(AYDK 10.06.1999 T. 1999/136 E. 1999/127 K.) (AYDK 19.11.2004 T. 2004/171 E. 2004/152 K.) (AYDK 16.03.2006 T. 2006/63 E. 2006/64 K.)
ÖZET: 12.06.2011tarihinden itibaren izin süresini geçirmiş ve suç işlemekte olan sanığın, 31.07.2011 tarihinde saat 17.32de babası tarafından getirilerek Birliğine teslim edildikten sonra, aynı gün saat 21.30da firar ettiği ve 21.09.2011 tarihinde yakalandığı anlaşılmakta olup; askerlik yapmak ve Birliğine katılmak istemediği doğrultusundaki açık beyanları, Birliği nizamiyesine babası ile birlikte gelip teslim olmasından yaklaşık dört saat sonra ve henüz firarına sebep teşkil edebilecek yeni hiçbir olay yaşanmadan tekrar firar etmiş olması karşısında, 31.07.2011 tarihinde kendi iradesiyle Birliğine katılmadığı ve dolayısıyla sonraki kaçma eyleminin ayrı bir firar suçunu oluşturmayacağı kabul edilmiştir.
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın 31.07.2011 tarihinde babası tarafından getirilerek Birliğe teslim edilmiş olmasının, izin süresini geçirmek suçunu sona erdirip erdirmediğine, Birliğine getirilmesinden kısa bir süre sonra tekrar kaçmasının yeni bir suç oluşturup oluşturmayacağına ilişkin bulunmaktadır.
Daire; sanığın 31.07.2007 tarihinde babası tarafından Birliğine getirilmiş olmasının katılma iradesiyle gerçekleşmediğini, dolayısıyla kısa bir süre sonra kaçmasının ayrı bir suçu oluşturmayacağını ve dava konusu eylemlerinin 12.06.2011-21.09.2011 tarihleri arasında yakalanmakla son bulan izin süresini geçirmek suçunu oluşturacağını kabul etmişken; Başsavcılık, sanığın eylemlerinin iki ayrı suçu oluşturacağı görüşündedir.
Uyuşmazlığın çözümünden önce, dava konusu eylemlerin ve kanıtların incelenmesi gerekmektedir.
Dava Konusu Eylemler ve Kanıtlar
Dosya içeriğine göre; askerlik görevini yapmakta olan sanığın,06.06.2011tarihinde, üç gün izinli olarak İstanbula gönderildiği; izne ayrılış saatinin belli olmadığı, izin süresine iki günlük yol süresi de eklendiğinde, 11.06.2011 tarihinde saat 24.00a kadar Birliğine katılması gerekirken, katılmadığı; 31.07.2011 tarihinde, saat 17.32de babası tarafından getirilerek Birliğine teslim edildiği; aynı gün saat 21.30da yapılan yat yoklamasında firar ettiği belirlenen sanığın, 21.09.2011 tarihinde yakalandığı anlaşılmaktadır.
Sanık, izin süresini geçirmesine neden olarak; Birlik Komutanlığındaki huzursuzluğunu, askerlik yapmak istemeyişini ve psikolojik sorunlarını göstermiş; babasının kendisini alarak Birliğine teslim ettiğini, katılmak istemediği için kendisini Bölük Astsubayının yanına götürdüklerini, Bölük Astsubayı ile bir süre konuştuktan sonra kendisini Bölüğe göndermeleri üzerine, Bölüğe hiç katılmadan tel örgülerden atlayarak firar ettiğini beyan etmiştir.
Olayla ilgili olarak tutulan tutanakta; sanığın babası tarafından getirilerek saat 17.32de Kışla Nizamiyesinde teslim edildiği, daha sonra Bölüğe katılış yaptığı, 21.30da yapılan yat yoklamasında bulunmadığı; vaka kanaat raporunda ayrıca, sanığın 18.30daki akşam içtimasına da katıldığı belirtilmiştir.
Sanığın psikiyatrik yönden muayenesi yaptırılmış; Geçirilmiş Nevrotik Adaptasyon Bozukluğu tanısı konulduğu, bu halinin, suç tarihleri itibarıyla askerliğe elverişlilik durumunu ve cezai ehliyetini etkileyecek bir ruhsal rahatsızlık olmadığı belirlenmiştir.
Değerlendirme
Askeri Yargıtayın yerleşik içtihatlarıyla kabul edildiği üzere; firar ve izin süresini geçirmek gibi süreklilik gösteren (mütemadi) suçlarda, failin yakalanması, birliğe katılması veya bu maksatla resmi mercilere müracaat etmesi hallerinde suç tamamlanmakta, bundan sonraki kaçma eylemleri ayrı bir suçu oluşturabilmektedir.
Katılma veya resmi mercilere müracaat hallerinde suçun tamamlandığının kabulü için, failin eylemini sonlandırmak iradesiyle hareket etmiş olması gerekmekte, bir başka vesileyle bu eylemlerin yapılmış olmasının, devam etmekte olan suçu sonlandırmayacağı kabul edilmektedir.
Bu kapsamda, 12.06.2011 tarihinden itibaren izin süresini geçirmiş ve suç işlemekte olan sanığın, 31.07.2011 tarihinde babası tarafından getirilerek Birliğine teslim edilmiş olmasının izin süresini geçirmeksuçunu sonlandırdığının kabulü için, sanığın, Birliğine katılmak iradesiyle hareket etmiş olduğunun ortaya konması gerekmektedir.
Kurulumuzca; bu konuda karar verilebilmesi için, sanığın akşam içtimasına katılıp katılmadığı hususunda vaka kanaat raporu ile olay tutanağındaki bilgiler arasındaki kısmi uyuşmazlık dikkate alınmak suretiyle, sanığın akşam yoklamasına katılıp katılmadığının hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde araştırılmasının ve sanığın kendisiyle konuştuğunu beyan ettiği Bölük Astsubayının tanık olarak dinlenmesinin gerekip gerekmediği tartışılmış; Kurul çoğunluğunca, bu konuların araştırılmasının esasa etkisi bulunmadığı kabul edilmiştir.
Sanığın askerlik yapmak ve Birliğine katılmak istemediği doğrultusundaki açık beyanları, Birliği Nizamiyesine teslim edilmiş olmasından yaklaşık dört saat sonra ve henüz firarına sebep teşkil edebilecek yeni hiçbir olay yaşanmadan tekrar firar etmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın babası tarafından Birliğine teslim edilmiş olmasının kendi iradesiyle gerçekleşmediği, sanıkta katılma iradesi bulunmadığı ve dolayısıyla kaçma eyleminin ayrı bir firar suçunu oluşturmayacağı sonucuna varılmaktadır.
Birliğine katılması için Babası tarafından manevi olarak zorlaması halinde, sanığın kendi iradesiyle hareket ettiği kabul edilemeyeceğinden ve bulduğu ilk fırsatta kaçma düşüncesinde olduğu anlaşılan sanığın, Birliğinde kaldığı kısa zaman aralığı içinde ve zorunlu olarak akşam içtimasına katılmış olmasının eylemini sonlandırma iradesinin varlığı için kanıt olarak kabulü mümkün olmadığından, tebliğnamede ileri sürülen görüşlere iştirak edilememiştir.
Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun; 10.06.1999 tarihli ve 1999/136-127, 19.11.2004 tarihli ve 2004/171-152, 16.03.2006 tarihli ve 2006/63-64, 2nci Dairesinin 01.10.2003 tarihli ve 2003/908-894, ve 4üncü Dairesinin 30.09.2003 tarihli ve 2003/787-785, 1inci Dairesinin29.09.2004tarihli ve 2004/936-932 sayılı kararları da aynı doğrultudadır.
Sanığın eylemlerinin bir bütün halinde ve sadece izin süresini geçirmek suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi, ancak bir suçtan mahkumiyet kararı verilebilecek olması, sanığın 21.09.2011 - 22.09.2011 tarihleri arasında göz altında tutulmuş olması, 22.09.2011 tarihinden itibaren tutuklu olarak bulunması ve tutuklama sebeplerinin ortadan kalkmış olması hususları değerlendirilmek suretiyle; sanığın mağduriyetine sebebiyet verilmemesi için tahliyesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy