(353 S. K. m. 227) (5271 S. K. m. 232)
Daire ile Askeri Mahkeme arasındaki uyuşmazlık; memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunun unsurlarının oluştuğunun kabulü için yeterli kanıt bulunup bulunmadığına ilişkin bulunmaktadır.
Daire, suçun maddi ve manevi unsurlarının açıklıkla ortaya konulamadığı, bu konuda kuşkular bulunduğu ve beraat kararı verilmesi gerektiği görüşünde iken; Askeri Mahkeme tarafından, sanığın atılı suçu işlediğini ortaya koyan yeterli kanıtlar bulunduğu kabul edilerek mahkumiyet kararı verilmiştir.
Usul Yönünden İnceleme
1) Sanığın 11.05.2010 tarihli ilk mahkumiyet hükmünün verilmesinden sonra 06.07.2010 tarihli vekaletname ile Av. S.ŞENi vekil olarak tayin ettiği, müdafiin 15.07.2010 tarihli dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu, vekaletnamede ve dilekçede müdafi adresinin İstanbul, ..., ...Caddesi, ...Apt. 161/6 olarak gösterildiği, Tebliğnamenin müdafie bu adreste tebliğ edildiği;
Bozma ilamının Askeri Mahkemeye ulaşmasından sonra 13.06.2011 tarihinde hazırlanan Tensip Tutanağı ile; duruşmanın 25.08.2011 tarihinde yapılacağının belirlendiği, bozma ilamı ile ve duruşma gün ve saatinin müdafie tebliği için mazbata çıkarılmasına karar verildiği;
Bu karar uyarınca duruşma günü ve bozma ilamının tebliği için çıkarılan mazbataya, müdafiin adresi yazılırken, ...Caddesi, ...Apt. 161/6, ..., İstanbul yerine yanlışlıkla ... Caddesi, ...Apt. 16/6, ..., İstanbul yazıldığı; 11.07.2011 tarihinde, muhatabın adreste tanınmadığından bahisle tebliğ işleminin yapılamadığı;
25.08.2011 tarihinde müdafiin yokluğunda yapılan duruşmada hüküm kurulduğu, bu duruşmaya ait üç sayfadan ibaret duruşma tutanağı sayfalarının alt kısımları ile; sanığın duruşmadan bağışık tutulmasına, bozma kararına uyulmamasına ve son karara ilişkin kısımlarının Üye Hakim Hak.Atğm. E.ALİSBAH tarafından imzalanmadığı;
Anlaşılmaktadır.
353 sayılı Kanunun 227nci maddesinin son fıkrasında: Sanık, müdafi, katılan ve vekilinin dosyada bulunan adreslerine de davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları saptanmamış olsa da, duruşmaya devam edilerek dava yokluklarında bitirilebilir. Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise, sanığın her halde dinlenilmesi gerekir. hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre; bozma ilamından sonra ve yeni bir hüküm verilmeden önce, diğer kişilerin yanı sıra müdafiin de bozmaya karşı diyeceklerinin belirlenmesi gerekmekte; ancak, adreslerine gerekli tebligat yapılamaması veya tebligat yapıldığı halde duruşmaya gelmemeleri halinde yokluklarında hüküm kurulabilmektedir.
Müdafiin bürosunun bulunduğu apartman numarası yanlış yazılmak suretiyle çıkarılan tebliğ evrakının tebliğ edilememiş olmasıyla, maddede öngörüldüğü şekilde tebliğ olunamama şartının gerçekleşmiş sayılamayacağında ve bunun, müdafiin değil, Askeri Mahkeme personelinin hatasından kaynaklanmış olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Dolayısıyla; bozma kararının verilmesinden sonra, müdafiin, bozma ilamından ve duruşma gününden usulüne uygun olarak haberdar edilmesi ve diyeceklerinin belirlenmesi yoluna gidilmeden hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde hukuka aykırı bulunmaktadır.
2) Bozma kararı verilmesinden sonra 25.08.2011 tarihinde yapılan duruşmaya ilişkin üç sayfalık duruşma tutanağının üye askeri hakim Hak.Atğm. E.ALİSBAH tarafından imzalanmamış olduğu, duruşmada diğer usulü işlemlerin yanı sıra bozma kararına uyulmamasına karar verilerek mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmaktadır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun;
219uncu maddesi: (1) Duruşma için tutanak tutulur. Tutanak, mahkeme başkanı veya hakim ile zabıt katibi tarafından imzalanır.
(2) Mahkeme başkanının mazereti bulunursa tutanak, üyelerin en kıdemlisi tarafından imzalanır.,
222nci maddesi: Duruşmanın nasıl yapıldığı, kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ancak tutanakla ispat olunabilir. Tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir.;
232nci maddesi dördüncü fıkrası, Karar ve hükümler bunlara katılan hakimler tarafından imzalanır.; hükümlerini içermektedir.
Bu hükümler kapsamında; yargılamanın esaslı kurallarına uyulduğunu açıkça göstermek amacıyla tutulan duruşma tutanağının, mahkeme başkanı veya hakim ile zabıt katibi tarafından imzalanması yeterli olmakla birlikte; karar ve hükümlerin sadece bu kişiler tarafından imzalanması yeterli olmamakta, bunların kararlara katılan diğer hakimler tarafından da imzalanması gerekmektedir.
Dolayısıyla, mahkumiyet kararını da içeren duruşma tutanaklarının üye askeri hakim tarafından imzalanmamış olması, CMKnın 232nci maddesine açıkça aykırı ve hükmün esasına etkili bulunmaktadır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy