(2709 S. K. m. 20) (5271 S. K. m. 206, 217, 289) (353 S. K. m. 66, 207)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, sanığın kabul edilen eyleminin üstünün bir şeyini çalmak suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin bulunmaktadır.
Daire; olayın mağdur tarafından planlanmış bir olay olduğunu, dolayısıyla mağdurun parasının alınması hususunda rızasının bulunduğunu ve bu nedenle suçun unsurlarının oluşmadığını kabul etmişken; Başsavcılık; sanığın eyleminin başkasına ait olduğunu bildiği parkanın içindeki parayı, sahibine haber vermeden bulunduğu yerden almak olduğu ve suçun unsurlarının oluştuğu görüşündedir.
Dava Konusu Olay
Dosyada mevcut kanıtlara göre; sanığın, katılan Hv.SIh.Müht.Kd.Bçvş. M.M.D. ile aynı Komutanlık bünyesinde değişik birimlerde görev yaptıkları; katılanın, 22.01.2010 tarihinde çalışma odasının askılığına astığı parkasının cebindeki 13 TLnin çalınması ve olaydan önceki dönemde daha başka hırsızlık olaylarının meydana gelmesi nedeniyle, olayların failini bulmak amacıyla parkasının cebine numarası alınmış para bırakmaya ve böylece çalan kişinin kimliğinin belirlenmesine karar verdiği; 10.02.2010 tarihinde, aynı odada birlikte çalıştığı arkadaşları Hv.Slh.Kd.Bçvş. A.G. ve Hv.Uçb.Üçvş. T.G.ye de durumu anlatmak suretiyle askılıkta bulunan parkasının cebine son dört rakamını belirledikleri A069391447 seri numaralı 5 TL banknotu koyduğu; aynı gün saat 13.35 sıralarında Hv.Uçb.Üçvş. T.G. ile birlikte odada bulundukları sırada sanığın odaya girmesi ve ilan panosuna bakmaya başlaması üzerine, sanığı odada yalnız bırakabilmek amacıyla her ikisinin de kısa süre içinde odadan ayrıldıkları, katılanın iki dakika sonra odaya döndüğünde odada kimse olmadığını ve parkasının cebindeki 5 TLnin yerinde olmadığını tespit ederek bu durumu sırayla ünitelerde en kıdemli konumdaki Hv.Uçb.Kd.Bçvş. Ö.K.'ye ve amiri konumundaki Hv.Uçb.Ütğm. A.Ö.ye bildirdiği; Hv.Uçb.Ütğm. A.Ö.nün; bir yandan komutanlarına bilgi vererek ne yapılması gerektiği konusunda emir almaya çalışırken, bir yandan da tüm personeli bir atölyede toplayarak kontrol altında tuttuğu; Malzeme Komutanı Alb. H.Y.nin kendisinin toplantıya gireceğini, durumu Bakım Komutanı Yb. A.İ.yle görüşüp daha sonra gerekli talimatı vereceğini söylemesi nedeniyle yaklaşık bir saat elli dakika bekledikten sonra, Ütğm. A.Ö.nün, toplanmış personele, bir şikayet nedeniyle arama yapılacağını ve herkesin üzerinde bulunan eşyaları masanın üstüne bırakmasını söylediği; sanığın diğer personel ile birlikte üzerinden çıkan eşyaları masanın üstüne koyduğu, Ütğm. A.Ö. tarafından sanığın masa üstüne koyduğu eşyalar üzerinde yapılan incelemede, mağdura ait daha önce seri numarasının son dört rakamı (1447) belirlenmiş olan 5 TL banknotun, sanığın paralarının içinde olduğunun belirlendiği; sorulduğunda sanığın da paranın kendisine ait olduğunu beyan ettiği, daha sonraki beyanlarında ise, parayı parkaların asılı olduğu yere yakın olarak yerde bulduğunu ve pantolonunun delik olan cebinden düşmüş olduğu inancıyla aldığını söylediği anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkeme, Daire ve Başsavcılık tarafından sübutu kabul edilen eylemin suç oluşturup oluşturmayacağı konusuna geçilmeden önce, hukuka aykırı delil konusunun ve sanığın üzerindeki eşyalar üzerinde yapılan arama işleminin hukuka uygun olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.
Hukuka Aykırı Delil Konusu
Ceza yargılamasında delil serbestisi ve vicdani delil sistemi esas olmakla birlikte, delillerin belli kurallar çerçevesinde elde edilmesi gerekmektedir. Bazı delillerin elde edilmesi ise istisnai olarak yasaklanmıştır. İşte genel olarak, elde edilmesi yasaklanmış bir delilin elde edilmesi veya elde edilmesi belirli usul ve esaslara bağlanmış bir delilin elde edilmesi sırasında bu usul ve esaslara uyulmamış olması halinde hukuka aykırı delilden söz edilmektedir. Delil elde etme konusunda öngörülen yasaklara delil elde etme yasakları, hukuka aykırı elde edilen delillerin hüküm verilirken değerlendirilmemesine de delil değerlendirme yasakları denilmektedir.
Anayasanın Suç ve cezalara ilişkin esaslar başlığı altındaki 38inci maddesinin 6ncı fıkrasında: Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.;
CMKnın Delillerin ortaya konulması ve reddi başlığı altındaki 206ncı maddesinde:
(2) Ortaya konulması istenilen bir delil aşağıda yazılı hallerde reddolunur:
a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse.
... ,
CMKnın 217/2nci maddesinde: Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.;
CMKnın, Hukuka kesin aykırılık halleri başlığı altındaki 289uncu maddesinde:
(1) Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hallerde hukuka kesin aykırılık var sayılır:
i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması.;
353 sayılı Kanun'un 207nci maddesinde:
Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hallerde hukuka kesin aykırılık varsayılır:
I) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması.;
Hükümleri yer almakta olup; Anayasa ve kanunların emredici bu hükümleriyle, hukuka aykırı yol ve yöntemlerle elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği, reddedileceği ve hükme esas alınamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır.
Arama
Arama, suçluların yakalanması, suç izlerinin ve delillerinin bulunması için yapılan bir işlemdir ve Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinde: Adli arama, bir suç işlemek veya buna iştirak veyahut yataklık etmek makul şüphesi altında bulunan kimsenin, saklananın, şüphelinin, sanığın veya hükümlünün yakalanması ve suçun iz, eser, emare veya delillerinin elde edilmesi için bir kimsenin özel hayatının ve aile hayatının gizliliğinin sınırlandırılarak konutunda, işyerinde, kendisine ait diğer yerlerde, üzerinde, özel kağıtlarında, eşyasında, aracında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile diğer kanunlara göre yapılan araştırma işlemidir. şeklinde tanımlanmıştır.
Anayasanın Özel hayatın gizliliği başlığı altındaki 20nci maddesinde:
Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.
Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kağıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmi dört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını el koymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.
353 sayılı Kanunun Aramaya ve zapta karar verme yetkisi ve buna itiraz başlığı altındaki 66ncı maddesinde:
Aramaya ve zapta karar verme yetkisi; milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, askeri mahkemeye aittir.
Yukarıda belirtilen sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde askeri savcılar, teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirleri ve bunların verecekleri yazılı emir üzerine diğer askeri makamlar da arama ve zapt işlemi yapabilirler. Arama ve zapt işlemleri, yirmi dört saat içinde yetkili askeri mahkemenin onayına sunulur. Askeri mahkeme, kararını arama ve zapt işleminden itibaren kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi halde, zapt kendiliğinden kalkar.
Askeri mahallerde yapılacak arama ve zapttan o yerdeki askeri birlik komutanı veya kurum amiri haberdar edilir.
Askeri mahkemenin onayına sunulmayan arama ve zapt işlemleri hakkında, aleyhine arama ve zapt işlemi yapılan kimse, askeri mahkemeden her zaman bu hususta bir karar verilmesini isteyebilir.
Yukarıdaki fıkralara göre verilecek kararlara karşı yedi gün içinde en yakın askeri mahkemeye itiraz edilebilir.
Hükümleri yer almaktadır.
Bu hükümlere göre; bir kişinin üstünün suç şüphesiyle aranabilmesi için, esas itibarıyla askeri mahkeme kararı gerekmekte; ancak belirli sebeplere bağlı olarak ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, askeri savcılar, teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amirleri tarafından ve bunların verecekleri yazılı emir üzerine diğer askeri makamlar tarafından da arama yapılabilmektedir.
Değerlendirme
Dava konusu olayda, sanığın amiri konumundaki Ütğm. A.Ö. tarafından yapılan aramanın, askeri mahkeme kararına dayanmadığı, Kanun'un yetkili kıldığı kişiler tarafından veya bunların verdiği yazılı emir üzerine yapılmadığı anlaşıldığından, yapılan arama işleminin ve bunun sonucu elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Hukuka aykırı delilin hükme esas alınmış olması mutlak bozma nedeni olduğu gibi, sanığın mahkumiyetine gerekçe olarak gösterilen diğer bütün delillerin de, sanıkta arama sonucu elde edilen parayla ilgili sorgu, savunma ve tanık beyanlarına ilişkin ve hukuka aykırı delilin bir sonucu olması sebebiyle, bunların da hukuka uygun olarak kabul edilmesi ve hükme esas alınması mümkün değildir.
Sonuç itibarıyla; eylemin sübutu bakımından, arama işleminin yapılmasına kadar yaşanan olaylarla ilgili olarak dinlenmiş bir kısım tanıkların yetersiz beyanları dışında mahkumiyete yeterli hukuki kanıt bulunmadığı dikkate alınmadan, hukuka aykırı yol ve yöntemlerle elde edilmiş kanıtlar esas alınmak suretiyle mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmaktadır.
Bu sebeplerle, Dairenin değişik gerekçeye dayalı bozma kararının kaldırılmasına ve mahkumiyet hükmünün, sanığın üzerine atılı suçun sübutuna dair yeterli kanıtın bulunmaması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy