(353 S. K. m. 9) (1632 S. K. m. 90)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eylemlerinin mukavemet suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir.
Daire; sanığın eylemlerinin mukavemet suçunu oluşturmadığını kabul ederken;
Başsavcılık; mukavemet suçunun sübuta erdiğini ileri sürerek, Daire kararına itiraz etmiştir.
Sanığa yüklenen mukavemet suçunun sübut bulup bulmadığı konusunun incelenmesinden önce; iddianamede suç teşkil ettiği belirtilerek ceza isteminde bulunulan bu olayla ilgili davaya bakma görevinin Askeri Yargı yerine ait olup olmadığının tartışılarak ortaya konulması gerekmektedir.
353 sayılı Kanunun, askeri mahkemelerin genel olarak görevlerini düzenleyen 9uncu maddesi; Askeri mahkemeler kanunlarda aksi yazılı olmadıkça, asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler. hükmünü içermekte olup 12.09.2010 tarihindeki referandumla kabul edilerek yürürlüğe giren 07.05.2010 tarihli ve 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 15inci maddesiyle, Anayasanın 145inci maddesinin birinci fıkrası değiştirilerek yeniden düzenlenmiş ve bu düzenlemeyle, 353 sayılı Kanun'un 9uncu maddesindeki askeri mahallerde ibaresi, üst norm niteliğindeki Anayasa hükmü ile örtülü (zımni) olarak kaldırılmış bulunmaktadır.
Bu nedenle; Askeri Ceza Kanununun 90/1inci maddesi ile yaptırıma bağlanan mukavemet suçunun oluşabilmesi için; bu suçun faili olan kişinin, asker kişi statüsünü taşıyor olması, ayrıca bir amir veya üstünü zorla ve tehdit ile hizmet emrini ifadan men etmeye yahut hizmete müteallik bir muameleyi yapmak veya yapmamak için zorlamaya kalkışması gerekmektedir.
Somut olayda; madde bağımlılığı olduğu anlaşılan sanığın, kullandığını ifade ettiği uyuşturucu maddeler nedeniyle askerlik dönemi öncesinde tedavi görüp görmediği, görmüş ise gördüğü muayene ve tedavilerle ilgili somut ve ayrıntılı beyanının tespit edilip, buna göre araştırma yapılarak temin edilecek bilgi ve belgeler ile adli gözlem altına alınarak, TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği hükümlerine göre, ruh sağlığı itibarıyla, suç tarihlerinde askerliğe elverişli olup olmadığının ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinde azalma olup olmadığının adli rapor ve sağlık kurulu raporu ile saptanması, böylece, sanığın suç tarihindeki statüsüne göre, iddianamede yazılı eylemin hangi suçu oluşturacağının ve bu suçla ilgili davaya bakma görevinin adli yargı yerine ait olup olmadığının belirlenmesi gerekirken; bu konuda yetersiz belgelerle, sadece duruşmada yapılan muayene sonucu psikiyatri uzmanı bilirkişinin mütalaasına dayanılarak hüküm kurulmasının eksiklik olduğu sonucuna varıldığından; Başsavcılığın itirazına atfen, Daire kararının kaldırılarak, hükmün göreve yönelik noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy