(1632 S. K. m. 87)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen emre itaatsizlikte ısrar suçunun sübuta erip ermediğine ilişkindir.
Daire; suçun sübuta ermediği sonucuna vararak, mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verirken;
Başsavcılık; suçun sübuta erdiğini ileri sürerek Daire kararına itiraz etmiştir.
Dava dosyasındaki delillerden; sanığın, 17.3.2009 tarihinde 05.00-07.00 saatleri arasında Malzemelik nöbetçisi olduğu ve bu nöbetinin kendisine önceden tebliğ edildiği, ancak uyandırılmasına rağmen nöbetine gitmediği sabit olup, bu konuda Daire ve Başsavcılık arasında herhangi bir uyuşmazlık yoktur.
Olayla ilgili sanık ve tanık beyanları incelendiğinde;
Sanık, aşamalardaki sorgu ve savunmalarında; 05.00-07.00 saatleri arasında Malzemelik nöbetçisi olduğunu, saat 04.30 sıralarında Nöbetçi Onbaşı G.Y. tarafından uyandırıldığında başının ağrıdığını, nöbete gidemeyeceğini belirttiğini, akabinde Silahlık nöbetçisi Er E.K.nin yanına gelerek ve kolundan çekerek Kalk, nöbetine gideceksin lan dediğini, kendisinin de sinirlenerek Başım ağrıyor, gitmiyorum lan, beni kimse nöbete götüremez dediğini, bir müddet sonra Er E.K.nin Nöbetçi Uzman Çavuş K.Ö. ile birlikte geldiğini, Nöbetçi Uzman Çavuşa hasta olduğunu, nöbete gidemeyeceğini belirttiğini, ancak daha sonra nöbete gidebileceğini söylediğini, silahını almak için silahlığa giderken kendisini kaybederek düştüğünü, bir müddet sonra silahlığa gittiğinde ise silahlığın kilitlenmiş olduğunu gördüğünü, bu nedenle de nöbete gidemediğini beyan etmiştir.
Tanık Nöbetçi Onbaşı G.Y. yeminli beyanında; 05.00-07.00 saatleri arasında Malzemelik nöbetçisi olan sanığı kaldırdığında, Başının ağrıdığını, nöbete gidemeyeceğini beyan ettiğini, durumu bildirdiği Silahlık nöbetçisi E.K.nin de koğuşa giderek sanığı kaldırdığını, sanığın Sen kim oluyorsun lan gelmiyorum dediğini, Er E.K.nin sanığın silahını alarak Nöbetçi Uzman Çavuş K.Ö.nün yanına gittiğini, Nöbetçi Uzman Çavuşun sanığın yanına gelmesi üzerine, sanığın nöbetine gideceğini belirttiğini ifade etmiştir.
Tanık Silahlık nöbetçisi Er E.K. yeminli beyanında, Nöbetçi Onbaşının talebi üzerine sanığı kaldırmak için koğuşa gittiğini, uyandırmaya çalıştığında sanığın Sen kim oluyorsun, sen neden karışıyorsun, beni kimse nöbete kaldıramaz diyerek nöbete kalkmadığını, sanığın silahını alarak Nöbetçi Uzman Çavuşa götürdüğünü, Uzman Çavuş ile birlikte döndüklerinde, sanığın, rahatsız olduğunu söyleyince, Nöbetçi Uzman Çavuşun sanığa parafe atması gerektiğini söylediğini, bunun üzerine sanığın nöbetine gideceğini beyan ettiğini, ancak daha sonra nöbetine gitmediğini, silahlığın akşam 17.00den, sabah 07.00ye kadar açık olduğunu ifade etmiştir.
Tanık Uzman Çavuş K.Ö. yeminli beyanında; gürültü üzerine koridora çıktığında, karşılaştığı Silahlık nöbetçisi E.K.nin sanığın nöbete gitmek istemediğini söylemesi üzerine, sanığın yanına giderek nöbete neden gitmediğini sorduğunu, sanığın rahatsız olduğunu bir gün önce de hastaneye gittiğini söylediğini, nöbete gitmeyecek ise parafe atılması gerektiğini belirttiğinde ise, sanığın nöbete gideceğini söylediğini, daha sonra koğuşun önünden geçerken sanığın giyindiğini gördüğünü, ancak saat 06.45 sıralarında nöbet yerlerini gezerken, sanığın nöbete gitmediğini tespit ettiğini ifade etmiştir.
Tanık P.Onb. A.Ç. yeminli beyanında; olay günü 05.00-07.00 saatleri arasında devriye nöbetçisi olduğunu, 04.30 sıralarında Nöbetçi Onbaşı G.Y.nin kendisini kaldırdığını, giyinerek silahlığa gittiğinde, sanığın, Er E.K. ve Onb. G.Y. ile tartıştığını gördüğünü, sanığın Benim başım ağrıyor, beni değiştirin şeklinde sözler söylediğini ve halsiz göründüğünü, daha sonra yere yatarak ağlamaya başladığını, bunun üzerine Er E.K.nin Nöbetçi Uzman Çavuş K.Ö.nün yanına gittiğini, bir müddet sonra Uzman Çavuşun silahlığın önüne gelip sanığa neden nöbete gitmediğini sorduğunu, sanığın da başının ağrıdığını söylediğini, bu arada nöbete geç kalmamak için olay yerinden ayrıldığını ifade etmiştir.
Tanık P.Çvş. E.Z. yeminli beyanında; olay günü gürültü üzerine uyandığını, koridora çıktığında, sanığın yere uzanmış şekilde ağladığını gördüğünü, etrafta hatırlamadığı 4-5 kişinin daha bulunduğunu, sanığı duvarın kenarına çekerek sakinleştirdiğini, ne olduğunu sorduğunda, Rahatsız olduğunu, bu durumu söylediğini, ancak kendisini dinlemediklerini ve nöbete gönderdiklerini söylediğini, sanığın daha sonra Silahlığı açsınlar nöbetime gideceğim dediğini, sanığı bırakarak koğuşa gittiğini (Talimatla alınan ifadesinde okunan yeminli Askeri Savcılık ifadesinde; silahlığın kilitli olduğunu da belirttiği, ancak Talimat Mahkemesinde bu konuda bir soru sorulmadığı görülmektedir) ifade etmiştir.
Emre itaatsizlikte ısrar suçunun, ASCK'nın 87nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, emrin yerine getirilmesini söz veya fiili ile açıkça reddeden veya emir tekrar edildiği halde emri yerine getirmeyenler şeklinde tanımlanan nitelikli halinin oluşması için, itaatsizliğin, emrin yerine getirilmesinin söz veya fiil ile reddedilerek açıkça ortaya konulması veya emir tekrar edildiği halde bilerek ve isteyerek emrin yerine getirilmemesi; askeri otorite ve disipline karşı çıkma, itaat etmeyi reddetme yönündeki bu tür söz veya davranışların itaatsizlik kastı altında sergilenmesi gereklidir.
Somut olayda, sanığın, nöbete kalkmasını söyleyen tüm kişilere rahatsızlığı nedeniyle nöbete gidemeyeceğini belirtmesi, yasal işlem yapılacağının Nöbetçi Uzman Çavuş tarafından bildirilmesi üzerine, nöbete gitmek için hazırlığa başlaması, ancak silahlığın kilitli olması nedeniyle silahını alamaması, halsiz olduğunun tanık beyanlarından anlaşılması karşısında, suç işleme kastıyla hareket etmediği, üzerine atılı suçun manevi unsuru itibarıyla oluşmadığı sonucuna varıldığından; Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy