hakkında, 2000, 2001 yılları arasında zincirleme resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinden bahisle açılmış olan davayla ilgili olarak; 353 sayılı Kanun'un 9, 17, 19 ve 176'ncı maddeleri uyarınca Askeri Mahkemenin görevsizliğine;
karar verilmiştir.
Temyiz; Bu hükümler, sanıkların müdafileri tarafından; davaların zaman aşımına uğradığı ve verilen kararların hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Tebliğname: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 18 11.2011 tarihli ve 2011/3339-3694 sayılı tebliğnamesi ile; her üç sanığın eylemlerinin memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunu oluşturabileceği, bu nedenle verilmiş olan mahkumiyet hükümlerinin ve görevsizlik kararının hukuka aykırı olduğu, ancak memuriyet görevini kötüye kullanmak suçu bakımından da dava zaman aşımı sürelerinin dolmuş olması nedeniyle kamu davalarının düşmesine karar verilmesi gerektiği görüşü bildirilmiştir.
Daire Kararı II: Askeri Yargıtay 4'üncü Dairesinin 28.2.2012 tarihli ve 2012/11-274 sayılı kararıyla, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından, MSB ve TSK'da görevli sivil memurların askeri mahkemelerde yargılanmalarına olanak tanıyan düzenlemelerin adil yargılanma hakkı kapsamında Sözleşme'nin 6/1'inci maddesine aykırı olduğunun saptanmış olduğu; dolayısıyla, Anayasa'nın 90'ıncı maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6'ncı maddesinin birinci fıkrası hükümleri uyarınca, Devlet memuru olan sanıkların askeri mahkemede yargılanmalarının mümkün olmadığı kabul edilerek; mahkumiyet hükümlerinin görev yönünden bozulmasına ve görevsizlik kararının değişik gerekçeyle onanmasına karar verilmiştir.
Daireler Kurulu Kararı I: Bu karara Askeri Yargıtay Başsavcılığı tarafından itiraz edilmesi üzerine Daireler Kurulunun 26.4.2012 tarihli ve 2012/60-57 sayılı kararıyla; Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personelin 353 sayılı Kanun'un 10'uncu maddesi uyarınca yargılama hukuku bakımından, ASCK'nın 3'üncü maddesi uyarınca maddi askeri ceza hukuku bakımından asker kişi sayıldıkları ve bu kişilerin, kanunlarda gösterilen haller ve suçlarla sınırlı olarak yargılamalarının askeri mahkemeler tarafından yapılması gerektiği; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışmakta olan bir sivil personelin askeri mahkemede yargılanmasını adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul etmesine ilişkin kararının, askeri mahkemelerin görevlerini belirleyen Anayasa ve kanun hükümlerini ortadan kaldırıcı bir niteliği ve gücü bulunmadığı kabul edilerek, Askeri Yargıtay 4'üncü Dairesinin 28.2.2012 tarihli ve 2012/11-274 sayılı kararının kaldırılmasına ve diğer yönlerden temyiz incelemesine devam edilmek üzere, dava dosyasının Askeri Yargıtay 4'üncü Dairesine iadesine karar verilmiştir.
Daire Kararı ili: Askeri Yargıtay 4'üncü Dairesinin 19.6.2012 tarihli ve 2012/711-747 sayılı kararıyla; sanıkların hasta kimlik bilgilerini poliklinik defterine yazmak şeklinde bir görevlerinin bulunduğu, reçete yazmanın münhasıran doktorların görevi olduğu, reçetenin ancak doktor tarafından imzalandığı ve kaşe basıldığı takdirde resmi belge sıfatını kazanabileceği, davaya konu reçeteler yönünden sanıkların görevlerinin bulunmadığı ve bu reçetelerin düzenlenmesinin görevleriyle ilintili de olmadığı; sanıkların acildeki ilaç açığını kapatmaya çalışmaları şeklinde görevlerini suistimal ettikleri iddialarının yerinde görülmediği, dolayısıyla eylemlerinin memuriyet görevini suistimal suçunu oluşturabileceği yönündeki görüşe iştirak edilmediği; Anayasa'nın 145'inci maddesinde 7.5.2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle askeri mahkemelerin görev kapsamını tespit eden madde metninden askeri mahal kavramının çıkarılmış olduğu, asker kişiler tarafından askeri mahalde işlenen, ancak; askeri suç olmayan, asker kişiye karşı veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak da işlenmemiş olan suçlarla ilgili yargılamanın askeri mahkemelerde yapılmasına olanak kalmadığı, sanıkların işlediği iddia olunan ve suç tarihleri itibarıyla 765 sayılı TCK'nın 339'uncu maddesinde ve halen yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'nın ise 204'üncü maddelerinde düzenlenmiş olan resmi belgede sahtecilik suçunun askeri bir suç olmadığı, askeri bir suça bağlı bulunmadığı, asker kişiye karşı veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak da işlenmediği, dolayısıyla dava konusu yargılamayla askeri mahkemenin görevli olmadığı kabul edilerek; sanıklar Ord. Hemşire Satıhanım UĞURATEŞ ve Ord. Hemşire Şenay GÜRBÜZ haklarındaki mahkumiyet hükümlerinin görev yönünden bozulmasına, sanık Ord. Hemşire Hatice ŞEKERCİ hakkındaki görevsizlik kararının onanmasına karar verilmiştir.
İtiraz Tebliğnamesi: Askeri Yargıtay Başsavcılığının 12.7.2012 tarihli ve 2011/3339-3694 (İtiraz: 2012/83) sayılı tebliğnamesi ile; sanıkların hastane acil servisinde ihtiyaç duyulan ilaçların kolay yoldan temini ve böylece ihtiyaç sahiplerine kolaylık sağlamak amacıyla, belirlenmiş usuller dışına çıkarak gerek bizzat doktorlar tarafından düzenlenen, gerekse ilaç kısımlarını da kendilerinin yazıp doktorlara imzalattıkları bir kısım reçetenin boş olan kimlik kısımlarına bazı erbaş-er isimleri yazarak, bu reçeteleri erbaş ve erler için yazılmış gibi göstermek şeklindeki eylemlerinin resmi evrakta sahtecilik suçunu değil, Askeri Hastane acil servisinde daha önce meydana geldiği anlaşılan ilaç açığının kapatılması amacına yönelik olarak gerçekleştirilen ve genel kasıtla işlenebilen memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunu oluşturabileceği; bu suç için 765 sayılı TCK'nın 240'ıncı maddesinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasının öngörüldüğü, ceza miktarı itibarıyla 765 sayılı TCK'nın 102/4'üncü maddesi gereğince tabi olunan yedi yıl altı aylık dava zaman aşımı süresinin 1.6.2009 tarihinde dolduğu ileri sürülerek; Daire kararının kaldırılması, sanıklar Satıhanım UĞURATEŞ ve Şenay GÜRBÜZ hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin ve sanık Hatice ŞEKERCİ hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen görevsizlik kararının, 353 sayılı Kanun'un 221/1'inci maddesi uyarınca suç vasfı yönünden ayrı ayrı bozulmasına; değişen suç vasfına göre dava zaman aşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle, 353 sayılı Kanun'un 220/2-c maddesi gereğince sanıklar hakkında açılan kamu davalarının ayrı ayrı düşmesine karar verilmesi istemiyle, Daire kararına süresinde itiraz edilmiştir.
Daireler Kurulu Kararı
Rapor okunup, Sözcü Üyenin açıklamaları dinlenildi, itirazın süresinde yapıldığı anlaşıldıktan sonra dosya incelendi.
Gereği Düşünüldü:
Yukarıda aşamaları açıklanan dava nedeniyle Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Askeri Hastanede hemşire olarak görev yapmakta olan sanıklar hakkında atılı suçtan yargılama görevinin askeri mahkemeye mi, yoksa adliye mahkemesine mi ait olduğuna ilişkin bulunmaktadır.
Daire; dava konusu olayla ilgili olarak sanıkların görevlerinin bulunmadığı, dolayısıyla eylemlerinin memuriyet görevini suistimal suçunu oluşturmayacağı; sanıkların işlediği iddia olunan resmi belgede sahtecilik suçunun askeri bir suç olmadığı, askeri bir suça bağlı bulunmadığı, asker kişiye karşı veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak da işlenmediği, Anayasa'nın 145'inci maddesinde 7.5.2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle askeri mahkemelerin görev kapsamını tespit eden madde metninden askeri mahal kavramının çıkarılmış olması nedeniyle, asker kişiler tarafından askeri mahalde işlenen, ancak; askeri suç olmayan, asker kişiye karşı veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak da işlenmemiş olan suçlarla ilgili yargılamanın askeri mahkemelerde yapılmasına olanak kalmadığı, dolayısıyla dava konusu yargılamanın adliye mahkemelerinde yapılması gerektiğini kabul etmişken; Başsavcılık; sanıkların eylemlerinin askeri suç niteliğindeki memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunu oluşturduğu, yargılamanın Askeri Mahkemede yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, mahkumiyet ve görevsizlik hükümlerinin suç niteliğindeki yanılgı nedeniyle bozulması gerektiği; ancak, azami dava zaman aşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle her üç sanık hakkındaki davaların düşmesine karar verilmesi gerektiği görüşündedir.
Anayasa Mahkemesi İnternet Sitesinde yer alan bilgilerden, Anayasa Mahkemesi'nin 20.9.2012 tarihinde yapılan toplantısında, 2012/45 Esas sayılı dava dosyasının incelenmesi sonunda; Milli Savunma Bakanlığı veya Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşlarında çalışan sivil personelin askeri mahkemelerde yargılanmalarıyla ilgili olan ve bu kişilerin 353 sayılı Kanun hükümleri bakımından asker kişi olarak kabul edilmelerine ilişkin 353 sayılı Kanun'un 10'uncu maddesi birinci fıkrasının (C) bendinin iptaline karar verildiği öğrenilmekle, öncelikle bu gelişmeyle ilgili olarak görüşme yapılmıştır.
353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun Genel görev başlıklı 9'uncu maddesinde:
Askeri mahkemeler kanunlarda aksi yazılı olmadıkça, asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler;
353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'nun Asker kişiler başlıklı 10'uncu maddesinde:
Bu Kanunun uygulanmasında aşağıda yazılı olanlar asker kişi sayılırlar:
A) Muvazzaf askerler; subaylar, astsubaylar, askeri öğrenciler, uzman jandarmalar, uzman erbaşlar, sözleşmeli erbaş ve erler, erbaş ve erler,
B) Yedek askerler (Askeri hizmette bulundukları sürece),
C) Milli Savunma Bakanlığı veya Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşlarında çalışan sivil personel,
D) Askeri işyerlerinde çalışan ve İş Kanununa tabi bulunan işçiler,
E) Rızası ile Türk Silahlı Kuvvetlerine katılanlar,
F) Askeri yargı organlarınca tutuklanmış veya hapsedilmiş veya askeri makamlarca muhafaza altına alınmış veya gözaltı edilmiş kişiler;
Hükümleri yer almakta olup; Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda sözü edilen kararıyla, Milli Savunma Bakanlığı veya Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşlarında çalışan sivil personelin asker kişi sayılmalarının Anayasa'ya aykırı olduğu saptanmış ve anılan hükmün iptaline karar verilmiş bulunmaktadır.
Anayasa'nın 153'üncü maddesinde, iptal edilen kanun hükümlerinin iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı hükmü yer almakla birlikte; sanıkların iptaline karar verilmiş olan hükümden dolayı Askeri Mahkemede yargılanmakta oldukları ve bu hükmün Anayasa'ya aykırı olduğunun da Anayasa Mahkemesi tarafından saptanmış olduğu açıktır. TSK kadrolarında görevli sivil memurlar olan sanıkların asker kişi sayılmalarına ilişkin Kanun hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğunun karar altına alınmış olması karşısında, bu kişilerin asker kişi olarak kabulüne olanak kalmamış ve haklarındaki dava konusu yargılamaların da adliye mahkemelerinde yapılması zorunluluğu ortaya çıkmış bulunmaktadır.
Bu sebeplerle; değişik gerekçeyle verilmiş olsa bile, Askeri Mahkeme tarafından verilmiş olan görevsizlik kararının onanmasına ve mahkumiyet hükümlerinin görev yönünden bozulmasına ilişkin Daire kararında sonuç olarak bir isabetsizlik bulunmadığından, diğer yönlerden inceleme yapılmamış ve itirazın reddine karar verilmiştir.
Üyeler; Dr.Hak.Alb. M. A. UZUN, Hak. Alb. G. GÜRDAL, Dz.Hak.Alb. R. ŞAFAK, Hak.Alb. O. BAŞOĞUL, Hak.Alb. M. AVCIOĞLU ve Hak.Alb. Ş. AYYILDIZ; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından, MSB ve TSK'da görevli sivil memurların askeri mahkemelerde yargılanmalarına olanak tanıyan düzenlemelerin adil yargılanma hakkı kapsamında Sözleşme'nin 6/1'inci maddesine aykırı olduğunun saptanmış olduğu; dolayısıyla, Anayasa'nın 90'ıncı maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6'ncı maddesinin birinci fıkrası hükümleri uyarınca, Devlet memuru olan sanıkların askeri mahkemede yargılanmalarının mümkün olmadığı ek gerekçesiyle karara katılmışlardır.
SONUÇ VE KARAR:
Açıklanan sebeplerle; Askeri Yargıtay Başsavcılığının 12.7.2012 tarihli ve 2011/3339-3694 (İtiraz: 2012/83) sayılı tebliğnamesi ile yapılan itirazın, 353 sayılı Kanun'un 224 ve 1600 sayılı Askeri Yargıtay Kanunu'nun 22'nci maddeleri gereğince REDDİNE;
18.10.2012 tarihinde ve oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy