(5237 S. K. m. 6, 106)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; kanıtlara göre, sanığın kabul edilen eyleminin tehdit suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin bulunmaktadır.
Daire; sanığın kabul edilen eyleminin silahla tehdit suçuna teşebbüs niteliğinde olduğunu kabul etmişken; Başsavcılık; yüze karşı işlenen tehdit suçuna teşebbüsün mümkün olmadığı ve sanığın eyleminin suç teşkil etmediği görüşündedir.
Dava Konusu Olay ve Kanıtlar
Gölcükteki Birliğinde görevli olan ve kurs amacıyla Foçada bulunan sanığın, 17.11.2008 tarihinde saat 22.00 sıralarında, Y/S Kd.Bçvş. N.Ç. ve Dz.P.Üçvş. H.G. ile birlikte, sivil kıyafetli olarak ... isimli Kafe Bara gittikleri; mağdur Dz.İk.Yzb. İ.İ.'nin de, sivil kıyafetli olarak, arkadaşları polis memuru M.M. ve S.K. ile birlikte aynı yerde bulundukları; bir süre sonra sanığın, yan masada oturmakta olan iki bayanın yanına giderek G.E. isimli bayana dans etme teklifinde bulunduğu, adı geçen bayanın bu teklifi kabul etmemesine rağmen sanığın ısrarlı davranışlarını ve bayanların rahatsızlığını gören mağdur Dz.İk.Yzb. İ.İ.'nin sanığın yanına giderek bayanları rahatsız etmemesi konusunda uyardığı; bu şekilde başlayan tartışma sonunda tarafların karşılıklı olarak birbirlerine yumruk vurdukları, daha sonra sanığın, üzerinde taşıdığı Sarsılmaz marka zati tabancasını belinden çıkartarak mekanizmasını çalıştırdığı, bu esnada bir adet merminin yere düştüğü, tabancayı gören mağdurun hızla bardan çıktığı, Y/S Kd.Bçvş. N.Ç.nin sanığa müdahale ederek tabancayı elinden aldığı, kısa bir süre sonra polis memurlarının olay yerine geldikleri; sanık hakkında, mağdura silah doğrultmak suretiyle tehdit suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır.
Sanığın, mağdurun ve tanıkların birbirlerini doğrulayan beyanlarından, tarafların birbirlerinin asker kişi olduklarını, astlık ve üstlük durumlarını bilmedikleri belirlenmiş bulunmaktadır.
Sanık sorgu ve savunmalarında; kafede otururken yan taraftaki masada oturmakta olan iki bayandan birine "iyi akşamlar dans edebilir miyiz" dediğini, dans teklif ettiği bayanın herhangi bir şey söylememesine rağmen yanındaki arkadaşının kendisine "defol git, siktir git" şeklinde cevap verdiğini, bu bayana "neden bu şekilde davranıyorsunuz, teklifte bulundum, kabul etmiyorsanız hayır dersiniz giderim" dediğini, tam yanlarından ayrılırken yüzbaşı olduğunu sonradan öğrendiği mağdurun "sen kimsin, kendini ne zannediyorsun" şeklinde sözler sarf ederek kendisine yumruk attığını, bu yumruğun etkisi ile sendelediğini, sendelemesi ile beraber 5-6 kişinin bir anda üzerine çullandıklarını, bu esnada kim tarafından görmediği bir bıçağın çekildiğini fark ettiğini, bunun üzerine korkutmak ve kendini savunmak için belinde bulunan zati tabancasını çıkararak havaya doğru yönelttiğini ancak kendisine saldıranlarda herhangi bir tepki fark etmeyince bu kez silahın emniyetini açarak kapak takımını düşürdüğünü ve "yaklaşmayın uzak durun benden askeri personelim" dediğini, hatta bu kapak takımını çekip düşürürken bir merminin sıkışması nedeni ile yere düştüğünü, silahın kapak takımını düşürmesi ile birlikte insanların geriye çekildiğini, İnanç yüzbaşının da barın kapısına yöneldiğini gördüğünü, elindeki silahın horozunu tutarak yavaşça tetik düşürdüğünü, daha sonra silahı emniyete aldığını, bilahare elini havadan indirerek vücuduna paralel bir şekilde elinde silah olarak N.Ç Astsb. ile beraber bardan dışarı çıktıklarını, çıkışta tekrar İ.İ. Yzb. ile karşılaştığını ancak yanından yürüyerek geçtiğini kısa bir süre içerisinde polislerin geldiğini ve olaya müdahale ettiklerini, belindeki silahı kavga esnasında şahsına yönelik olarak çekilmiş olan bıçağı görünce olası bir saldırıyı önlemek amacı ile ve sadece korkutmak için çıkardığını;
Mağdur Dz.İk.Yzb. İ.İ. beyanlarında; sanıkla bayanlar arasında münakaşa başladığını görünce, onunla beraber oturmakta olan kişinin asker olduğunu da bildiği için, olayın büyümemesi amacıyla, astsubay olduğunu sonradan öğrendiği sanığın yanına giderek bayanları rahatsız etmemesini söylediğini, sanığın kendisini terslediğini ve aralarındaki tartışma sırasında yumruk attığını, kendisinin de yumrukla karşılık verdiğini, bar sahibi U.O.nün araya girerek ayırmaya çalıştığı sırada sanığın tabancasını çıkarması üzerine ateş edeceği korkusuyla kendisini dışarı attığını, sanığın namluya mermi sürmek için mekanizmayı çalıştırmadığını, silahı hedef alarak kendisine doğrultmadığını, soruşturma aşamasında vermiş olduğu aksi yöndeki ifadelerinin olayın hemen arkasından kızgınlıkla verilmiş olduğunu;
Kafede sanıkla birlikte oturmakta olan tanıklardan Dz.P.Üçvş. H.G. beyanlarında; olayın başlangıcında lavaboda olduğunu, çıktığında önce İ.İ. Yüzbaşı'nın C.K.'nın üzerine daha sonra da C.K. Astsb.ın İ.İ. Yzb.nın üzerine yürüdüğünü, her ikisinin de birbirine yumruk attıklarını görmediğini keza C.K. Astsb.ın İ.İ.'ye yönelik silah çektiğini fark etmediğini, tüm bu hususların kendisi lavobada iken cereyan ettiğini;
Kafede sanıkla birlikte oturmakta olan tanıklardan Y/S Kd.Bçvş. N.Ç. beyanlarında; sanıkla Yzb. İ.İ.nin tartışmaları üzerine olayın büyümemesi için yanlarına gittiğini, bir ara aniden İ.İ. Yzb.nın sanığa yumruk salladığını ancak isabet ettiremediğini, sanığın da belinde bulunan silahını çıkararak havaya doğru tuttuğunu ve mekanizmasını çalıştırdığını, hemen müdahale ederek silahı elinden aldığını, silahtan şarjörü çıkardığını ve tekrar kendisine verdiğini, daha sonra sanığın mağdura yumruk attığını, ancak isabet ettirip ettiremediğini bilmediğini;
Kafede mağdurla birlikte oturmakta olan tanıklardan M.M. beyanlarında; lavabodan döndüğünde iki bayanın masasının başında bir kargaşa olduğunu gördüğünü, İ.İ. yüzbaşının da sanığa "yapma böyle bir şey bizi rezil ediyorsun" şeklinde sözler sarf ettiğini, sanık ve mağdurun karşılıklı olarak birbirlerine küfürler ettiklerini ve yumruklaştıklarını gördüğünü, ancak ilk önce kimin kime vurduğunu görmediğini, sanığın belindeki silahı çıkardığını, namlusu zemini gösterecek şekilde doldur boşalt yaptığını, sağa sola hedef gözetmeksizin tevcih ettiğini, daha sonra mağdura doğrulttuğunu, mağdurun da barın dışına kaçtığını;
Kafede mağdurla birlikte oturmakta olan tanıklardan S.K. beyanlarında; sanık ve mağdurun konuştukları sırada sanığın mağdura yumruk attığını, mağdurun da karşılık verdiğini, barda bulunan diğer şahıslar ile birlikte olaya müdahale ettiklerini, bir ara sanığın elinde silah olduğunu fark ettiklerini, silahın ortaya çıkması ile beraber İ.İ. Yzb.nın hızla bardan dışarı çıktığını, sanığın silahı mağdura doğru yönelttiğini görmediğini, sanığın doğrudan birini hedef almadığını, muhtemelen korkutmak amacı ile silahını çıkardığını, kavga esnasında bıçak çekildiği olayına tanık olmadığını;
Kafe işletmecisi U.O. beyanlarında; bir anda ortalığın karıştığını, kimin kime vurduğunu hatırlamadığını, olayın kısa sürede büyümesi üzerine sanığın silahını çıkardığını, namlusu yere doğru bir pozisyonda mekanizmasını çalıştırdığını, kalabalığa doğru yönelttiğini, tesadüfen namlunun kendisine doğru dönük olduğunu, silah ortaya çıkınca İ.İ. Yzb.nın barın kapısına yöneldiğini, bunun üzerine sanığın bu kez İ.İ. Yzb.a doğru silahını doğrulttuğunu, arkadaşlarının müdahale ederek silahı aldıklarını; olaydan bir gün sonra kafede yaptığı temizlik esnasında bir adet mermi bulduğunu, bir gün önceki olay nedeniyle sanığın silahından düşmüş olabileceği kanaati ile Polis Karakoluna teslim ettiğini;
Kafede oturmakta olan bayanlardan tanık B.İ. beyanlarında; olay günü bir kişinin yanlarına gelerek arkadaşı G.E.'ye dans etme teklifinde bulunduğunu, bu kişinin kim olduğu konusunda bir bilgisinin bulunmadığını, Gülçin'in bu teklifi kabul etmediğini ve bunun üzerine teklifte bulunan şahsın tekrar arkadaşlarının yanına döndüğünü, bu olaydan yaklaşık 5-6 dakika sonra da vaktin geç olması ve benzer bir olay yaşamaması için mekandan ayrıldıklarını, kafede oldukları esnada herhangi bir müessif olay yaşanmadığını, dans teklif eden şahsın, teklifinin reddi ile konunun kapandığını, kendisinin dans konusunda herhangi bir ısrarda bulunmadığı gibi vaki bir ısrar üzerine kendisinin veya arkadaşı tarafından da herhangi bir kimseye kötü söz veya benzeri kelime sarf edilmediğini;
Kafede oturmakta olan bayanlardan tanık G.E. beyanlarında; kafede oturdukları sırada karşı masada oturan üç kişiden birisinin yanına gelerek kendisine dans etme teklifinde bulunduğunu, bu kişiyi tanımadığından dolayı teklifini kabul etmediğini, dans teklifinde bulunan kişinin ısrarcı olmadığını ve masasına gittiğini, tanımadığı bu şahsın dans teklifinden rahatsız oldukları için daha fazla oturmayarak mekandan ayrıldıklarını, sonrasında gelişen olaylardan haberdar olmadığını, masalarına gelerek kendisine dans teklif eden şahsın çok az da olsa bir ısrarı olduğunu, bunun üzerine mekanın sahibinin yanlarına gelerek dans teklifinde bulunan kişiyi kendilerini rahatsız etmemesi konusunda uyardığını ve bu şahsın da direnmeyerek masasına gittiğini;
İfade etmişlerdir.
Tehdit Suçu
TCKnın 106ncı maddesinde, tehdit fiili, bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden, mal varlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehdit etmek olarak tanımlanmış; tehdidin konusuna ve şekline göre çeşitli cezalar öngörülmüştür.
Maddenin gerekçesinde; suçun oluşması için tehdit konusu kötülüğün gerçekleşip gerçekleşmemesinin önemli olmadığı, tehdidin nesnel (objektif) olarak ciddi bir mahiyet arz etmesi, istenilenin yerine getirilmemesi halinde tehdit konusu kötülüğün gerçekleşeceği olasılığının nesnel olarak mevcut olması gerektiği; sarf edilen sözlerin ve gerçekleştirilen davranışın muhatap alınan kişi üzerinde ciddi bir korku yaratma açısından sonuç almaya elverişli, yeterli ve uygun olmaması halinde, tehdidin oluştuğunun ileri sürülemeyeceği, failin söz ve davranışlarının muhatabı üzerinde ciddi şekilde korku ve endişe yaratacak uygunluk ve yeterlilik içerip içermediğinin her somut olayda araştırılması gerektiği, nesnel olarak ciddi bir mahiyet arz eden tehdidin somut olayda muhatabı üzerinde etkili olmasının şart olmadığı açıklamalarına yer verilmiştir.
Bu açıklamalara göre; tehdit suçunun oluşması için, eylemin, nesnel olarak ciddi, mağdur üzerinde korku yaratmaya elverişli, yeterli ve uygun olması, bu unsurların her somut olayda araştırılması gerekmektedir.
Yargıtay uygulamasında da; tehdit fiilinin, amaca uygun, elverişli ve yeterli olması gerektiği, ani oluşan kavgada kızgınlıkla söylenen sözlerde bu koşullar gerçekleşmediği için tehdit suçunun oluşmayacağı kabul edilmektedir (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.10.1998 tarihli ve 1998/2-252 E.1998/319 K., 1.3.1993 tarihli, 1993/2-355 E. 1993/39 K., 18.02.1991 tarihli ve 1990/4-368 E., 1990/36 K.; 5.4.1993 tarihli ve 1991/4-348 E. 1993/70 sayılı kararları).
Tehdit suçu, mağdurun yüzüne karşı söz ve fiille işlenebileceği gibi; mağdurun yokluğunda, mektup, elektronik posta, işaret ve benzeri her türlü araçla da işlenmesi mümkün bulunmaktadır. Suç, tehdit oluşturan eylemlerin mağdura ulaşmasıyla oluşmaktadır.
Yüze karşı işlenen tehdit suçu, neticesi harekete bitişik bir suç olduğundan, yani hareketin doğrudan mağdura yapılması nedeniyle aynı anda mağdur üzerindeki etkisini göstereceğinden, bu suça teşebbüsten bahsetmek mümkün değildir.
Bu konuda, öğretide tam bir uyum bulunmaktadır. (Prof.Dr. M. E. ARTUK - Prof.Dr. A. GÖKCEN - Doç.Dr. A. C. YENİDÜNYA, TCK Şerhi, C. 3, Ankara 2009, Sh. 2721-2733; Doç.Dr. Veli Özer ÖZBEK, TCK İzmir Şerhi, Yeni Türk Ceza Kanununun Anlamı, C. 2, Ankara 2008, Sh. 685; Prof.Dr. Ersan ŞEN, Yeni Türk Ceza Kanunu Yorumu, C. 1, İstanbul 2006, Sh. 419)
TCKnın 106ncı maddesinin ikinci fıkrasında, özel işleniş şekillerine bağlı olarak suçun nitelikli halleri düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde, bu hallerin, tehdidin kapsadığı korkutma gücünün ciddiliği ve yoğunluğu hususunda mağdurda ciddi kaygılar meydana getirmeye elverişli durumlar olduğu belirtilmiştir.
Eylemin silahla işlenmesi de bu hallerden biridir ve failin, TCKnın 6ncı maddesinde tanımlanan her türlü silahı, göstermek, çekmek veya ateşlemek gibi bir şekilde kullanması durumunda, ikinci fıkra uyarınca uygulama yapılması gerekmektedir.
Kabul ve Değerlendirme
Yukarıda anlatılan kanıtlar topluca değerlendirildiğinde; sanığın, bir barda ve alkollü iken, oradaki bayanlara dans teklif etmesiyle başlayan olayların devamında mağdurla aralarında yaşanan tartışma ve karşılıklı yumruklaşma sonrasında, belinden çıkardığı tabancasının kapak takımını iki kez çektiği ve havaya doğrulttuğu; mağdurun sanık tarafından ateş edileceği korkusuyla koşarak olay yerinden uzaklaştığı ve sanığın elindeki tabancanın orada bulunan bir tanık tarafından müdahale edilerek alındığı anlaşılmakta olup; buna göre, eyleminin silahla tehdit suçunu oluşturduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Sanığın olay sırasında bıçak çekildiği ve kendisini savunmak için tabancasını çekmek zorunda kaldığı doğrultusundaki ifadesinin doğru olmadığı, bütün tanıkların ortak anlatımlarıyla açıklığa kavuşmuş; sanığın tabancasını, bayanlarla olan konuşmasına müdahale eden ve kendisiyle yumruklaşan mağduru korkutmak amacıyla kullandığı hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmiştir.
Dolayısıyla, eylemin silahla tehdit suçunu oluşturduğuna ilişkin kabul ve değerlendirmelerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Daire tarafından, sanığın silahını henüz mağdura doğrultamadan engellenmesi nedeniyle eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilmiş ise de; silahla tehdit suçunun oluşması için silahın mutlaka doğrultulmasının gerekli olmaması, silahın korku ve endişe yaratan her türlü kullanımıyla suçun işlenmesinin mümkün bulunması, yüze karşı işlenen tehdit suçlarının neticesi harekete bitişik suçlar kapsamında teşebbüse elverişli olmaması, dava konusu olayda da mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratmaya elverişli, yeterli ve uygun hareketlerin gerçekleştirilmiş olması nedenleriyle bu kabulün hukuka uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu sebeple; itiraz istemine atfen Daire kararının kaldırılmasına ve diğer yönlerden temyiz incelemesine devam edilmek üzere dava dosyasının Daireye gönderilmesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy