(353 S. K. m. 202, 254)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlık; Askeri Mahkeme tarafından verilen, infazın devamına dair duruşmasız işlere ait karara yönelik itirazları inceleyecek, itiraz kanun yolu merciinin neresi olduğuna ilişkindir.
Daire, bahse konu infazın devamına dair duruşmasız işlere ait kararın, 353 sayılı Kanun'un 254üncü maddesi kapsamında verilmiş bir karar olduğu ve bu maddenin ilgili hükmü uyarınca, itiraz incelemesinin Askeri Yargıtay tarafından yapılması gerektiği görüşünde iken; Başsavcılık, itiraz konusunun, 353 sayılı Kanunun 254üncü maddesi kapsamına girmeyen bir konuya yönelik olduğu ve itiraz incelemesinin, 353 sayılı Kanunun 202/2 maddesi uyarınca en yakın askeri mahkeme tarafından yapılması gerektiği görüşündedir.
353 sayılı Kanunun 202nci maddesine, 29.06.2006 tarihli ve 5530 sayılı Kanun ile eklenen ikinci fıkra uyarınca, Kanunda aksi belirtilmedikçe itiraz kanun yolu merciinin en yakın askeri mahkeme olduğu kuşkusuzdur.
Bahse konu Kanunun; Tek hakimle ve kurulla bakılacak işler başlıklı 19uncu, Yabancı memleketlerde işlenen suçlarda yetki başlıklı 24üncü, Birden fazla suçlarda yetki başlıklı 27nci, Birden fazla mahkemeye tabi şüpheliler hakkında yetki başlıklı 28inci, Davanın nakli başlıklı 29uncu, Olumlu yetki uyuşmazlığı başlıklı 30uncu, Olumsuz yetki uyuşmazlığı başlıklı 31inci, Red istemi üzerine verilecek karar başlıklı 43üncü, Temyiz isteminin hükmü veren askeri mahkemece reddi başlıklı 214üncü ve Cezaların yerine getirilmesi sırasında alınması gereken kararlar ve bu kararlara itiraz başlıklı 254üncü maddelerinde, Askeri Yargıtayın nihai hükme yönelik kanun yolları, temyiz, karar düzeltme, yargılamanın yenilenmesi ve kanun yararına bozma dışında, diğer uyuşmazlıklar yönünden ne kadar yetkisi bulunduğu belirlenmiştir.
353 sayılı Kanunun 202nci maddesi ile yukarıda yer verilen hükümler birlikte değerlendirildiğinde, itiraz kanun yolu yönünden istisnai yetkiye sahip olduğu, dolayısıyla anılan kanun yolu yönünden doğal mahkeme olmadığı açıktır.
İstisnai yetkinin çerçevesinin belirlenmesinde daraltıcı yorumdan yararlanmak bilinen bir keyfiyet olup, aksi yaklaşım Doğal hakim ilkesi ile bağdaşmayacaktır.
Somut olayda; hükümlünün firar suçundan verilmiş cezalarının infazının ertelenmemiş olduğu anlaşılmaktadır.
Cezaların yerine getirilmesi sürecinde Askeri Yargıtaya verilen yetki, 353 sayılı Kanunun 254üncü maddesinde öngörülmüştür.
Madde de; cezaların yerine getirilmesi sırasında, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran haller nedeniyle geçirilmiş süreler ile hastanede geçen sürenin cezadan indirilmesine, değişik hükümlerdeki cezaların toplanmasına ve mahkumiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksamaya ilişkin bir karar alınması gerekirse, hükmü veren askeri mahkemeden karar isteneceği, bu kararların duruşma yapılmaksızın verileceği, bu kararlara bir hafta içinde itiraz edilebileceği ve itirazların Askeri Yargıtay tarafından inceleneceği, belirtilmektedir. İnfazın ertelenmemesi yönündeki kararın, sınırlı yorumlanması gereken 254üncü madde kapsamında olmadığı ve dolayısıyla, cezaların ertelenmemesine ilişkin duruşmasız işlere ait karar yönünden itiraz kanun yolu merciinin, en yakın Askeri Mahkeme olduğu kabul edilmiştir. Keza sorun, çektirilecek cezaya ilişkin olmakla birlikte, cezanın hesabında duraksama değil, cezanın ertelenmesi ile ilişkilidir.
Diğer taraftan; Anayasa Mahkemesinin İzin tecavüzü suçu yönünden verdiği iptal kararı gözetilerek, (Anayasa Mahkemesinin 05.07.2012 tarihli ve 2012/9-103 sayılı Kararı, 21.11.2012 tarihli ve 28474 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.), izin tecavüzü yönünden iptaline karar verilen hükümlerin, firar suçu yönünden de iptal edilmesi için aykırılık iddiasında bulunulmuştur.
Lehe kanun değerlendirmelerine ilişkin uyuşmazlıkların Askeri Yargıtay tarafından çözümlenmesinin yerleşmiş uygulama olduğu, geriye yürümemekle birlikte Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının lehe kanun gibi değerlendirilerek uygulama yapılabileceği ve bu uygulama kapsamındaki kanun yolu başvurularının Askeri Yargıtayda incelenmesi gerekebileceği ileri sürülebilir ise de, firar suçu yönünden Anayasa Mahkemesince henüz bir karar verilmemiş olduğuna göre, bu aşamada belirtilen değerlendirmeye iştirak edilmemiştir. Öte yandan, uyuşmazlık konusuna ilişkin olarak askeri mahkemeler arasında farklı uygulamalar olabileceği, bu farklı kabul ve uygulamaların mağduriyete yol açabileceği, bu farklı uygulamaları giderme görevinin itirazı incelemek suretiyle Askeri Yargıtaya ait olduğu ileri sürülebilir ise de; Askeri Yargıtay incelemesinden geçmeden kesinleşmiş kararlar yönünden, askeri mahkemeler arasındaki uygulama birliğini, mağduriyetlere sebebiyet verilmeden sağlamak, Kanun Yararına Bozma kurumunun, süratli ve yaygın şekilde kullanılması ile mümkün olabileceğinden, bu yöndeki kaygıların da yerinde olmadığı değerlendirilmektedir.
Belirtilen sebeplerle, 353 sayılı Kanun'un 254üncü maddesi kapsamında olmadığı değerlendirilen, infazın devamına ilişkin Askeri Mahkeme kararına yönelik itiraz kanun yolu merciinin, 353 sayılı Kanun'un 202/2nci maddesi uyarınca en yakın askeri mahkeme olduğu kabul edilerek; hukuka aykırı olan Daire kararının kaldırılmasına ve bu konuda Askeri Yargıtayca bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy