(1632 S. K. m. 66)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın atılı suçu işlediği veya işlemediği konusunda karar verilebilmesi için araştırılması gereken bir husus bulunup bulunmadığına ilişkin bulunmaktadır.
Daire; sanığın annesinin izin süresi içinde ve izin aşımında bulunduğu süreçte hastanede tedavi görüp görmediğinin ortaya çıkarılması, ayrıca, mahsul dönemindeki işlerle uğraşacak başka kişiler olmaması nedeniyle, sanığın tarladaki mahsulün hasadını yapmak zorunda olup olmadığı durumunun belirlenmesi için araştırma yapılması gerektiğini kabul etmişken;
Başsavcılık; mevcut kanıtlara göre araştırılması gereken bir husus olmadığı görüşündedir.
Dava Konusu Olay ve Kanıtlar
Gaziantepteki Birliğinde askerlik görevini yapmakta olan sanığın, geçirdiği apandisit ameliyatı nedeniyle Gaziantep Av. C.G. Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından 21.06.2005 tarihinde verilmiş olan otuz günlük istirahat süresinden kalanını memleketinde geçirmesi için, 01.07.2005 tarihinde izne gönderildiği; istirahat ve bir gün dönüş yol süresine göre 21.07.2005 tarihinde Birliğine katılması gerekirken, 04.08.2005 tarihinde 09.10da katıldığı anlaşılmaktadır.
Sanık, sorgu, savunma ve temyiz dilekçelerinde; babasının daha önce vefat ettiğini, evde annesi ve iki kız kardeşinin olduğunu, onlarla ilgilenecek kimse olmadığını, fakir olduklarını, hiçbir yerden gelirleri olmadığını, kendisinden büyük kardeşinin çalışmak için Marmarise gittiğini, mahsul döneminde işleri yapacak kimse olmadığını, annesini rahatsızlığı nedeniyle Van 100. Yıl Araştırma Hastanesine götürdüğünü, evin iaşesini temin etmek için çalışmak zorunda olduğunu, işlerini düzene koyup dönmek için Bölük Komutanına durumunu izah ettiğini, onun işlerini bitirip gelmesini söylemesi nedeniyle izinden geç geldiğini ve suç kastı olmadığını ifade etmektedir.
Yapılan araştırmada; sanığın anne ve babasının resmi nikahlı olmadığı, annesinden başka evli olmayan üç kız kardeşi bulunduğu, suç tarihi itibarıyla bunların 27, 18 ve 12 yaşlarında olduğu; babasının daha önce vefat ettiği, sanığın çobanlık yaptığı, yıllık toplam gelirinin 2.000 TL olduğu, annesi ve kız kardeşlerine sanığın baktığı, gayrimenkulleri bulunmadığı, evde sadece televizyonları olduğu, beyaz eşyaları olmadığı, Van 100. Yıl Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinin ilgili yazısında; sanığın annesinin suç tarihlerinden sonraki bir dönemde,
21.05.2007-29.05.2007 tarihleri arasında tedavi gördüğünün belirtilip, suç tarihlerindeki döneme ilişkin açık bir ifade bulunmadığı, ailenin geçiminin sanık tarafından, askerde olduğu dönemde ise köylünün yardımı ile sağlandığı, İstanbulda olan ağabeyin aileye hiçbir katkısının olmadığı belirlenmiştir.
Tanık olarak dinlenen Bölük Komutanı P.Yzb. B.D.; sanık izinde iken kendisi ile görüşmediğini, ağabeyi ile görüşmüş olabileceğini, sanığa veya ağabeyine işini bitirip gelmesi hususunda bir şey demesinin mümkün olmadığını beyan etmiştir.
İzin Süresini Geçirmek Suçu ve Özür Kavramı
ASCKnın 66/1-b maddesinde: Kıtasından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur bulundukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmeyenlerin cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır.
Maddeyle, izin, istirahat veya hava değişimi sebebiyle görev yerinden ayrılanların, belirli süre içinde ve özürsüz olarak dönmemeleri hali cezalandırılmaktadır. Suçun koruduğu hukuki menfaat, askerlik hizmetinin, kanuna uygun ve istikrarlı olarak zamanında yerine getirilmesi, hizmetin aksamasına sebebiyet verilmemesidir.
Hangi hallerin özür olarak kabul edilebileceği maddede tanımlanmamış; TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 57 ve 58inci maddelerinde, izinli bulunan personelin zamanında kıtasına dönememesine ilişkin haller:
- zamanında dönmeyi engelleyecek şekilde sıhhi mazeret,
- aile fertlerinden birinin ağır hastalığı veya ölümü,
- kaza, doğum,
- yangın gibi beklenmeyen felaketler,
- hava, yol ve nakil araçlarından kaynaklanan gecikmeler
olarak belirlenmiş ve bu durumlarda neler yapılması gerektiği gösterilmiştir.
Askeri Yargıtayın yerleşmiş kararlarıyla, Yönetmelikte gösterilen bu haller ile; bunlara benzerlik gösteren, beklenmeyen ve aniden ortaya çıkan durumlar, sanığın ortaya koyduğu davranışlarla birlikte değerlendirilmek suretiyle özür olarak kabul edilmektedir.
Değerlendirme ve Kabul
Bu kapsamda dava konusu olaya bakıldığında; sanığın cahil ve fakir olduğu, babasının daha önce vefat ettiği, ailesinin kısıtlı imkanlarla geçinmeye çalıştığı, evlerinde beyaz eşyalarının bile olmadığı görülmektedir.
Sanığın izin süresi içinde annesini rahatsızlığı nedeniyle Van 100. Yıl Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesine götürüp götürmediği hususunun belirlenmesi için yazılan talimata anılan Hastane tarafından verilen cevabi yazı, sorulan hususları ortaya koymak bakımından yeterince açık olmadığı gibi; sanığın, annesini başka bir hastaneye götürmüş olması ve götürdüğü hastaneyi iyi ifade edememiş olması olasılığı da bulunmaktadır.
Özellikle; sanığın, 23.03.2006 tarihinde vermiş olduğu temyiz dilekçesinde, annesini Van 100. Yıl Araştırma Hastanesine götürdüğünü beyan etmiş olması, buna karşılık Van 100. Yıl Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinin ilgili yazısında, sanığın annesinin, bu dilekçenin verildiği tarihten daha sonraki bir dönemde 21.05.2007-29.05.2007 tarihleri arasında tedavi gördüğünün ifade edilmiş olması dikkate alındığında; sanığın temyiz dilekçesinde ifade ettiği annesini hastaneye götürmesi olayının, anılan Hastanenin yazısında belirtilen tarihler arasındaki tedavi işlemi olmadığı açıkça görülmektedir.
Diğer taraftan, temadi süresinin kısa olması sebebiyle; sanığın ailesinin yıllık geçimi için önemli bir kaynak teşkil etmesi ve kendisinin yokluğunda bu işlerle uğraşacak başkaca kimselerin olmaması halinde, makul bir süreyle sınırlı olmak üzere hasat işlemlerinin de yasal bir mazeret olarak kabul edilmesi mümkün bulunmaktadır.
Bu sebeplerle, sanığın izin süresini geçirmesine sebep olacak haklı bir sebebinin olup olmadığının araştırılması bakımından, kendisinden; annesini, hangi tarihlerde ve tam olarak hangi hastaneye götürdüğü, buralarda ne gibi işlemler yapıldığı ve ne zaman bittiği, tarlası da olmadığına göre hangi mahsulün hasat işleriyle uğraşmak zorunda kaldığı, yokluğu halinde bu işlerin annesi ve üç kız kardeşi tarafından yapılmasının mümkün olup olmadığı hususlarının sorulması, edinilecek bilgiler doğrultusunda araştırılma yapılması ve kanıtlara göre hüküm kurulması gerekmektedir.
Dolayısıyla, Daire tarafından benzer gerekçelerle verilmiş olan bozma kararında kanıtlara ve hukuka aykırı bir husus bulunmamaktadır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy