(5728 S. K. m. 268, 562, Geç. m. 1) (5275 S. K. m. 3, 7, 107, 110) (5271 S. K. m. 231) (353 S. K. m. 214, 254) (Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük m. 52)
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlık, hükümlünün cezasının infazında eksik kalan süreye ilişkin bulunmaktadır.
Daire, hükümlünün eksik kalan infaz süresinin 91 gün olduğunu kabul etmiş iken, Başsavcılık, eksik kalan infaz süresinin 98 gün olduğu görüşündedir.
Mahkumiyet hükmünün infazının gerekip gerekmediğiyle ilgili inceleme Uyuşmazlık konusunun incelenmesinden önce, hükümlü hakkında infaz edilmesi gereken bir ceza olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
Hükmün kesinleşmiş olduğunda kuşku bulunmamakla birlikte;
8.2.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, 23.1.2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanunun 562nci maddesiyle, CMKnın 231inci maddesinin 5 ve 14üncü fıkralarında yapılan değişikler nedeniyle, hükümlünün mahkumiyetine konu suçu, niteliği ve suç tarihleri itibarıyla, CMKnın 231inci maddesinin 5inci fıkrası hükmü kapsamında olup; TCKnın 7nci maddesi ve 5728 sayılı Kanunun geçici 1inci maddesinin 2nci fıkrası uyarınca uyarlama yargılaması yapılması zorunluluğu doğmuş; bu kapsamda, Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 10.3.2008 tarihli, 2006/1315 ve 2008/408 Müt. sayılı duruşmasız işlere ait kararıyla; hükümlü hakkında düzenlenen olumsuz vaka kanaat raporu ve bir daha suç işlemeyeceği kanaatinin oluşmaması gerekçe gösterilerek, hükmün açıklanmasının ertelenmesine yer olmadığına ve hükmün aynen infazına karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiş bulunmaktadır.
5728 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin hükümlüler bakımından ne şekilde uygulanacağına ilişkin olarak düzenlenmiş olan 5728 sayılı Kanunun geçici 1inci maddesinin 2nci fıkrası uyarınca; işlenen suçun niteliği, işlendiği tarihler ve hükümlünün bu suçtan önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunmamasına göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının belirlenmesi için mutlaka duruşma açılmak suretiyle yargılama yapılması gerekirken, duruşma açılmadan yargılama yapıldığı kabul edilmekle birlikte; bu konuda dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ve hükmün aynen infazına ilişkin kararın kesinleştiği ve kesin hüküm niteliğini kazandığı; dolayısıyla, mahkumiyet hükmünün infazına engel bir durum olmadığı kabul edilmiştir.
İncelemenin hangi merci tarafından yapılacağının incelenmesi 353 sayılı Kanunun konuyla ilgili hükümleri incelendiğinde:
Kanun'un 202nci maddesinde, bu kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yapılacak itirazları en yakın askeri mahkemenin inceleyeceği;
254üncü maddesinde; cezaların yerine getirilmesi sırasında, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran haller nedeniyle geçirilmiş süreler ile hastanede geçen sürenin cezadan indirilmesine, değişik hükümlerdeki cezaların toplanmasına ve mahkumiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksamaya ilişkin bir karar alınması gerekirse, hükmü veren askeri mahkemeden karar isteneceği, bu kararların duruşma yapılmaksızın verileceği, bu kararlara bir hafta içinde itiraz edilebileceği ve itirazları Askeri Yargıtayın inceleyeceği, hükümleri yer almaktadır.
Bu hükümlere göre, kural olarak itiraz merciinin, itiraza konu kararı veren askeri mahkemeye en yakın askeri mahkeme olduğu, açıkça belirtilmiş olan istisnai hallerde ise Askeri Yargıtay olduğu görülmektedir.
Kanun'un, 19, 66, 74, 75, 107, 115, 244, 254 ve Ek geçici 6ncı maddelerinde itiraz konusu kararlar ve bunları inceleyecek merciler gösterilmiş olup; bunlardan sadece 254üncü madde kapsamında verilebilecek kararlar için itiraz kanun yolu merci olarak Askeri Yargıtay gösterilmişken, diğer bütün kararlar için kanun yolu merciinin en yakın askeri mahkeme olduğu açıkça ifade edilmiştir. 353 sayılı Kanun'un 214üncü maddesindeki temyiz isteminin hükmü veren askeri mahkemece reddiyle ilgili hükümlerde, askeri mahkemece verilecek karara yönelik kanun yolunun itiraz olduğu açıkça gösterilmemiş ise de, bunun da itiraz niteliğinde olduğu kabul edilmekte ve incelemenin Kanun tarafından açıkça gösterilmiş olması nedeniyle Askeri Yargıtay tarafından yapılması gerekmektedir.
Bu hükümlere göre dava konusu uyuşmazlığın çözümü için, itiraza konu kararın niteliğinin ve 353 sayılı Kanun'un 254üncü maddesi kapsamında olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
Kurulumuzca; incelemeye konu kararın 353 sayılı Kanun'un 254üncü maddesi kapsamında, çektirilecek cezanın hesabında duraksamaya ilişkin bir karar niteliğinde olduğu ve kanun yolu incelemesinin Askeri Yargıtay tarafından yapılması gerektiği kabul edilmiştir.
İnfazın ne şekilde yapılması gerektiğiyle ilgili inceleme 5275 sayılı Kanunun;
3üncü maddesinde: Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen temel amaç, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmaktır.;
7nci maddesinde: (1) Hapis cezalarının infazında hükümlülerin iyileştirilmeleri amacını güden programların başarısı, elde ettikleri yeni tutum ve becerilerle orantılı olarak ölçülür. Bunun için iyileştirme çabalarına yönelik olarak hükümlünün istekli bulunması teşvik edilir.
(2) Hapis cezasının, kendisinde var olan zararlı etki yapıcı niteliğini mümkün olduğu ölçüde azaltacak biçimde düzenlenecek programlar, usuller, araçlar ve zihniyet doğrultusunda yerine getirilmesi esasına uyulur. İyileştirme araçları hükümlünün sağlığını ve kişiliğine olan saygısını korumasını sağlayacak usul ve esaslara göre uygulanır.;
107nci maddesinde: (1) Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için mahkumun kurumdaki infaz süresini iyi halli olarak geçirmesi gerekir.
(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilmiş olanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkum edilmiş olanlar yirmi dört yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkum edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden
yararlanabilirler..
... ,
110uncu maddesinde: (1) Hükmü veren mahkeme veya hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı derecedeki mahkeme, altı ay veya daha az süreli hapis cezasının;
a) Her hafta cuma günleri saat 19.00'da girmek ve pazar günleri aynı saatte çıkmak suretiyle hafta sonları,
b) Her gün saat 19.00'da girmek ve ertesi gün saat 07.00'de çıkmak suretiyle geceleri,
Ceza infaz kurumlarında çektirilmesine karar verebilir.
(3) Cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesi kararı, infaza başlandıktan sonra da verilebilir.
(4) Cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesine karar verilenler hakkında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.
(5) Bu infaz usulünün gereklerine geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmaması halinde, cezanın baştan itibaren infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir.
(6) Bu madde hükümlerine göre verilen kararlara itiraz yolu açıktır.;
Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzükün 52nci maddesinde:
(1) Hafta sonu veya geceleri infaz:
a) 5275 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine göre altı ay veya daha az süreli hapis cezasının infazı aşağıdaki şekilde yapılır;
1. Hükümlü, her hafta cuma günleri saat 19.00'da kuruma girmek ve pazar günleri de aynı saatte kurumdan çıkmak suretiyle cezası hafta sonları infaz edilir.
2. Hükümlü her gün saat 19.00'da kuruma girmek ve ertesi gün de saat 07.00'de kurumdan çıkmak suretiyle cezası geceleri infaz edilir.
3. Bu hükümlüler, kurumlarda diğerlerinden ayrı yerlerde barındırılır.
4. Cezanın bu şekilde çektirilmesine karar verilenler hakkında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.
b) Hükümlü, bu fıkrada belirtilen yükümlülüklere uymaması halinde, durum, kurum tarafından Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir.
Hükümleri yer almaktadır.
Bu düzenlemeler topluca değerlendirildiğinde; ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazı ile ulaşılmak istenilen amaçlar, 5275 sayılı Kanunun 107nci maddesi uyarınca süreli hapis cezalarına mahkum edilmiş olanların cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çekmiş olmaları halinde koşullu salıverilmeden yararlanma olanaklarının bulunması; 5275 sayılı Kanunun 110uncu maddesinde düzenlenmiş özel infaz usullerinin, belirli süreli hapis cezalarının infazı bakımından, ceza süresi, hükümlünün yaşı ve cinsiyeti gibi özelliklere göre ve infazdan beklenen amaçlar doğrultusunda, hükümlülerin cezalarının daha iyi koşullarda infazının yapılmasını teminine yönelik olduğu; cezaların daha iyi koşullarda infazına olanak sağlanmış olmasından dolayı, cezasının bu şekilde çektirilmesine karar verilenler hakkında koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmayacağı ve bu infaz usulünün gereklerine geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmaması halinde cezanın baştan itibaren infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceği hüküm altına alınmak suretiyle, normal infaz usulüne göre adaletli bir denge kurulmaya çalışıldığı ve kendilerine infazda kolaylık sağlanmış olup da gereklere uymayanlara yükümlülükler getirildiği görülmektedir.
Özel bir infaz şekli olarak, altı ay veya daha az süreli hapis cezaları için düzenlenmiş olan; her hafta cuma günleri saat 19.00'da girmek ve pazar günleri aynı saatte çıkmak suretiyle hafta sonları yapılan infaz usulünde de, hükümlülerin, hafta sonlarını ceza infaz kurumunda geçirmeleri, diğer günlerde ise işlerini görebilmelerine ve normal yaşamlarını devam ettirmelerine olanak sağlanmakta; ceza infaz kurumu dışında geçirilen süreler de infazdan sayılmaktadır.
Koşullu salıverilme hükümlerine göre, altı ay veya daha az süreli hapis cezalarının 2/3 ünün ceza infaz kurumunda geçirilmesi gerekmekte iken, hafta sonları infaz usulünde 2/7sinin ceza infaz kurumunda geçirilmesi gerekmektedir. Bundan dolayı, ayrıca koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanması engellenmiştir.
Daire ve Başsavcılık tarafından ileri sürüldüğü şekilde, sadece ceza infaz kurumunda hafta sonları geçirilen iki günlük sürenin infazdan sayılması, diğer günlerin sayılmaması halinde, koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanmamasının gerekçesinin açıklanması mümkün olmadığı gibi, infaz gereklerine uyulmaması halinde cezanın yeni baştan infazına karar verilmesi halinin de, bu kişiler bakımından adaletsiz sonuçlar doğuracağı açıktır.
Bu sebeplerle; hükümlünün beş aylık hapis cezasının, 09.03.2008 tarihinde infazına başlanmak, 18.03.2008 tarihli karar uyarınca özel infaz usulüne göre sadece hafta sonları ceza infaz kurumuna alınarak çektirilmek ve 150 günlük süre sonunda 06.08.2010 tarihinde bihakkın tahliye edilmek suretiyle infaz edilmiş olmasında hukuka aykırılık bulunmadığından; Askeri Yargıtay 3üncü Dairesinin aksi yöndeki kararının kaldırılmasına ve Kurulumuzun yukarıdaki kabulü doğrultusunda verilmiş olan ...Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 28.02.2011 tarihli, 2006/1315 ve 2011/23 Müt. sayılı duruşmasız işlere ait kararına yönelik itirazın reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy