(5271 S. K. m. 193, 194, 195, 196) (353 S. K. m. 207)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; duruşmalardan bağışık tutulma talebi olmadığı halde sanığın yokluğunda duruşma yapılıp hüküm kurulmasının, esasa etkili ve bozmayı gerektirecek bir hukuka aykırılık olup olmadığına ilişkindir.
Daire; sanığın terhis edilmesi nedeniyle duruşmalarda bulundurulmaması üzerine duruşmadan bağışık tutulma istemi bulunmayan sanığın yokluğunda yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmasındaki hukuka aykırılığın, nispi nitelikte bir hukuka aykırılık olduğunu ve savunma hakkını kısıtlayıcı nitelikte olmadığını kabul etmişken; Başsavcılık; bu durumun, CMKnın 196 ve 353 sayılı Kanunun 207/3-H maddeleri uyarınca savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde hukuka kesin aykırılık oluşturduğu ve vicahilik ilkesini de ihlal ettiği görüşündedir.
Uyuşmazlığın çözümü için yargılamanın gelişiminin ve ilgili hükümlerin incelenmesi gerekmektedir.
Yargılamanın gelişimi
Dosya içeriğine göre;
Osmaniyedeki Birliğinde askerlik görevini yapmakta olan sanık hakkında, 18.04.2010 tarihinde, üstü konumundaki mağdur Tnk.Onb. İ.B.'ye karşı üste hakaret suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açıldığı;
04.06.2010 tarihinde iddianamenin kabulüne karar verildiği,
19.08.2010 tarihinde yargılamaya başlandığı, sanık ve tanıkların duruşmada hazır olmamaları nedeniyle bunun için talimat yazılmasına karar verildiği;
21.10.2010 tarihinde yapılan duruşmaya sanığın ve bir kısım tanıkların katıldığı, bu duruşmada sırayla yapılan usulü işlemler kapsamında sorgusu da yapılan sanığın, duruşmalardan bağışık tutulma yönünde bir istemde bulunmadığı; duruşma sonunda, sanığın bir sonraki duruşmada hazır bulundurulması için Birlik Komutanlığına talimat yazılmasına karar verildiği, duruşmanın 22.11.2010 tarihine bırakıldığı ve alınan karar uyarınca gerekli talimatın yazıldığı;
22.11.2010 tarihinde yapılan duruşmaya sanığın katılmadığı, duruşma sonunda, sanığın bir sonraki duruşmada hazır bulundurulması için Birlik Komutanlığına yazılan talimat akıbetinin araştırılmasına karar verildiği ve alınan karar uyarınca gerekli talimatın yazıldığı;
Birlik Komutanlığının 03.11.2010 tarihli yazısıyla, sanığın 30.10.2010 tarihinde terhis mahiyetinde izne ayrılmış olduğunun ve bu nedenle duruşmada hazır bulundurulamayacağının bildirildiği; yazı ekinde gönderilen terhis belgesinden, sanığın 10.11.2010 tarihi itibarıyla terhis edildiğinin belirlendiği;
20.12.2010 tarihinde yapılan duruşmaya sanığın katılmadığı, duruşmada Birlik Komutanlığının 03.11.2010 tarihli yazısının okunduğu;
Takip eden duruşmalara da sanığın yokluğunda devam edildiği ve son olarak 24.3.2011 tarihinde sanığın yokluğunda yapılan duruşma sonunda hükmün bildirildiği;
Anlaşılmaktadır.
İlgili Hükümler
CMKnın 193, 194, 195 ve 196ncı maddelerinde:
Sanığın duruşmada hazır bulunmaması
MADDE 193 - (1) Kanunun ayrık tuttuğu haller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir.
(2) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkumiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.
Sanığın mahkemeden uzaklaşması
MADDE 194 - (1) Mahkemeye gelen sanığın duruşmanın devamı süresince hazır bulunması sağlanır ve savuşmasının önüne geçmek için mahkeme gereken tedbirleri alır.
(2) Sanık savuşur veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse, önceden sorguya çekilmiş ve artık hazır bulunmasına mahkemece gerek görülmezse, dava yokluğunda bitirilebilir.
Sanığın yokluğunda duruşma
MADDE 195 - (1) Suç, yalnız veya birlikte adli para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hallerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.
Sanığın duruşmadan bağışık tutulması
MADDE 196. - (1) Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hallerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir.
(5) Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastahane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir.
Hükümleri yer almaktadır.
Ayrıca; 353 sayılı Kanun'un, Şüpheli ve sanığın getirilmesi başlığı altındaki 81inci maddesinde, asker kişilerin ifadelerinin alınması veya sorguları için bağlı bulundukları askeri birlik komutanının veya askeri kurum amirinin emriyle getirilecekleri düzenlenmiş bulunmaktadır.
Uyuşmazlık Konusuyla İlgili Değerlendirme
As.Yrg.Drl.Krl.nun 22.12.2011 tarihli ve 2011/123-122 sayılı kararında açıklandığı üzere, yukarıda belirtilen hükümler birlikte değerlendirildiğinde; kural olarak duruşmaya katılmayan sanık hakkında yargılama yapılamayacağı, sanığın duruşmaya katılımı için gerekirse zorla getirilme kararı verilebileceği; ancak kanunda gösterilmiş hallerde sanık duruşmaya katılmamış olsa bile yargılama yapılabileceği açıkça görülmektedir.
Sanığın duruşmaya katılmaması halinde bile yargılamanın yapılabileceği haller:
- Toplanan delillere göre, mahkemece mahkumiyet dışında bir karar verilmesi kanısına varılması
- Daha önce sorgusu yapılmış olan sanığın savuşması veya gelmemesi şartına bağlı olarak mahkemece hazır bulunmasına gerek görülmemesi
- Suçun yalnızca veya birlikte sadece adli para cezasını veya müsadereyi gerektirmesi
- Sorgusu yapılmış olan sanığın veya bu konuda yetkili kılınmış müdafiin isteğine bağlı olarak mahkemece takdir edilmesi
- Sorgusu yapılmış olan ve zorunlu nedenlerle yargı çevresi dışında hastanede ya da tutukevinde bulunan sanık hakkında mahkemece hazır bulunmasına gerek duyulmayan haller olarak,
gösterilmiş bulunmaktadır.
Sorgusu yapılmış olan sanığın istemi halinde duruşmalarda hazır bulunma zorunluluğunun kaldırılması, yargılamanın gereklerine göre mahkemenin takdirine ilişkin bir husus olup; bu takdirin, alınacak bir kararla istemde bulunana ve taraflara bildirilmesi en uygun yol olmakla birlikte, mahkemenin bu konudaki kararını, yaptığı uygulamayla; sanığı duruşmaya çağırmamak veya duruşmada hazır bulunmaması halinde bunu zorunlu görmemek suretiyle göstermesi de mümkün bulunmaktadır.
Yargılama safahatı incelendiğinde; sanığın sorgusunun 21.10.2010 tarihinde yapılan duruşmada belirlendiği, bir sonraki duruşmanın bırakıldığı 22.11.2010 tarihinden önce sanığın 10.11.2010 tarihinde terhis edilmek suretiyle askerlik hizmetini tamamladığı, dolayısıyla istediği takdirde 22.11.2010 tarihli duruşmaya katılmasına bir engel bulunmadığı, buna rağmen belirlenen gündeki duruşmaya katılmadığı gibi, katılamamasına ilişkin bir mazeret ileri sürmediği, Askeri Mahkemece de, sanığın, terhis edildiğinin anlaşılmasından sonraki duruşmalara katılması için bir istek içinde olmadığı görülmekle; esas itibarıyla, Askeri Mahkemece sanığın duruşmalarda hazır bulunmasına gerek görülmediği ve terhis edilmiş olan sanığın örtülü olarak duruşmalardan bağışık tutulmasına karar verdiği anlaşılmaktadır.
Sanığın duruşmalardan bağışık tutulması yönünde açık bir karar verilmemiş olması, Askeri Mahkemenin, varlığı konusunda kuşku duyulmayan bu yöndeki örtülü kararının yok sayılmasını gerektirmemektedir. Aksi yöndeki kabul, yargılama hukukunun hiç arzu etmediği şekilde, amaçtan uzaklaşılmasına, yargılamanın uzamasına ve gecikmesine sebep olacaktır.
Sanığın duruşmada hazır bulunması zorunluluğu ve sanık olmadan duruşma yapılamaması kuralı, bir yönüyle yargılamanın amaçlarına uygun ve sağlıklı bir şekilde yapılması, diğer yönüyle de sanığın savunma haklarının kullanılması amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik kurallar olup; sanık tarafından duruşmaya gelinmek istenmemesi ve Askeri Mahkemece de sanığın duruşmalarda bulunmasına gerek görülmemesi karşısında, ortada, esasa etkili olabilecek ve sanığın savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracak bir hukuka aykırılık bulunmadığının kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
Bu sebeplerle, Başsavcılığın itiraz sebepleri kabule değer görülmemiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy