(5271 S. K. m. 223, 231)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlık; kesinleşen mahkumiyet hükmüne ilişkin olarak yapılan uyarlama yargılaması sonucunda, CMK'nın 231'inci maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükümle belirlenen beş yıllık denetim süresinin, kasten yeni bir suç işlenmeden geçirilmesi üzerine verilecek düşme kararının, duruşma açılmak suretiyle verilmesinin zorunlu olup olmadığına ilişkindir.
5271 sayılı CMK'nın, Duruşmanın Bitmesi ve Hüküm başlıklı 223'üncü maddesinin;
Birinci fıkrasında; davanın düşmesi kararının hüküm niteliğinde olduğu;
Sekizinci fıkrasında; Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verileceği, ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediğinin anlaşılması halinde, gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verileceği ve bu karara itiraz edilebileceği;
Dokuzuncu fıkrasında ise; derhil beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği; düzenlenmiştir.
Bu bağlamda, düşme kararı, TCK'da gösterilen sebeplerin varlığı ya da soruşturma veya muhakeme şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, muhakemenin devam etmesini ve mahkumiyetle sonuçlanmasını önleyici niteliği nedeniyle, failin cezalandırılmasını engellemektedir. Bu nedenle de, esasa ilişkin kararlardan olduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır.
Öte yandan, gerek 5271 sayılı CMK ve gerekse 353 sayılı Kanunda, muhakemenin, taraf teşkiliyle ve duruşma açılarak yapılması, yapılacak duruşma sonucunda karar ve hükümlere ulaşılması öngörülmüştür. Ancak, duruşma yapılmaksızın karara bağlanabilecek hususlar, ayrıksı olarak ve yasada açıkça gösterilmek suretiyle sınırlandırılmıştır.
Açıklanan yasal düzenlemeler dikkate alındığında, muhakemenin devam etmesini ve mahkumiyetle sonuçlanmasını önleyen düşme kararının, duruşma yapılmaksızın verilmesi söz konusu değildir.
Diğer taraftan, CMK'nın 231'inci maddesinde düzenlenen Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun, açıklanması geri bırakılan mahkumiyet hükmünü askıya almak suretiyle hukuken varlık kazanmasını, diğer bir deyişle mahkumiyet hükmünün sonuç doğurmasını engellediği, denetim süresi içinde kasti suç işlenmemesi veya belirlenen denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılmaması gibi koşulların gerçekleşmesi halinde, düşme kararının verilmesini, söz konusu koşullara uygun davranılmaması halinde de, hükmün açıklanmasını gerekli kıldığı anlaşılmaktadır.
Söz konusu bu düzenlemede düşme kararından bahsedilmekle birlikte, bu kararın hangi usulle verileceğine dair, CMK'nın genel uygulamasından farklılaşan ayrıksı bir hüküm bulunmamaktadır.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, açıklanması geri bırakılan mahkumiyet hükmünün zat ve mahiyetinde değişiklik yaratacak olan düşme kararının, esasa ilişkin olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın verilmesinin, usul yönünden hukuka mutlak aykırılık oluşturduğu açıktır. Ayrıca, bu hükmün, daha önce kesinleşen bir mahkumiyet hükmüne ilişkin verilecek olmasının da, duruşma açılması zorunluluğunu ortadan kaldırdığı sonucuna ulaşmak mümkün olmamıştır. Aynı zamanda Askeri Mahkeme tarafından, hükümlünün denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işleyip işlemediği, şüpheli veya sanık olup olmadığı araştırılmadan verilen kararın bu yönüyle de hukuka aykırı olduğu açıktır.
Bu itibarla, lehe kanun değerlendirmesi kapsamında yapılan uyarlama yargılaması sonucunda, CMK'nın 231'inci maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükümle belirlenen beş yıllık denetim süresinin, kasti bir suç işlenmeksizin geçirilmesi halinde, açıklanması geri bırakılan mahkumiyet hükmünün zat ve mahiyetinde değişiklik yaratacak olan düşme kararının, duruşma sonunda verilebilecek esasa ilişkin bir karar olması ve bu kararın duruşma yapılmaksızın da verilebileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmaması karşısında, söz konusu kararın duruşma açılmaksızın verilmiş olması hukuka aykırılık oluşturduğundan, Başsavcılık itirazının kabulüne, Daire kararının kaldırılmasına ve Askeri Mahkemece duruşma açılmaksızın verilen düşme kararının usule aykırılık yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy