(1632 S. K. m. 87) (353 S. K. m. 196, 197, 209, 211, 212, 221) (5271 S. K. m. 232) (AYDK 23.10.2008 T. 2008/162 E. 2008/167 K.)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, Askeri Savcının sanıklar aleyhine yaptığı temyiz isteminin süresinde yapılıp yapılmadığı noktasındadır.
Daire, Askeri Savcının temyiz isteminin süresinde olmadığı görüşündeyken; Başsavcılık, temyiz isteminin süresinde yapıldığı görüşündedir.
Yargılama aşamaları
Askeri Savcılıkça sanıkların 13.04.2011 tarihinde emre itaatsizlikte ısrar suçunu işledikleri iddiasıyla kamu davası açılarak ASCKnın 87/1inci maddesi uyarınca cezalandırılmaları talep edilmiş; esas hakkındaki mütalaada aynı talepler tekrarlanmıştır.
Askeri Mahkemece, 04.07.2012 tarihli duruşmada ...yapılan yargılamada sanığa (sanıklara) isnat olunan eylemlerin sanığın (sanıkların) askeri görevlerinden değil mülki görevlerinden kaynaklandığı, bu sebeple sanık (sanıklar) hakkındaki yargılama yetkisinin sanığın (sanıkların) Sahil Güvenlik Komutanlığı personeli olması sebebiyle mahkememizde değil Adli Yargının görevli olduğu anlaşıldığından ... şeklindeki gerekçe ile; görevsizlik kararı verilmiş ve bu karar usulüne uygun olarak hazır bulunan taraflara tefhim olunmuştur. Askeri Savcının 04.07.2012 tarihinde verdiği ve aynı gün kayda giren süre tutum dilekçesi konulu dilekçesi; ... kararı temyiz edebileceğimizden, süresi saklı tutulmak suretiyle yazılacak olan gerekçeli hükümden bir adedinin Askeri Savcılığımıza gönderilmesini arz ederim. şeklindedir.
Askeri Mahkemenin 20.07.2012 tarihli yazısı ile gerekçeli karar Askeri Savcılığa gönderilmiş; Askeri Savcı tarafından aynı gün verilen dilekçe ile de, temyiz sebepleri belirtilmek suretiyle görevsizlik kararının bozulması yönünde talepte bulunulmuştur.
Konu ile ilgili yasal düzenlemeler
353 sayılı Kanunun;
Kanun yollarına başvurma başlığını taşıyan 196ncı maddesi:
Kanun yolları, askeri savcı, şüpheli, sanık ve katılan, katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar ile teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıta komutanı ve askeri kurum amirine açıktır.
Askeri savcı ile teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri şüpheli veya sanık lehine de kanun yollarına başvurabilir.;
Kanun yollarına başvurma mercii başlığını taşıyan 197nci maddesi:
Kanun yollarına başvurma, bundan feragat veya vazgeçme hakkındaki istemlerde merci, taarruz edilen kararı veren veya bu karara aracılık eden askeri savcılık ve eğer taarruz bir mahkeme kararına karşı ise, o mahkemedir...;
Başvurma hakkından vazgeçilmesi ve etkisi başlığını taşıyan 201inci maddesi:
Kanun yollarına başvurma hakkından veya yapılmış bir başvurmadan vazgeçilmesi, bu başvurma için belirli olan mehilin sona ermesinden önce de geçerlidir.
Şu kadar ki, askeri savcı ile nezdinde askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri tarafından sanık lehine yapılmış olan başvurma onun rızası olmaksızın geri alınamaz.
Müdafiin yapılmış bir başvurmadan vazgeçmesi, ancak ayrıca özel bir vekaletnameye sahip bulunmasına bağlıdır.;
Temyiz isteminin süresi ve şartları başlığını taşıyan 209uncu maddesi:
Temyiz istemi karar veya hükmün tefhiminden, tefhim sanığın yokluğunda yapılmış ise, tebliğinden itibaren bir hafta içerisinde olur...;
Temyiz layihası ve içinde bulunması gereken hususlar başlıklı 211inci maddesi:
Temyiz eden taraf hükmün hangi yönden ve neden dolayı bozulmasını istemekte, kural olarak temyiz dilekçesinde veya beyanında veyahut layihasında gösterir. Temyiz için dayanılan sebeplerde yargılama usulü ile ilişkin bir kurala mı yoksa kanuni diğer hükümlere mi aykırılık bulunmasından dolayı başvurulduğu gösterilir. Birinci halde kanuna aykırı olan hususlar açıklanır.;
İsteme bağlı temyiz layihası ve tebliği başlıklı 212nci maddesi:
Temyiz dilekçesinde veya beyanında temyiz sebepleri gösterilmemiş ise, temyiz dilekçesi için belirli olan sürenin bitmesinden veyahut hükmün gerekçesi henüz tebliğ edilmemiş ise, tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan mahkemeye bu sebepleri kapsayan bir layiha da verilebilir...;
Askeri Yargıtayca hükmün bozulması başlıklı 221inci maddesinin birinci fıkrası:
Askeri Yargıtay, temyiz edilen hükmü, hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozar.;
Şeklindedir.
Değerlendirme
Temyiz, henüz kesinleşmemiş son kararlardaki hukuka aykırılıkları gidermek için kabul edilmiş bir yasayoludur. Olağan yasa yollarından olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi için, bir temyiz davası açılmış olmalıdır. Temyiz davasının açılabilmesi için de iki koşulun varlığı gereklidir. Bunlardan birincisi, süre koşuludur. 353 sayılı Kanunun 209uncu maddesinde, genel kural olarak tarafların temyiz isteğinde bulunabilecekleri süre hükmün tefhiminden, tefhim sanığın yokluğunda yapılmış ise tebliğinden başlamak üzere bir hafta olarak belirlenmiştir.
Temyiz davasının açılabilmesi için gerekli olan ikinci koşul ise istek koşuludur. Yargılama hukukunun temel prensiplerinden olan Davasız yargılama olmaz ilkesine uygun olarak, temyiz davası (353 sayılı Kanunun 205inci maddesinin 2nci fıkrasında yazılı haller dışında) kendiliğinden açılmaz; bu konuda bir isteğin bulunması gereklidir. İstek koşulunun ise bu konuda hak ve yetkisi olan kişilerce yerine getirilebileceği kanun gereğidir.
Temyiz sebebi hükmün hukuka aykırı olmasıdır. Temyiz dilekçe ve beyanında temyiz sebeplerinin, yani hukuka aykırılığın ne şekilde gerçekleştiğinin gösterilmesi şart değil ise de, en azından kararın hukuka aykırı olduğu belirtilmek suretiyle temyiz iradesinin açık bir şekilde ortaya konulması gerekir.
Gerekçeli kararın görülmesinden sonra hükümdeki hukuka aykırılıkların neler olduğunun ayrıntılarıyla açıklanabilmesi için verilecek olan temyiz layihası bakımından, yasal sürenin korunması için öngörülen süre tutum istemi ancak geçerli bir temyiz talebi ile hukuki bir anlam ifade edecektir. Mevzuatımız tek başına süre tutum dilekçesi şeklinde bir uygulamaya olanak sağlamadığından, dilekçenin konu kısmına süre tutum dilekçesi şeklinde bir ibare yazılmış olması, hükmün hukuka aykırılık nedeniyle temyiz edildiği anlamına gelmemektedir.
CMKnın 232/3üncü maddesi, kısa kararın tefhiminden itibaren on beş günlük bir süre içinde gerekçeli kararın yazılabilmesine olanak tanırken; yedi günlük temyiz süresinin başlangıcı bakımından herhangi bir istisnaya yer vermemiş; temyiz süresinin (tefhim sırasında hazır bulunanlar bakımından) her halükarda tefhimden itibaren işlemeye başlayacağını kabul etmiştir. Dolayısıyla süresi içinde temyiz iradesinin açıklanmadığı hallerde, gerekçe görüldükten sonra temyiz hakkının kullanılması olanaklı değildir.
Askeri Savcı tarafından verilen 04.07.2013 tarihli dilekçe bu kapsamda incelendiğinde; dilekçede kararın hukuka aykırı olduğu hususunda herhangi bir ibareye yer verilmediği gibi, bu anlama gelecek bir açıklamanın da bulunmadığı; sadece gerekçeli kararın, kararın temyiz edilebileceğinden bahsedilmek suretiyle istendiği görülmektedir. Benzer bir olayda Adli Müşavirin sanık hakkındaki dava dosyasının incelenip iade edilmek üzere istenilmesine ilişkin dilekçesi, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 23.10.2008 tarihli, 2008/162-167 sayılı kararında, dilekçede temyiz müracaatında bulunulduğuna ilişkin herhangi bir ifadeye yer verilmemiş olması nedeniyle, süresinde verilmiş geçerli bir temyiz dilekçesi olarak kabul edilmemiştir.
Dolayısıyla Askeri Savcı tarafından 04.07.2013 verilen dilekçenin geçerli bir temyiz dilekçesi olarak kabulü mümkün olmadığından; 20.07.2013 tarihinde verilen dilekçe ise yedi günlük temyiz süresi geçirildikten sonra verilmiş olduğundan, Dairece temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmiş olması isabetlidir. Bu nedenle Başsavcılığın, Askeri Yargıtay 3üncü Dairesinin 02.07.2013 tarihli, 2013/920-909 Esas ve Karar sayılı Askeri Savcının temyiz isteminin süre yönünden reddine ilişkin kararına yönelik itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy