(353 S. K. m. 197, 209) (5271 S. K. m. 34, 263, 331) (5237 S. K. m. 62) (1632 S. K. m. 87)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın temyiz isteminin süresinde olup olmadığına ilişkindir.
Daire; sanığın yokluğunda verilen ve gerekçesiyle birlikte,
31.08.2010 tarihinde bizzat kendisine yapılan tebligatı geçerli kabul ederek, 353 sayılı Kanunun 209 ve CMKnın Adli tatil başlığını taşıyan 331/1 inci maddeleri hükümlerine göre, temyiz süresinin 13.09.2010 tarihinde mesai saati bitiminde sona erdiğini, bu nedenle, 14.09.2010 tarihinde yapıla temyiz isteminin süre yönünden reddinin gerektiğini kabul ederken;
Başsavcılık; sanığa yapılan tebligatın geçerli olmadığını, bu itibarla temyiz isteminin süresinde olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, ayrıca askeri mahkemelerde adli tatil hükümlerinin uygulanamayacağını ileri sürerek Daire kararına itiraz etmiştir.
Dava dosyasındaki delillerden; sanığın, 03.12.2009 tarihinde 23.00-03.00 saatleri arasında Nizamiye Nöbetçisi olduğu, nöbetine gitmemesi nedeniyle hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçundan açılan kamu davası gereği yapılan yargılanması sonunda, Askeri Mahkemece, emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği sabit görülerek, yokluğunda verilen hükümle, ASCKnın 87/1 (Birinci cümle) ve TCKnın 62nci maddeleri uyarınca yirmi beş gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; mahkumiyet hükmüne ilişkin gerekçeli kararın, 31.08.2010 tarihinde kendisine tebliğ edildiği ve sanığın 02.09.2010 tarihli temyiz dilekçesini 14.09.2010 Salı günü Sakarya Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesine vermek suretiyle, hükmü temyiz ettiği görülmektedir.
Öncelikli olarak tebligatın geçerli olup olmadığı incelendiğinde;
Anayasanın 40/2nci maddesi, Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.,
5271 sayılı CMKnın 34/2nci maddesi, Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.,
CMKnın 232/6ncı maddesi; .kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir,
353 sayılı Kanunun 197nci maddesi, Kanun yollarına başvurma, bundan feragat veya vazgeçme hakkındaki istemlerde merci, taarruz edilen kararı veren veya bu karara aracılık eden askeri savcılık ve eğer taarruz bir mahkeme kararına karşı ise, o mahkemedir.
Kanun yoluna başvurma dilekçe ile olur.
Ancak, askeri mahkeme veya askeri savcılık tutanak katibine bu hususta bir tutanak düzenlenmesi için yapılacak bir beyan ile de olabilir. Bu tutanak askeri savcı veya kıdemli askeri hakim tarafından onaylanır.
Asker kişiler tarafından en yakın askeri birlik komutanına veya askeri kurum amirine bir beyanda bulunmak suretiyle de kanun yoluna başvurulabilir. Bu hususta bir tutanak düzenlenir. Kanuni mehillere uyulmuş olmak için tutanağın bu mehiller içinde düzenlenmiş olması gereklidir,
Tutuklu olanların kanun yollarına başvuracakları mercileri düzenleyen CMKnın 263üncü maddesi; (1) Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt katibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir.
(2) Zabıt katibine başvuru halinde, kanun yollarına başvuru beyanı veya dilekçesi ilgili deftere kaydedildikten sonra bu hususları belirten bir tutanak düzenlenerek tutuklu bulunan şüpheli veya sanığa bir örneği verilir.
(3) Kurum müdürüne başvuru halinde ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapılarak, tutanak ve dilekçe derhal ilgili mahkemeye gönderilir. Zabıt katibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder.
(4) Zabıt katibi veya kurum müdürü tarafından ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapıldığı zaman kanun yolları için bu Kanunda belirlenen süreler kesilmiş sayılır.
hükümlerini içermektedir.
Gerekçeli hükümde, sanığın, gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren bir hafta içerisinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine yapılacak bir beyan ile, asker kişiler yönünden en yakın askeri birlik komutanına veya askeri kurum amirine bir beyanda bulunmak suretiyle, tutuklu bulunanlar yönünden zabıt katibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek veya Askeri Yargıtaya sözlü veya yazılı müracaatta bulunması suretiyle dosyanın temyizen incelenmek üzere Askeri Yargıtaya gönderileceğine aksi takdirde kesinleşeceğinin açıklandığı; tebliğ mazbatasında ise sanığa, ayrıca herhangi bir mahkemeye veya savcılığa dilekçe ile müracaat ya da sözlü müracaatının mahkemece tutanak halinde düzenlenmesi suretiyle de hükmün temyiz edilebileceğinin belirtildiği görülmektedir.
Böylece, sanığa, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleriyle ilgili tüm hususların, Anayasanın 40/2, CMKnın 34/2, 232/6, 263 ve 353 sayılı Kanunun 197nci maddeleri hükümlerine göre, tereddüte yer vermeyecek şekilde ve açıkça gösterilerek tebliğ edildiği; bu şekilde ve usulünce yapılmış olan tebligatta, ayrıca, postaya verilerek gönderilecek bir dilekçe ile de temyiz isteminde bulunabileceğine dair, kanunlarda belirtilmeyen bir açıklamada bulunulmasına gerek olmadığı, kanunda belirtilmeyen hususların da tebligatta yer alması gerektiğine dair bir kabulün, giderek her tebligatı geçersiz kılacağı gibi, bu şekildeki genişletici yorum ve kabullerin kanun koyucunun amacına da aykırı olacağı sonucuna varıldığından; sanığa yapılan tebligatın geçerli olduğuna ve aksi yöndeki görüşü içeren Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir.
CMKnın 331/4üncü maddesindeki, adli tatile rastlayan sürelerin işlemeyeceğine dair kuralın askeri yargıda uygulanıp uygulanmayacağına dair inceleme;
Konu ile ilgili yasal düzenlemelere bakıldığında;
5271 sayılı CMKnın Adli tatil başlıklı 331inci maddesi;
(1) Ceza işlerini gören makam ve mahkemeler her yıl ağustosun birinden eylülün beşine kadar tatil olunur (28.8.2011 tarihli ve 650 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 27nci maddesi ile yapılan değişiklikten önceki, gerekçeli hükmün sanığa tebliğ edildiği tarihte yürürlükte bulunan eski hali).
(2) Soruşturma ile tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaların ve ivedi sayılacak diğer hususların tatil süresi içinde ne suretle yerine getirileceği, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.
(3) Tatil süresince bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay, yalnız tutuklu hükümlere ilişkin veya Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince görülen işlerin incelemelerini yapar.
(4) Adli tatile rastlayan süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır. şeklinde düzenlenmiştir.
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK ile benzer hükümleri içeren maddeleri kaldırıp yerine genel bir atıf maddesi getiren ve bir kısım maddelerinde CMK ile paralellik sağlanmasına yönelik değişiklikler yapan, 05.07.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlandıktan üç ay sonra 05.10.2006 günü yürürlüğe giren 29.06.2006 tarihli ve 5530 sayılı Kanunun 61inci maddesi ile değişen 353 sayılı ASMKYUKnın Ek 1inci maddesi:
Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde Ceza Muhakemesi Kanununun adli kontrole ilişkin 109 ila 115, değerlendirme raporu yetkisine ilişkin 166 ve istinafa ilişkin 272 ila 285inci maddeleri hükümleri hariç olmak üzere, diğer hükümleri askeri yargıda da uygulanır.
Bu Kanunun uygulanmasında, atıf yapılan hükümlerde yer alan, Adalet Bakanı, Milli Savunma Bakanını; Yargıtay, Askeri Yargıtayı; mahkeme, askeri mahkemeyi; hakim ve sulh ceza hakimi, askeri hakimi; mahkeme başkanı, duruşma hakimini; Cumhuriyet Başsavcılığı, askeri savcılığı; Cumhuriyet savcısı, askeri savcıyı ifade eder. hükmünü içermektedir.
353 sayılı Kanunun Ek 1inci maddesinde sayılan Ceza Muhakemesi Kanununun askeri yargıda uygulanmayacak maddeleri arasında, adli tatil ile ilgili maddenin bulunmadığı, yine adli tatil ile ilgili herhangi bir düzenlemenin 353 sayılı Kanunda yer almadığı, bu nedenle,
CMKnın 331inci maddesinin askeri yargıda da uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda, 353 sayılı Kanunun 209/1inci maddesinde öngörülen hak düşürücü nitelikteki bir haftalık temyiz süresinin son gününün Kanun tarafından adli tatil olarak kabul edilen süreye rastlaması halinde, adli tatilin bittiği günden itibaren uzatılmış sayılan üç günlük sürenin, 353 sayılı Kanunda aksine bir düzenleme yapılmadığı sürece, askeri yargıda da uygulanması gerektiği kabul edilerek, Başsavcılığın aksi yöndeki görüşüne katılınmamıştır.
Bu nedenle, Daire kararında belirtildiği gibi, yokluğunda verilen mahkumiyet hükmü, 31.08.2010 Pazartesi günü bizzat kendisine tebliğ edilen sanık açısından, adli tatilin 05.09.2010 tarihinde sona ermekte olması sebebiyle temyiz süresinin üç gün uzayacağı, sürenin üçüncü gününün 08.09.2010 Çarşamba günü öğleden sonra başlayan Ramazan Bayramı tatiline rastladığından, bayram tatili ve sonrasındaki hafta sonu tatilinin 12.09.2010 Pazar günü sona ermiş olması göz önüne alındığında, bir haftalık temyiz süresinin 13.09.2010 Pazartesi günü mesai saati bitiminde sona ereceği, bu nedenle, sanığın, 14.09.2010 Salı günü Sakarya Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesine vermiş olduğu temyiz dilekçesinin süresinde olmadığı sonucuna varıldığından, temyiz isteminin süre yönünden bu nedenle reddine dair Daire kararına Başsavcılık tarafından yapılan itirazın reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy