(477 S. K. m. 50) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 57, 58)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eniştesinin ne zaman vefat ettiğinin ve defin işleminin ne zaman yapıldığının araştırılmasına gerek olup olmadığına ilişkin bulunmaktadır.
Daire; bu konunun araştırılması gerektiğini kabul etmişken; Başsavcılık, buna gerek olmadığı görüşündedir.
Uyuşmazlığın çözümü için, öncelikle dava konusu olayın ve mevcut kanıtların incelenmesi gerekmektedir.
Dava Konusu Olay ve Kabul
Dosya içeriğine göre; Malatyadaki Birliğinde askerlik görevini yapmakta olan sanığın, 19.05.2011 tarihinde saat 09.35te, 4 gün yol süresi hariç olmak üzere 8 gün izinli olarak İstanbula gönderildiği, izin süresi sonunda en geç 31.05.2011 tarihinde saat 09.35e kadar Birliğine katılması gerekirken, 6 tam gün geçtikten sonra 06.06.2011 tarihinde saat 20.45te Birliğine katıldığı anlaşılmaktadır.
Sanık, bütün sorgu ve savunmalarında; boşanma davası açmış olan anne ve babasını barıştırabilmek düşüncesiyle izne ayrıldığını, fakatbaşarılı olamadığını, izninin bitmesine bir gün kala, 30.05.2011 tarihinde, İstanbulda ikamet etmekte olan teyzesinin kocasının vefat ettiğini, teyzesinin kendi yaşlarındaki oğluyla birlikte cenaze işleriyle ve taziye için gelen kişilerle ilgilendiğini; 01.06.2011 tarihinde kendisini telefonla arayarak, dönmekte geciktiğini ve yedi gün içinde dönmezse bunun suç olacağını söyleyen Bkm.Bçvş. A.Ş.S.ye, teyzesinin eşinin vefat ettiğini söylediğini, kalan iznini kullanmak istediğini söylemediğini; Malatyaya direk otobüs bulamadığı için, Birliğine katılmak üzere 05.06.2011 tarihinde otobüsle İstanbuldan Ankaraya, 06.06.2011 tarihinde ise Ankaradan Malatyaya hareket ettiğini, böylece Birliğine katıldığını, suç işleme kastı olmadığını ve pişman olduğunu beyan etmiştir.
Tanık olarak dinlenen Bkm.Bçvş. A.Ş.S.; sanığı izni bittiği halde Birliğe dönmemesi nedeniyle telefonla aradığını, dönmediği takdirde suç işlemiş olacağını söylediğini, sanığın da eniştesinin vefat ettiğini, anne ve babası arasında problemler olduğunu ve işlerini hallettikten sonra döneceğini söylediğini, izninin uzatılmasını isteyip istemediğini hatırlamadığını ifade etmiştir.
İzin Süresini Geçirmek Suçu ve Özür Kavramı
ASCKnın 66/1-b maddesinde:Kıtasından veya göreviniyapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur bulundukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmeyenlerin cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır.
Maddeyle, izin, istirahat veya hava değişimi sebebiyle görev yerinden ayrılanların, belirli süre içinde ve özürsüz olarak dönmemeleri hali cezalandırılmaktadır. Suçun koruduğu hukuki menfaat, askerlik hizmetinin, kanuna uygun ve istikrarlı olarak zamanında yerine getirilmesi, hizmetin aksamasına sebebiyet verilmemesidir.
Hangi hallerin özür olarak kabul edilebileceğimaddedetanımlanmamış; TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 57 ve 58inci maddelerinde, izinli bulunan personelin zamanındakıtasınadönememesine ilişkin haller:
- zamanında dönmeyi engelleyecek şekilde sıhhi mazeret,
- aile fertlerinden birinin ağır hastalığı veya ölümü,
- kaza, doğum,
- yangın gibi beklenmeyen felaketler,
- hava, yol ve nakil araçlarından kaynaklanan gecikmeler,
olarak belirlenmiş ve bu durumlarda neler yapılmasıgerektiğigösterilmiştir.
Askeri Yargıtayın yerleşmiş kararlarıyla, Yönetmelikte gösterilenbu haller ile; bunlara benzerlik gösteren, beklenmeyen ve aniden ortaya çıkan durumlar, sanığın ortaya koyduğu davranışlarla birlikte değerlendirilmek suretiyle özür olarak kabul edilmektedir.
Değerlendirme
Bu kapsamda dava konusu olaya bakıldığında; sanığın, izin süresini geçirmesine neden olarak ileri sürdüğü husus, izninin bitmesine bir gün kala teyzesinin kocasının vefat etmiş olması, teyzesinin kendi yaşlarındaki oğluyla birlikte cenaze işleriyle ve taziye için gelen kişilerle ilgilenmiş olmasıdır.
Yerleşik gelenek ve göreneklerimize göre; teyze, geniş aile kapsamı içindeki en yakın akrabalardan birisi olup; teyzenin eşinin vefatı halinde, bu acı günün, yeğen konumundaki kişiler tarafından da paylaşılması ve üzerlerine düşen görevlerin yerine getirilmesi gereği, toplumumuzca benimsenmiş ve kabul edilmiştir. Keza; yas günleri, bir anlamda ailenin birlik ve dayanışma günleridir.
Sanığın, izninin bitimine bir gün kala, yani Malatyadaki kıtasına katılmak için İstanbuldan ayrılması gereken tarihte teyzesinin eşinin vefat ettiğinin belirlenmesi halinde, bu durumun, kanıtlara ve halin icabına uygun olarak takdir edilecek makul bir süre için mazeret olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Gecikme süresinin 6 gün 11 saat 10 dakika olması nedeniyle; bir günlük gecikmenin bile mazerete dayalı olduğunun belirlenmesi halinde, eylemin 477 sayılı Kanun'un 50nci maddesi kapsamında kalacağı ve Askeri Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekeceğinden; sanığın eniştesinin ne zaman vefat ettiğinin ve defin işleminin ne zaman yapıldığının ilgili nüfus müdürlüğünden ve mahallinden araştırılarak sonucuna göre hüküm kurulmasına ilişkin Daire kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy