(5271 S. K. m. 59, 212, 215, 216) (353 S. K. m. 207) (AYDK 10.12.1998 T. 1998/178 E. 1998/167 K.) (AYDK 25.11.2004 T. 2004/154 E. 2004/157 K.)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın konusu, emre itaatsizlik ısrar suçunun oluşup oluşmadığı hususu ise de, Kurulumuzca öncelikle, temyizde inceleme esasları ve inceleme sırası gözetilerek, usul yönünden hukuka aykırılık bulunup bulunmadığı incelenmiştir.
Yapılan incelemede;
1. Ceza yargılamasında, maddi hakikatın ortaya konulması esas olup, sübut delillerinin tanık beyanlarından ibaret olduğu durumlarda, tanık beyanlarının sağlamlığı ve güvenilirliği önem kazanmaktadır. Subjektif yönü nedeniyle, tanık beyanı, üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir delil olduğundan; kanun koyucu, gerçeğe uygun, sağlam ve güvenilir tanık beyanı elde edilebilmesi için, tanık dinlenilmesinde bir takım şekil şartlarına uyulması zorunluluğunu getirmiştir. Bu kapsamda, 5271 sayılı CMKnın 59 ve 212nci maddelerinde, tanığa, dinlenmeden önce hakkında tanıklık yapacağı olayla ilgili olarak mahkeme başkanı veya hakim tarafından, kendisine bilgi verileceği, sanık hazır ise tanığa gösterileceği, sanık hazır değilse kimliğinin açıklanacağı, tanıktan, tanıklık edeceği konulara ilişkin bildiklerini söylemesinin isteneceği ve tanıklık ederken sözü kesilmeyeceği, tanıklık edilen konuları aydınlatmak, tamamlamak ve bilgilerinin dayandığı durumları gereğince değerlendirebilmek için tanığa ayrıca soru yöneltilebileceği, tanığın bir hususu hatırlayamadığını söylemesi halinde önceki ifadesini içeren tutanağın ilgili kısmının okunarak hatırlamasına yardım edileceği, tanığın duruşmadaki ifadesiyle önceki ifadesi arasında çelişki bulunduğunda da, evvelce alınmış ifadesi okunarak çelişkinin giderilmesine çalışılacağı düzenlenmiştir. Bu usule uyulmaksızın, bir tanığın duruşma sırasında olaya ilişkin bilgisi tespit edilmeden, beyanı üzerine doğrudan doğruya hazırlık ifadesinin okunması, yalan söyleyen bir tanığın yalan söylediğinin anlaşılmasını imkansız hale getirecek, ifadeleri arasında mübayenet söz konusu olamayacağından belki de yalancı tanıklığı belirlenemeyecek ve en önemlisi tanığın kovuşturma aşamasında dinlenmiş olması da hiç bir anlam ifade etmeyecektir. (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 10.12.1998 tarihli ve 1998/178-167 E.K. sayılı ilamı da bu doğrultudadır).
Somut olayda, tanık Bçvş.C.E.G.nin yeminli ifadesi, istinabe suretiyle yetkili kılınan Marmaris Asliye Ceza Mahkemesince 13.06.2012 tarihinde tespit olunmuş, kimliğinin tespiti ve yeminini müteakip, tanığa olay hakkında bilgisi ve görgüsü sorulduğunda, tanık Ben daha önce ifade vermiştim. Bu ifadem okunsun şeklinde beyanda bulunmuş, Birlik Komutanlığınca tespit olunan 02.12.2011 tarihli ifadesi okunduktan sonra da Bu beyanım doğrudur. Aynen tekrar ederim. şeklinde ifadesini tamamlamıştır. Oysa, tanığın, Ben daha önce ifade vermiştim. Bu ifadem okunsun şeklinde beyanda bulunması üzerine istinabe mahkemesince, yukarıda belirtilen mevzuat çerçevesinde, tanıktan, tanıklık edeceği konulara ilişkin bildiklerini söylemesinin istenmesi, ifadesini müteakip, gerekli görülüyorsa tanıklık edilen konuları aydınlatmak, tamamlamak ve bilgilerinin dayandığı durumların gereğince değerlendirebilmesini sağlamak için tanığa ayrıca soru yöneltilmesi, ancak, tanığın bir hususu hatırlayamadığını söylemesi halinde önceki ifadesini içeren tutanağın ilgili kısmının okunarak hatırlamasına yardım edilmesi ve bu kapsamda ifadesinin tespit edilmesi zorunludur. Somut olayda, istinabe duruşma tutanağı incelendiğinde, tanık Bçvş. C.E.G.nin, ifadesinin tespitinden önce, olayı hatırlayamadığına dair bir beyanı bulunmamaktadır. Dolayısıyla, istinabe mahkemesince tespit olunan ve Hüküm Mahkemesince, delil olarak hükme esas alınan tanık Bçvş. C.E.G.nin kovuşturma aşamasında alınan ifadesinin, esasa etkili usule aykırılık teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.
2. 5271 sayılı CMKnın 215 ve 216ncı maddeleri gereğince, yazılı belgelerin okunmasından sonra ve ortaya konulan delillerle ilgili yapılan tartışmada, bir diyeceklerinin olup olmadığının, sırasıyla, katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine sorulacağı düzenlenmiş, adil yargılanma hakkı kapsamında, silahların eşitliği ilkesinin sağlanmasına yönelik hassasiyet ortaya konulmuştur. Somut olayda, Askeri Mahkemece icra edilen ve 15.11.2012 tarihinde yapılan hüküm duruşmasında, sanık ve müdafi huzurda bulunmalarına rağmen, dosyada bulunan tüm yazılı belgelerin okunmasından sonra sadece Askeri Savcıya diyecekleri sorulmuş ve Askeri Savcının soruşturmanın genişletilmesi talebinin bulunmadığına ilişkin beyanı zapta geçmiş, sanık ve müdafiine söz verilmemiştir. Huzurda bulunan sanık ve müdafiiden, duruşmada okunan ve hükme esas alınan yazılı belgelere karşı diyecekleri ile soruşturmanın genişletilmesi hususunda herhangi bir taleplerinin bulunup bulunmadığının sorulmaması, silahların eşitliği, yargılamanın sözlülüğü ve yüze karşılığı ilkelerine aykırı olduğu gibi, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuran bu usule aykırılık, aynı zamanda, 353 sayılı Kanunun 207/3-H maddesine göre mutlak bozma nedeni teşkil etmektedir (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 16.05.2013 tarihli ve 2013/52-55 E.K., 25.11.2004 tarihli ve 2004/154-157 E.K., 07.10.2004 tarihli ve 2004/153-128 E.K. sayılı ilamları da bu doğrultudadır).
Yukarıda açıklanan nedenlerle, Askeri Yargıtay Başsavcısının itirazına atfen, Daire kararının kaldırılmasına, müdafiinin temyizine atfen ve resen, Askeri Mahkemece kurulan mahkûmiyet hükmünün usul yönünden hukuka aykırılıklar nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
Tanıkların ifadelerinin istinabe suretiyle saptanması amacıyla, Askeri Mahkemece yazılan talimatta, tanıklardan özellikle sanığın savunmasında belirttiği gibi kıç porsun ambarını boşaltmaya başlayıp başlamadığının sorulması istenilmesine rağmen, istinabe suretiyle yetkili kılınan Marmaris 3üncü Asliye Ceza Mahkemesince 13.06.2012 tarihinde düzenlenen istinabe duruşma tutanağında, tanıklara bu sorunun yöneltildiğine ilişkin bir ibareye yer verilmediği ve tanıklar Yzb. F.Ç., Bçvş. E.A., Bçvş. S.B. ve Bçvş. S.H.nın bu hususta açık beyanlarının bulunmadığı anlaşılmakla birlikte, istinabe mahkemesince tanıkların ifadelerinin usulüne uygun şekilde tespit edilmiş bulunması, olay hakkında bilgi ve görgüsü sorulan tanıkların sözleri kesilmeksizin bilgi ve görgülerini aktarmış bulunmaları, keza, tanık Ütğm.F.E.nin, istinabe suretiyle yetkili kılınan Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesince 31.07.2012 tarihinde tespit olunan olaya ilişkin yeminli ifadesinin de yeterli olduğu birlikte gözetildiğinde, bu tanıkların ek ifadelerinin alınmasına gerek olmadığı ve bu hususta noksan soruşturma bulunmadığı sonucuna varılmıştır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy