(5237 S. K. m. 134, 257)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, sanığın kabul edilen eyleminin ihmal suretiyle memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin bulunmaktadır.
Daire; sanığın eylemi sonucu kamunun maddi zararının meydana gelmediği ve bu nedenle suçun unsurlarının oluşmadığını kabul etmişken; Başsavcılık; miktarı belirlenememekle birlikte, sanığın eylemi sonucu kamunun maddi zararı olduğunda kuşku bulunmadığı ve suçun unsurlarının oluştuğu görüşündedir.
Dava Konusu Olay ve Kanıtlar
Dosya içeriğine göre; sanık J.Kd.Bçvş. F.A.nın 01.09.2007 16.04.2008 tarihleri arasında ...İlçe Jandarma Komutan Vekili olarak görev yaptığı, J.Bçvş. T.D.'nin da aynı tarihlerde İlçe Jandarma Komutanlığında Personel ve Lojistik Astsubayı olarak görev yaptığı; J.Bçvş. T.D.'nin bu görevi kapsamında askeri araçların akaryakıt alım ve sarf işlemlerini yaparken, 2007 yılından ve 2008 yılı Nisan ayına kadar olan dönemde, askeri araçların görev kağıtları üzerindeki göreve gidiş ve gelişlerine ilişkin kilometrelerin rakamlarını, araçların kilometre saatlerinin gösterdiği gerçek rakamlara göre değil, akaryakıt sarfiyatına uygun düşecek şekilde belirlemek suretiyle görev kağıtlarını aylık olarak tanzim ettiği; kilometre saati bozuk olduğu anlaşılan Kartal modeli aracın görev kağıdını kilometre saati faalmiş gibi düzenlediği; emir vermek suretiyle, ... plakalı Land Rover aracın kilometre saati hariç olmak üzere diğer araçların kilometre saatlerinin numaratörleri ile oynanmasını ve değiştirilmesini sağladığı, aslında gidilmemiş olan görevlere ilişkin görev kağıtları düzenlettiği; sanık J.Kd.Bçvş. F.A.nın da gerekli kontrolleri yapmadan görev kağıtlarını ve akaryakıt sarfıyla ilgili belgeleri imzaladığı ve üst makamlara gönderdiği;
J.Bçvş. T.D.'nin bu eylemi nedeniyle ASCKnın 134/1inci maddesi kapsamında zincirleme olarak hakikate aykırı evrak tanzim ve ita etmek suçundan hakkında açılan dava sonunda mahkumiyet kararı verildiği ve bu hükmün Askeri Yargıtay 1inci Dairesinin aynı tarih ve sayılı, itiraza konu olmayan kararıyla kesinleştiği;
Sanık J.Kd.Bçvş. F.A.nın da, araç görev kağıtlarını onaylayan ve hizmet defterinde görevleri planlayan İlçe J.Komutan Vekili olarak J.Bçvş. T.D.'nin yukarıda açıklanan eylemlerinden bilgisi olduğu ve uygulamaya göz yumduğundan ve böylece ASCKnın 134/1inci maddesi kapsamında zincirleme olarak hakikate aykırı evrak tanzim ve ita etmek suçunu işlediğinden bahisle açılan dava sonunda; sanığın, gerekli kontrolleri yapmadan görev kağıtlarını ve akaryakıt sarfıyla ilgili belgeleri imzalamak ve üst makamlara göndermek suretiyle TCKnın 257/2nci maddesi kapsamında ihmal suretiyle memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunu işlediği kabul edilerek mahkumiyet kararı verildiği;
13.03.2008 tarihinde, 01.03.2008 - 13.03.2008 tarihleri arasındaki görev kağıtlarında gidildiği belirtilen görevlerde kat edilen yol uzunluğu ile araçların kilometre saatlerindeki farklılaşma üzerinde karşılaştırmalı olarak yapılan incelemede; iki aracın kilometre saatlerindeki değişim ile görev kağıtlarıyla gidildiği belirtilen yol uzunluğunun birbiriyle uyumlu olmadığının, araçların kilometre saatleri üzerindeki değişikliğin gidilen görevlerin uzunluğundan çok fazla olduğunun belirlendiği;
14.03.2008 tarihinde askeri araçların kilometre saatlerinin kontrolünde; 771040 plakalı aracın kilometre saatinin numaratörüyle oynanmış olabileceği, 771050 plakalı askeri aracın kilometre saatinin bozuk ve numaratörüyle oynanmış olduğu tespitlerinin yapıldığı; 771050 plakalı askeri araca ait görev kağıtlarında, sanki kilometre saati çalışıyormuş gibi bilgilere yer verildiği;
Bilirkişi olarak görevlendirilen J.İk.Kd.Bçvş. H.B. tarafından görev kağıtları, akaryakıt sarf imal ve istihsal belgeleri ve ilgili diğer belgeler üzerinde yapılan inceleme sonunda düzenlenen raporda; görev kağıtlarında yazılı kilometre saatlerinin ardışık olarak birbirini takip ettiği, onarım belgelerine göre araçların kilometre saatlerinin değişmediği, kilometre saatlerinde bir arızanın dahi tespit edilemediği, incelenen bütün kayıtların yönergelere uygun olduğu ve bunlara göre Hazine zararının olmadığı bilgilerine yer verildiği;
Tanıklar G.K. ve Ş.T.nin beyanlarında, aracın kilometre saatinin çalışmadığı ve bu konuyu sanığa bildirdikleri; Ö.D. ve F.D.nin beyanlarında, kilometre saatiyle oynandığı, gidilmeyen görevler için görev kağıtları düzenlendiği, görev kağıtlarına kilometre bilgilerinin farklı olarak yazıldığı; H.G., F.B. ve F.Ç.nin, J.Bçvş.T.D.'nin şahsi aracına askeri araçlara ait benzin koyduğu hususunda görgüye veya duyuma bağlı bilgileri olduğu doğrultusunda beyanlarda bulundukları; anlaşılmaktadır.
Dosyada mevcut kanıtlara göre; sanığın, J.Bçvş. T.D.'nin işlediği iddia ve kabul olunan; Birliğe ait askeri araçların görev kağıtlarını göreve gidiş ve gelişlerindeki gerçek kilometrelere göre değil, yapılan akaryakıt sarfiyatına uygun düşecek şekilde aylık olarak tanzim etmek, kilometre saati bozuk Kartal aracının kilometre saatini faalmiş gibi görev kağıtlarına işlemek, araçların kilometre saatlerinin pres yerlerinden açılmak suretiyle numaratörleri ile oynanması için emir vermek ve görev kağıtlarında yer alan tüm bilgiler üzerinde gerçek durumu yansıtmayacak şekilde oynama yapılmasını sağlamak ve aslında gidilmeyen görevler için görev kağıdı düzenletmek eylemleriyle bir ilgisinin ve bilgisinin bulunmadığı, bu eylemlerin işlenmesi bakımından J.Bçvş. T.D. ile işbirliği halinde olmadığı ve buna ilişkin hiçbir kanıt bulunmadığı; buna karşılık, görev kağıtlarını ve akaryakıt sarfıyla ilgili belgeleri gerekli kontrolleri yapmadan imzaladığı ve üst makamlara gönderdiği; Askeri Mahkeme ve Daire tarafından da sanığın eyleminin bu şekilde kabul edildiği görülmektedir.
İhmal suretiyle memuriyet görevini kötüye kullanmak suçu TCKnın 257nci maddesinin ikinci fıkrasında: Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. hükmü yer almaktadır.
Suçun oluşumu için görev gereklerinin yapılmasında ihmal veya gecikme gösterilmesi zorunlu bir unsur olmakla birlikte başlı başına yeterli değildir. Ayrıca, bu ihmal veya gecikmeden dolayı;
- kişilerin mağduriyetine sebep olma
- kamunun zararına sebep olma
- kişilere haksız bir menfaat sağlama
koşullarından birisinin mutlaka gerçekleşmesi gerekmektedir.
Madde gerekçesinden, kamu zararıyla ifade edilenin ekonomik bir zarar olduğu anlaşılmakta; uygulama da, aynı doğrultuda yerleşmiş bulunmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.12.2005 tarihli ve 2005/110159 E.K. sayılı kararında da açıklandığı üzere; neden olunan zarar miktarının mutlaka belirlenmiş olmasına gerek olmayıp; ekonomik zarara neden olunduğunun kanıtlanmış olması yeterli bulunmaktadır.
Değerlendirme
Bu açıklamalar kapsamında, sanığın kabul edilen, görev kağıtlarını ve akaryakıt sarfıyla ilgili belgeleri gerekli kontrolleri yapmadan imzalamak ve üst makamlara göndermek eylemi değerlendirildiğinde; bu belgelerin Birlikte mevcut araçlar için verilmiş olan akaryakıtın usulüne uygun olarak sarf edildiğine ilişkin belgeler olduğu, bunların gerçeğe aykırı olarak düzenlenmiş olması halinde, esasen sarf edilmemiş olan akaryakıtın zimmet tutarından düşülmesi sonucu başka maksatlar için kullanılma olasılığı bulunduğu; incelenen kanıtlar kapsamında akaryakıt sarfiyatının gerçeğe aykırı belgelerle yapıldığında ve miktarı belirlenemeyen miktardaki akaryakıtın haksız şekilde sarf edilmiş olduğunda kuşku bulunmadığı, 01.03.2008 - 13.03.2008 tarihleri arasındaki görev kağıtlarında gidildiği belirtilen görevlerde iki aracın kilometre saatlerindeki değişim ile görev kağıtlarıyla gidildiği belirtilen yol uzunluğunun birbiriyle uyumlu olmadığının ve araçların kilometre saatleri üzerindeki değişikliğin gidilen görevlerin uzunluğundan çok fazla olduğunun belirlenmiş olmasının bunun açık bir göstergesi olduğu, kaldı ki bir miktar akaryakıtın özel araçlara konulduğu doğrultusundaki beyanların dikkate alınması gerektiği; bilirkişinin yaptığı incelemenin usule aykırı olarak düzenlenmiş belgelere dayanmakta olması nedeniyle kamu zararının olup olmadığı konusunda bir anlam ifade etmediği; miktarı belirlenememekle birlikte, sanığın eylemleri sonucu kamu zararına neden olduğunun açık olduğu sonuç ve kanaatine varılmaktadır.
Dolayısıyla, sanığın eyleminin ihmal suretiyle memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, Dairenin bu hükümle ilgili bozma kararının kaldırılmasına ve diğer yönlerden temyiz incelemesine devam edilmek üzere dava dosyasının Daireye iadesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy