(2709 S. K. m. 141) (5237 S. K. m. 204) (1632 S. K. m. 134) (5271 S. K. m. 34, 230)
Dava ve Karar: Daire ile Askeri Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, sanığın eyleminin, ASCKnın 134nci maddesi kapsamında hakikate muhalif evrak tanzim etmek suçunu mu, yoksa TCKnın 204 maddesi kapsamında resmi belgede sahtecilik suçunu mu oluşturacağına ilişkin bulunmaktadır.
Daire, sanığın fiilinin TCKnın 204üncü maddesinde düzenlenmiş olan resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu görüşünde iken; Askeri Mahkeme, eylemin ASCKnın 134üncü maddesinde düzenlenmiş olan hakikate muhalif evrak tanzim etmek suçunu oluşturacağı görüşündedir.
Uyuşmazlık konusunun çözümünden önce, Askeri Mahkemece direnilmek suretiyle verilmiş olan mahkûmiyet hükmünde, bozma kararına iştirak edilmemesine ve önceki hükümde ısrar edilmesine ilişkin yeterli gerekçeye yer verilip verilmediği hususu incelenmiş; gerekçeli hükümde önceki mahkûmiyet hükmüne ilişkin gerekçenin aynen tekrarlandığı, bozma sebeplerine neden iştirak edilmediğine ilişkin olgu veya hukuki görüşlere yer verilmediği, sadece Delillerin değerlendirilmesi ve kabul bölümünde, Dairenin bozma kararına değinildikten sonra, İkinci sicil amiri olan sanığın; usulüne uygun şekilde birinci sicil amiri tarafından düzenlenerek imzalanan ve kendisine gelen sicil belgelerini imha edip, boş bir sicil belgesi üzerinden birinci sicil amiri tarafından doldurulması gereken bölümleri doldurmak, onun yerine sahte imza atmak, daha sonra ikinci sicil amiri olarak ilgili bölümleri doldurup imza attıktan sonra işlem yapılmak üzere KKK.lığına göndermek şeklinde oluşan eyleminin, ASCKnın 134üncü maddesinde vücut bulan hakikate muhalif evrak tanzim etmek suçunu oluşturduğu kanaatinde olduğumuzdan, eski hükümde direnme yönünde karar tesisine gidilmiştir... şeklinde bir açıklamaya yer verildiği görülmüştür.
Anayasanın 141/3 ve CMKnın 34/1inci maddeleri uyarınca, kararların gerekçeli olarak yazılması, karşı görüşlerin gerekçelerinin de gösterilmesi gerekmektedir.
5271 sayılı CMKnın 230uncu maddesinde; mahkûmiyet ve beraat hükmü ile ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar gösterilmiş, ayrıca bunlar dışında bir karar veya hüküm verilmesi halinde, bunun nedenlerinin de gerekçede gösterileceği belirtilmiştir.
353 sayılı Kanun'un 207/3-G maddesinde, hükmün gerekçeden yoksun olması, hukuka kesin aykırılık hali olarak sayılmış bulunmaktadır.
Gerekçe, kararın alınmasını gerektiren hukuki ve maddi sebeplerdir.
Yargı yetkisini kullanan mahkemeler tarafından verilecek her türlü kararın, sebep ve sonuçları bakımından açık ve anlaşılır olması; karara dayanak teşkil eden hukuk kurallarının, kanıtların, bunlar arasındaki tercihlerin ve takdir haklarının kullanılmasına ilişkin bütün hukuki ve yasal sebeplerin gösterilmesi, hukuk devleti ilkesinin zorunlu bir gereğidir.
Bu zorunluluk; ilgili kişiler bakımından kararın sebepleriyle öğrenilmesi, değerlendirilmesi, kanun yolu hakkının kullanılması veya kullanılmaması bakımından önemli olduğu gibi; kamunun bilgilenmesi, sağlıklı bir kanun yolu denetiminin yapılabilmesi ve adil yargılamanın sağlanması bakımından da önem arz etmektedir.
Bozma kararına uyulmaması halinde de, bunun sebeplerinin gösterilmesi, bozma kararında gösterilen gerekçelere hangi sebeplerle iştirak edilmediğinin açıklanması zorunlu bulunmaktadır.
Askeri Mahkemece, gerekçeli hükümde, maddi olayın kabulüne ilişkin hüküm fıkrasındaki ifadeler tekrarlanmakla yetinilip, bozma sebeplerine neden iştirak edilmeyip, önceki hükümde hangi nedenlerle direnildiğine ilişkin olarak yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden hüküm kurulması hukuka aykırı olduğundan, direnilmek suretiyle kurulan mahkûmiyet hükmünün, usul (gerekçesizlik) yönünden bozulmasına karar verilmiş; bozma nedeni karşısında diğer yönlerden inceleme yapılmamıştır.
Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun; 08.12.2011 tarihli, 2011/113-113; 11.02.2010 tarihli, 2010/9-12; 08.07.2010 tarihli, 2010/52-67; 01.03.2007 tarihli, 2007/16-9; 28.09.2006 tarihli, 2006/170-165; 16.03.2006 tarihli, 2006/62-63; 14.10.2004 tarihli, 2004/157-134; 27.03.2003 tarihli, 2003/26-28 sayılı kararları da bu doğrultudadır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy