(2709 S. K. m. 153) (1632 S. K. m. 76)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, ASCKnın 76ncı maddesi ile TCKya yapılan atfın; eylemin sadece askeri tutukevi veya cezaevinden kaçmak suretiyle işlenmesi hâli ile sınırlı olup olmadığına ilişkindir.
Daire, atfın; eylemin sadece askeri tutukevi veya cezaevinden kaçmak suretiyle işlenmesi hâli ile sınırlı olduğu; bu nedenle tutuklandıktan sonra ancak cezaevine götürülmeden önce firar eden sanığın eyleminin askeri suç olmadığı, eylem asker kişiye karşı veya askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak da işlenmemiş olduğundan askeri mahkemenin görevsiz olduğu görüşündeyken; Başsavcılık, atfın atılı suçun her türlü işleniş şeklini kapsadığı, dolayısıyla sanığın eyleminin ASCK'nın 76ncı maddesi kapsamına giren askeri bir suç olduğu, bu davaya bakma görevinin askeri mahkemeye ait olduğu görüşündedir.
Dava dosyasındaki delillerden; sanığın, 04.06.2007-27.11.2008 tarihleri arasında işlediği firar suçu nedeniyle 24.12.2008 tarihinde tutuklandıktan sonra, askeri cezaevi müdürlüğüne götürülmek üzere mahkeme binasında bekletildiği sırada, tuvalete girmek bahanesi ile inzibatların elinden kurtularak kaçtığı ve sivilde işlediği bir suç nedeniyle 10.07.2009 tarihinde yakalandığı anlaşılmakta olup; maddi olayın oluş şekline ilişkin olarak Daire ile Başsavcılık arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Bu oluş şekline göre sanığın eyleminin tutuklu iken kaçmak suçunu oluşturduğunun kabulü ile verilen mahkumiyet hükmü, Askeri Yargıtay 1inci Dairesinin 19.06.2013 tarihli, 2013/907-886 Esas ve Karar sayılı kararı ile suç vasfına bağlı görev yönünden bozulmuş ise de; ASCKnın Mahpus veya mevkuflardan kaçanların cezası başlığını taşıyan 76ncı maddesi:
Mahpuslardan nöbetçiyi veya muhafazasına memur olanları kandırarak veya dalgınlığından yahut yerinde bulunmamasından istifade ederek kaçanlara, geri kalan mahkûmiyetlerinin yarısı nispetinde ceza verilir. Herhalde bu ceza, bir aydan aşağı olamaz.
Bu suretle kaçan mevkuflar da altı aya kadar hapisle cezalandırılır.
Şeklindeyken; 22.03.2000 tarihli ve 4551 sayılı Kanunun 17nci maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilmiştir. Maddenin şimdiki hâli:
Tutukevi veya cezaevinden kaçmak veya kaçmaya aracı olmak
Madde 76- Askeri tutukevi veya cezaevinden kaçmak veya kaçmaya aracı olmak suçlarını işleyen asker kişiler hakkında Türk Ceza Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Bab Yedinci Faslında yer alan hükümler uygulanır.
Ancak, askeri ceza ve tutukevlerinden altı gün veya daha fazla süre ile kaçan asker kişilere verilecek hapis cezası veya asıl cezaya ilave olunacak hürriyeti bağlayıcı ceza bir yıldan az olamaz. şeklindedir. Değişiklik gerekçesi Madde ile tutukevi veya cezaevinden kaçmak ve kaçmaya aracı olmak suçları bakımından, cezanın etkinliğinin artırılması ve ceza adaletinin sağlanması amacıyla, Türk Ceza Kanununun hükümlerine yollama yapılmaktadır. Ancak bu düzenlemede, askeri ceza ve tutukevlerinden altı gün veya daha fazla süre ile kaçan asker kişilerin fiilleri aynı zamanda firar suçunu oluşturacağından ve bu suç için Askeri Ceza Kanununun 66ncı maddesinde öngörülen cezanın asgari haddi de bir yıl olduğundan, maddenin ikinci fıkrasında, askeri ceza ve tutukevinden altı gün veya daha fazla süre ile kaçan asker kişilere verilecek hapis cezasının veya asıl cezaya ilave olunacak hürriyeti bağlayıcı cezanın bir yıldan az olmayacağı hükme bağlanmıştır. şeklinde açıklanmıştır.
Mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitabının Dördüncü Bab Yedinci Faslının başlığı Tevkifhane ve hapishanelerden firar ve firara vesatat şeklinde olup; 4551 sayılı Kanunla değiştirilen ASCK'nın 76ncı maddesinin başlığına günümüz Türkçesine uyum sağlayacak bir şekilde aynen alınmıştır.
ASCK'nın 76/1inci maddesiyle belirli bir maddeye değil; fasıl başlığı belirtilmek suretiyle atıf yapıldığından; bu atfın o fasılda yer alan tüm maddeleri kapsadığı; dolayısıyla mülga 765 sayılı TCKnın İkinci Kitabının Dördüncü Bab Yedinci Faslında yer alan 298 ila 307inci maddelerdeki tüm suçların askeri suç kapsamında bulunduğu kabul edilmelidir.
Nitekim Anayasa Mahkemesinin 08.11.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan, 25.11.2005 tarihli, 2000/34 Esas ve 2005/91 Karar sayılı (Anayasanın 153/son maddesine göre bağlayıcı nitelikte olan) kararında; Askeri Ceza Kanununun 76ncı maddesinde askeri tutukevi veya cezaevinden kaçmak veya kaçırmaya aracı olmak suçlarının bir suç tipi olarak belirtilip; bu konuda 765 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitabının Dördüncü Babının tevkifhane ve hapishaneden firar ve firara vesatat başlığını taşıyan yedinci faslının tek tek maddelerine değil, tümüne göndermede bulunulduğu kabul edilmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun (5252 sayılı Kanunun) 3üncü maddesinin;
1inci fıkrasında Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan (765 sayılı) Türk Ceza Kanununa yapılan yollamalar, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelere yapılmış sayılır.
2nci fıkrasında Mevzuatta, yürürlükten kaldırılmış Türk Ceza Kanununun kitap, bab ve fasıllarına yapılmış olan yollamalar, o kitap, bab ve fasıl içinde yer almış hükümlerin karşılığını oluşturan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun maddelerine yapılmış sayılır. şeklinde düzenlemelere yer verilmesi nedeniyle, ASCK'nın 76ncı maddesindeki atfın bu gün için de geçerliğini koruduğu görülmektedir.
Bu nedenle, ASCKnın 76ncı maddesi ile TCKya yapılan atfın; eylemin sadece askeri tutukevi veya cezaevinden kaçmak suretiyle işlenmesi hâli ile sınırlı olmadığı kabul edilmiş ve tutuklandıktan sonra cezaevine götürülmek üzere mahkeme binasında bulunduğu sırada firar eden sanığın eyleminin, ASCKnın 76ncı maddesinin atfı kapsamında askeri suç vasfında olup; bu suça bakma görevinin askeri mahkemeye ait olduğu değerlendirilerek; Başsavcılığın itirazının kabulüne, Daire kararının kaldırılmasına ve dosyanın incelemeye devam edilmek üzere Dairesine iadesine karar verilmiştir.
Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 14.02.2002 tarihli, 2002/16-16 Esas ve Karar sayılı kararı ile 31.01.2008 tarihli, 2008/14-14 Esas ve Karar sayılı kararları da aynı mahiyettedir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy