(1632 S. K. m. 130) (477 S. K. m. 52)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın kendisine zimmetli bulunmayan aracı hususi menfaatinde kullanması ve bilahare mühimce hasara uğratması şeklinde gelişen eylemleri nedeniyle yalnızca ASCKnın 130uncu maddesindeki askeri aracı hususi menfaatinde kullanmak suçundan mı cezalandırılması gerekeceği, yoksa bu maddeden ayrı olarak ASCKnın 130uncu maddesinin diğer bir cümlesindeki özürsüz askeri eşyanın harabiyetine sebebiyet vermek suçundan da cezalandırılmasına gerek olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
Daire; sanık hakkında tek bir suçtan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğini (Askeri aracı hususi menfaatinde kullanmak) kabul ederek hükmü onarken;
Başsavcılık; sanığın askeri aracı hususi menfaatte kullanmak suçundan ayrı ve müstakil olarak ASCKnın 130uncu maddesinin birinci fıkrasının diğer bir cümlesinde düzenlenen askeri eşyanın harabiyetine sebebiyet vermek suçunu da, işlemiş olduğunu ileri sürerek Daire kararına itiraz etmiştir.
Dosyadaki mevcut delillere göre; sanığın, Ani Müdahale Mangasında görevli olduğu 28.02.2009 tarihinde saat 03.20 sıralarında Takım binasının önünde duran ve Ani Müdahale Mangası personeli için tahsis edilmiş, hizmet gereği anahtarı üzerine bulunan ve Bkm.Onb. R.Ö.ye zimmetli xxxxxx plaka sayılı Land Rover marka askeri aracı çalıştırdığı, aracın farlarını söndürerek Takım binasının önünden gizlice ayrıldığı, depolama bölgesine doğru hareket ettiği, bu sırada aracın hızının 60 km, yerlerin ıslak ve çamur olması nedeniyle aracın hakimiyetini kaybedip aracı sol tarafa doğru takla attırarak devirdiği, araçta toplam 5.645,55 TL Hazine zararının meydana geldiği, anlaşılmakta, esasen bu konuda Daire ile Başsavcılık arasında bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
ASCK'nın 130uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen askeri eşyayı özel menfaatinde kullanmak suçu; kasıtlı suçlardan olup, askeri eşya niteliğini haiz bir malzeme yahut aracın, tahsis edildiği gaye dışında, şahsi ve özel amaçlar doğrultusunda kullanılmasıyla oluşur.
Aynı madde ve fıkrada düzenlenen askeri eşyanın harap olmasına sebebiyet vermek suçu ise, maddenin ilk halinde yok iken, 4551 sayılı Kanunla düzenlenen değişikle getirilmiş olup; 477 sayılı Kanunun 52nci maddesinde tanımlanan hizmete mahsus eşyanın harap olmasına sebebiyet vermek suçundan Hazine zararının miktarı bakımından ayrılmakta, suçun oluşumu için eylemin özürsüz olarak işlenmiş olması yeterli bulunmaktadır.
Askeri eşyanın harap olmasına sebebiyet verilmesi halinde, oluşan Hazine zararının miktarına göre, kamu davası disiplin mahkemesinde veya askeri mahkemede görülmektedir. Bu kapsamda; 477 sayılı Kanunun 52nci maddesinde düzenlenen Hizmete mahsus eşyanın harap olmasına sebebiyet vermek disiplin suçu, değeri 250 TLyi geçmeyen hasarın oluştuğu hizmete mahsus eşya bakımından işlenebilecek; ancak, hasar miktarının 250 TLyi aşması halinde ASCKnın 130uncu maddesinde düzenlenen askeri eşyanın harap olmasına sebebiyet vermek suçu oluşabilecektir.
Somut olayda, sanığın başkasının zimmetinde bulunan askeri aracı gizlice alarak, tahsis gayesinin dışında ve özel çıkar amacıyla kullandığı, menfaat temin ederek mala karşı suç işlediği anlaşılmaktadır. Sanığın bu suçu sırasında aynı zamanda aracın hakimiyetini kaybederek takla atmasına ve aracın hasara uğramasına sebebiyet verdiği de görülmektedir.
Askeri aracı özel menfaatte kullanmak suçunun oluşması için, askeri eşyanın, tahsis amacına aykırı olarak, hizmet dışında, özel menfaat sağlama amacıyla kullanılması; failin, askeri eşyayı özel menfaatinde kullanma bilinci içerisinde hareket etmesi gereklidir.
ASCK'nın 130uncu maddesinin birinci fıkrasında; her biri diğerinden farklı, bir kısmı kasten ve bir kısmı da tekasül/taksir ile işlenebilen, seçimlik hareketli birden çok suç tipine yer verilmiştir. Sanığın, askeri aracı özel menfaatinde kullandığı sırada, taksiri sonucu aracı devirerek harap olmasına sebep olmasının, aynı maddenin iki kez tatbikiyle, iki kez cezalandırılmasını gerektirmeyecektir. Bu durum, ancak, temel cezanın tayini sırasında göz önüne alınabilecektir.
Bu itibarla, sanığın eylem bütünlüğü içerisindeki temel kastına ve bu kasıt ile uyum gösteren fiilin işleniş biçimine bakıldığında, askeri aracı özel menfaatinde kullanırken, taksiri sonucu bu aracın ayrıca bir de harap olmasına sebep olmasının, tamamen askeri aracı özel menfaatinde kullanmasından kaynaklanması nedeniyle; yalnızca bu suçtan cezalandırılmasına karar verilmesinin yeterli olduğu sonucuna varıldığından, Başsavcılığın itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy