(2709 S. K. m. 145) (2803 S. K. m. 7) (353 S. K. m. 9) (1632 S. K. m. 87)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; mülki göreve çıkmak üzere silah alınmasına yönelik emre aykırı hareket eden sanığın eyleminin, emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturup oluşturmayacağı ve buna bağlı olarak yargılamanın Askeri Yargı yerinin mi yoksa Adli Yargı yerinin mi görevine girdiğine ilişkindir.
Daire, sanığın, silah alma emrine karşı gelme eyleminin, jandarmanın mülki hizmetinden doğan ve mülki hizmetin ifası sırasında meydana gelen bir eylem olduğu belirtilerek, suç nitelendirmesi yapmaksızın, yargılama görevinin Adli Yargı yerine ait olduğu kabul ederken,
Başsavcılık; silahla personel arasındaki ilişkinin askeri hizmet ilişkisi niteliğinde bulunduğu, jandarmanın tüm hizmeti ve görevleri sırasında silah ile ilgili verilen emirlere aykırı davranışın emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğu ve yargılama görevinin Askeri Yargı yerine ait olduğunu ileri sürmektedir.
Dava dosyasındaki delillerden; sanığın, 12.11.2009 tarihinde, Uzm.J.III.Kad.Çvş. M.İ.nin emir ve komutasında, Bakırköy Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan ve duruşması olan üç kişiyi adliyeye götürmekle görevlendirildiği, Uzm.J.III.Kad.Çvş. M.İ.nin bu görev nedeniyle yapılacak işleri planlayarak, J.Er R.Ç.yi erzak almaya gönderdiği, kalan üç jandarma erinden birisi olan sanığa da, silah ve mühimmat alması görevini verdiği, ancak sanığın Benim şafağım mı kalmış, ben mi alacağım silahı diyerek görevi yerine getirmediği, bu görevini yerine getirmesinin tekrarlanması üzerine de Benim on günüm kaldı, şafağım mı kaldı, niye ben silah alıyorum diye karşılık vermesi üzerine, Uzm.J.III.Kad.Çvş. M.İ.nin sanığa şınav vaziyeti almasını birkaç kez söylemesine rağmen, sanığın şınav vaziyeti almadığı, gürültüleri duyup duruma müdahale eden Bölük Komutanının, sanığı ve Uzm.J.III.Kad.Çvş. M.İ.yi yanına çağırıp olay hakkında bilgi aldığı, akabinde sanığın silah ve mühimmatı aldığı ve tutukluları adliyeye götürme görevinin icra edildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle jandarma personelinin statüsü, görevlerinin niteliği, bu görevlerin yerine getirilmesi sırasında işlenen suçlar yönünden tabi olunan yargı yerleri ile ilgili yasal düzenlemeler ile askeri mahkemelerin görevi ve Askeri Ceza Kanununda düzenlenen emre itaatsizlikte ısrar suçu ile ilgili yasal düzenlemelerin bir arada incelenmesi gerekmektedir.
2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun 7nci maddesi; jandarmanın sorumluluk alanındaki genel görevlerini; mülki görevleri, adli görevleri, askeri görevleri ve diğer görevler olmak üzere düzenlemiş;
1. Mülki görevleri; emniyet ve asayiş ile kamu düzenini sağlamak, korumak ve kollamak, kaçakçılığı men, takip ve tahkik etmek, suç işlenmesini önlemek için gerekli tedbirleri almak ve uygulamak, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinin dış korunmalarını yapmak,
2. Adli görevleri; işlenmiş suçlarla ilgili olarak kanunlarda belirtilen işlemleri yapmak ve bunlara ilişkin adli hizmetleri yerine getirmek,
3. Askeri görevleri; askeri kanun ve nizamlar gereği Genelkurmay Başkanlığınca verilen görevleri yapmak,
4. Diğer görevleri; Yukarıda belirtilen görevler dışında kalan ve diğer kanun ve nizam hükümlerinin icrası ile bunlara dayalı emir ve kararlarla jandarmaya verilen görevleri yapmak,
şeklinde açıklanmıştır.
Jandarmanın askeri görevleri Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Yönetmeliğinin, 131-141 inci maddelerinde, Garnizon Komutanlığı ve askeri inzibat görevleri, yoklama kaçağı ve bakaya ile firar ve izinsizlerin yakalanma ve sevkleri, askere alınacakların çağrı ve toplanması ile ilgili görevler, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri hakkındaki görevleri şeklinde sayılmıştır.
Jandarma personeli tarafından işlenen suçlar nedeniyle yapılacak soruşturmaların usulü ve tabi olunan yargı yerleri konusu ise 2803 sayılı Kanunun 15inci maddesinde düzenlenmiş olup; bu maddenin (c) bendinde; jandarma personelinin askeri yargıya tabi suçları nedeniyle 353 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılarak haklarında ASCK ve TCK hükümlerinin tatbik olunacağı, aynı maddenin (d) bendinde; jandarma personelinin mülki hizmetten doğan veya bu tür hizmeti yaparken işledikleri suçlar nedeniyle adli yargıya tabi oldukları, haklarında 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı belirtilmiştir.
353 sayılı Kanunun, askeri mahkemelerin genel olarak görevlerini düzenleyen 9uncu maddesi; Askeri mahkemeler kanunlarda aksi yazılı olmadıkça, asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler. hükmünü içermekte olup, 12.09.2010 tarihindeki referandumla kabul edilerek yürürlüğe giren 07.05.2010 tarihli ve 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 15inci maddesiyle, Anayasanın 145inci maddesinin birinci fıkrası değiştirilerek yeniden düzenlenmiş ve bu düzenlemeyle, 353 sayılı Kanun'un 9uncu maddesindeki askeri mahallerde ibaresi, üst norm niteliğindeki Anayasa hükmü ile örtülü (zımni) olarak kaldırılmış bulunmaktadır.
ASCKnın 87nci maddesinde; asker kişiler tarafından, hizmete ilişkin emrin; hiç yapılmaması, söz veya fiil ile açıkça reddedilmesi veya emir tekrar edildiği halde emrin yerine getirilmemesi yaptırıma bağlanmış olup; suçun maddi unsurlarını oluşturan eylemler:
- Hizmete ilişkin emrin hiç yapılmaması,
- Hizmete ilişkin emrin yerine getirilmesinin söz veya fiil ile açıkça reddedilmesi,
- Hizmete ilişkin emir tekrar edildiği halde yerine getirilmemesidir.
Bunlardan hizmet emrinin hiç yerine getirilmemesi basit hal olarak düzenlenip, daha az bir ceza öngörülmüşken; diğerleri seçimli hareketli nitelikli hal olarak düzenlenmiş ve bu haller için daha fazla yaptırım belirlenmiştir.
Hizmete ilişkin emir kavramının ne olduğunun belirlenmesi için ilgili hükümlerin incelenmesi faydalı olacaktır:
ASCKnın 12nci maddesinde: Bu Kanunun tatbikatında (Hizmet) tabirinden maksat gerek malum ve muayyen olan ve gerek bir amir tarafından emredilen bir askeri vazifenin madun tarafından yapılması halidir.;
TSK İç Hizmet Kanununun 6ncı maddesinde: Hizmet: Kanunlarla nizamlarda yapılması veyahut yapılmaması yazılmış olan hususlarla, amir tarafından yazı veya sözle emredilen veya yasak edilen işlerdir.;
TSK İç Hizmet Kanununun 7nci maddesinde: Vazife: Hizmetin icap ettirdiği şeyi yapmak veya menettiği şeyi yapmamaktır.;
TSK İç Hizmet Kanununun 8inci maddesinde: Emir: Hizmete ait bir talep veya yasağın sözle, yazı ile ve sair surette ifadesidir.;
Yukarıda sayılan jandarmanın görevlerine bakıldığında, askeri görevlerinin istisnai; adli ve mülki görevlerinin ise genel nitelik taşıdığı görülmektedir.
Somut olayda, 12.11.2009 günü ... Cezaevi Koruma Jandarma Bölük Komutanlığında yapılan sabah içtimasının sona ermesinden sonra, aynı tarihli bir Hizmet Kağıdıyla, Cezaevinde bulunan ve duruşması olan tutuklu üç kişiyi adliyeye götürmekle görevlendirilen Sevk Devriyesi Komutanı Uzm.J.III.Kad.Çvş. M.İ.nin emir ve komutasına verilen, aralarında sanık J.Er N.C.nin de bulunduğu dört jandarma erinin, Bölüğün içtima yerinden ayrılıp, Sevk Devriyesi görevinin yerine getirilmesi için bir araya gelerek toplanmaları, Devriye Komutanı tarafından erlerden birinin erzak almaya gönderilmesi ve sanık Ere de; tutuklu sevki sırasında üzerlerinde bulunması gereken silah ve mühimmatı alması konusunda emir verilmesi anından itibaren mülki göreve başlamış olduklarından, sanık Erin, silah ve mühimmatın alınması konusunda fikir mütalaasında bulunarak, emri yerine getirmemesi şeklindeki eyleminin mülki göreve başlanmadan önce işlendiğine dair Başsavcılık itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Olay günü, sanık Erin, jandarmanın mülki görevi alanına giren ve silahlı olarak icra edilmesi gereken adliyeye tutuklu sevkiyle ilgili görevin yerine getirilmesi bakımından, kendisine silah ve mühimmat alması konusunda verilen emri yerine getirmek istememesinin, askeri hizmetle bir ilgisi bulunmadığı gibi, bu eylemi nedeniyle askeri hizmette herhangi bir aksaklık meydana gelmediğinden; asker kişi aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işlenmeyen ve askeri suç kapsamına girmeyen; jandarmanın mülki hizmetinden doğan ve mülki hizmete başlanıldığı sırada işlenen, yüklenen suça ait davaya bakma görevi Adli Yargı yerine ait olduğundan; Askeri Yargıtay Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy