(5237 S. K. m. 106) (1632 S. K. m. 82, 107)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın suç tarihinde mağdurun kendisinden kıdemli olduğunu bilip bilmediği ve buna bağlı olarak, eylemin, TCKnın 106ncı maddesindeki tehdit suçu kapsamında mı, yoksa ASCK'nın 82nci maddesindeki üstü tehdit suçu kapsamında mı değerlendirilmesi gerektiğine ilişkindir.
Daire; sanığın mağdurun rütbece veya kıdemce üstü olduğunu bildiğinin şüpheden arındırılmış deliller ile ortaya konulamadığını, sanığın tehdit içerikli mesajları çektiği tarihte aynı rütbede bulunan mağdurun kendisinden iki yıl kıdemli olduğunu bilmediğine dair savunmasının doğru olma ihtimalinin bulunduğunu ve bu nedenle eyleminin, TCKda düzenlenen tehdit suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmişken;
Başsavcılık; toplanan kanıtlar kapsamında, sanığın olay tarihinden önce mağdurun kendisinden kıdemli olduğunu bildiğinin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlaşıldığı ve eylemin üstü tehdit suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği görüşündedir.
Dava Konusu Eylem ve Kabul
Dosya içeriğine göre; sanık Mot.Kd.Bçvş. A.A.Ö.nün ...Komutanlığı emrinde, katılan Topçu Kd.Bçvş. Ş.A.nın ise ...Komutanlığı emrinde görevli oldukları; katılan ile sanığın eşi A.Ö. adına kayıtlı . isimli oto kiralama şirketi arasında imzalanan 19.12.2006 tarihli sözleşme ile katılana ait otomobilin bir yıl süreli olarak oto kiralama şirketine kiraya verildiği; bir süre sonra araç kirasının zamanında ödenmemesi ve araca zarar verilmesi gibi nedenlerle kira sözleşmesinin sona erdirildiği, taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlıkların yargı yoluyla çözümlendiği ve katılanın alacağını tahsil etmek amacıyla haciz işlemleri başlattığı, 21.08.2009 tarihinde icra işlemleri için oto kiralama şirketinin işyerine gidilmesi üzerine, sanığın; kendisi adına kayıtlı 0506 xxx xx xx numaraları GSM hattından, katılan tarafından kullanılan 0505 xxx xx xx numaralı GSM hattına;
Saat 17.56da: Bu konuyu görüşmek için daha çok vaktimiz olacak, ben sana gelirim konuşuruz;
Saat 18.40da: Kimsenin yaptığı yanına kar kalmaz, siz manevi hata yaptınız. Biz maddi. Hatanın maddi bedelini ödeyeceksiniz. Bu bedeli ben tahsil edeceğim, kellem kopsa bile bunu bil;
Saat 21.53te: Silahını al aşağı gel, Ş.A., seni bekliyorum, beni vur, yoksa ben seni paramparça edeceğim;
Saat 22.05te: Beni zorlama in aşağı;
Saat 23.12de: Nasıl olsa görüşürüz, zaman geniş;
22.8.2009 tarihinde, saat 16.42de: Bana gel, seni bekliyorum, yoksa her geçen zaman içimdeki sinir artıyor;
Şeklinde mesajlar gönderdiği anlaşılmakta olup, bu konuda taraflar arasında da bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
İtiraz Konusuyla İlgili Kanıtlar
Amiri veya üstü tehdit suçunun oluşabilmesi için, failin, tehdit ettiği kişinin rütbe ve kıdemce kendisinin üstü olduğunu bilmesi gerekmektedir. Bu husus, ASCKnın 107nci maddesinde açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır.
Bu sebeple; sanığın, suç tarihi itibarıyla katılanın kendisinden kıdemli, yani üstü konumunda olduğunu bilip bilmediğinin belirlenmesi gerekmektedir.
Sanık; olayın hemen ardından 22.08.2009 tarihinde saat 00.45te Merkez Komutanlığınca alınan ifadesinde, suça konu mesajları neden çektiğini açıkladıktan sonra: Ben bir askeri personelim ama aynı zamanda bir babayım. Hangi kademedeki üstümden veya komutanımdan aileme hakaret ve bedduayı kabul edemem ... şeklinde;
11.11.2009 tarihinde Askeri Savcı tarafından tespit edilen ifadesinde: Ben Ş. Astsubayın benden daha kıdemli olduğunu ve asker olduğumuzu bilmekteyim. Ancak ben sonuçta bir babayım... şeklinde;
Askeri Mahkeme huzurundaki sorgu ve savunmasında: Ben ... Ş.A. yı sadece sivildeki ticari ilişki nedeniyle tanırım, kendisi ile hiçbir aşamada aynı birlikte görev yapmadığımız gibi, astlık-üstlük durumumuz da olmamıştır. Dolayısıyla, ta ki hakkımda şikayetçi olup, iddianame (dava) açılıncaya kadar Ş.A. nın benden kıdemli olduğunu bilmiyordum. Bilseydim, iddianamede üzerime atılı suçu oluşturduğu belirtilen mesajları çekmezdim. ... şeklinde beyanlarda bulunmuş; Askeri Savcılıkta alınan, Ben, Ş. Astsubayın benden daha kıdemli olduğunu ... bilmekteyim şeklindeki ifadesine de, Askeri Mahkeme huzurundaki sorgusunda, Merkez Komutanlığı personeli bana Ş.A.nın benden kıdemli olduğunu söylediği için, ben onun benden kıdemli olduğunu öğrenerek bu şekilde ifade verdim, daha önce kıdemli olduğunu bilmiyordum. ... şeklinde açıklama getirmiş, bozmadan sonra yapılan yargılamada, katılanın beyanlarının aksine, onunla aynı servis aracını kullanmadıklarını, Uzunadaya intikalde kullandıkları deniz aracında da kıdemsiz astsubayların oturdukları yerde oturmadığını ifade etmiştir.
Katılan Topçu Kd.Bçvş. Ş.A. ise; bütün ifadelerinde, sanığın kendisinden kıdemsiz bir personel olduğunu, sanığın da bunu bildiğini beyan etmiş; bozmadan sonra yapılan yargılamada da; .Komutanlığına tayin olduktan sonra sanık ile aynı servisi kullandığını, serviste kıdem sırasına göre oturulduğunu, kendisinin kıdemli bir astsubay olarak üç ve dördüncü sıralarda, sanığın ise daha geride oturduğunu; deniz vasıtasında ise kendisinin subaylarla birlikte üst salonda, sanığın ise diğer astsubaylarla birlikte alt salonda adaya gittiğini; bunun sanığın kıdem farkını bildiğini gösterdiğini beyan etmiştir.
Tanık olarak dinlenen katılanın eşi F.A. yeminli ifadesinde; araç kiralama işlemleri için eşiyle birlikte sanığın görev yaptığı Tersane Komutanlığına giderek kendisiyle görüştüklerini, sanığın ve eşinin yaptıkları konuşmada birbirlerine 88li ve 85li olduklarını söylediklerini, daha sonra sanığın eşine abi diye hitap etmeye başladığını ifade etmiştir.
Sanıkla mağdurun tanışmalarına vesile olan H.Ö., sanığı ve katılanı ayrı ayrı tanıdığını, üçü birlikte hiç bir araya gelmediklerini, katılanın aracı kiralamasına aracı olduğunu, sanığın ve katılanın birbirlerinin kıdem durumunu bilmediklerini, ancak daha sonra aralarında konuşarak öğrenmiş olabileceklerini beyan etmiştir.
Sanık ve katılanın görev safahatları araştırılmış; ayrı ayrı birliklerde çalışmakla birlikte, 30.09.1988 - 05.07.1991 tarihleri arasında Gölcükte, 01.08.2005 - 09.06.2010 tarihleri arasında İzmirde bulundukları; 30.08.2009 tarihinden itibaren (suç tarihinden 18 gün öncesi) her ikisinin de Uzunadadaki ayrı birliklerde görev yaptıkları belirlenmiştir.
Birlik Komutanlığının yazısı ve tarafların beyanlarından, katılan tarafından 01.10.2007 tarihinde Birlik Komutanlığına verilen ve her ikisinin de sicil numaralarını içeren şikayet dilekçesinden sanığın haberdar olmadığı anlaşılmaktadır.
Değerlendirme
İç Hizmet Kanununun 14üncü maddesiyle, astın, üstüne umumi adap ve askeri usullere uygun tam bir hürmet göstermeye mecbur olduğu hüküm altına alınmış olup; ast, her nerede ve ne şekilde olursa olsun, üstüne tam bir hürmet göstermek zorundadır. Bunun için, tarafların hizmet halinde, kışlada veya resmi elbiseli olmaları gibi hiçbir koşul bulunmamaktadır. Bu sebeple, birbirlerini tanımayan asker kişiler bir araya geldiklerinde, rütbe ve kıdem itibarıyla konumlarını ve davranış şekillerini belirlemek suretiyle ilişkilerini yürütmektedirler.
Sanığın, olaydan hemen sonra Merkez Komutanlığı tarafından ve daha sonra Askeri Savcı tarafından alınan ifadeleriyle, katılanın kendisinden kıdemli olduğunu bildiğini beyan etmiş olması; katılanla yaklaşık üç yıl öncesinden başlayan ticari ilişki içinde bulunması, yüz yüze görüşmesi; katılanın, eşinin şirketi aleyhine alacak davası açması ve mahkeme kararıyla belirlenmiş alacağının tahsili için takip işlemleri yapması, her ikisinin de olay tarihinden önceki on sekiz gün boyunca Uzunadadaki birliklerde görev yapmaları, adaya intikalde aynı deniz aracını kullanmaları, katılanın ve eşinin samimi ve istikrarlı beyanları ile asker kişiler arasındaki davranış şekillerine ilişkin alışılagelmiş ve yerleşmiş yaşam kuralları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın katılanın kendisinden kıdemli olduğunu bildiğinde kuşku bulunmadığı, sanığın daha sonra sorgusundaki beyanlarının, eyleminin askeri suç olarak kabul edilmemesini sağlama ve dolayısıyla savunma amaçlı olduğu anlaşılmaktadır.
Bu sebeplerle; aksi yöndeki Daire kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy