(5271 S. K. m. 324, 326) (1136 S. K. m. 27, 163, 168, 173) (YCGK 14.06.2005 T. 2005/1-66 E. 2005/65 K.) (YCGK 09.10.2012 T. 2011/4-301 E. 2012/1800 K.) (AYDK 15.01.2009 T. 2009/9 E. 2009/3 K.) (AYDK 26.09.2013 T. 2013/88 E. 2013/86 K.)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlık bir dava dosyası üzerinden ve farklı iddia konuları nedeniyle yapılan yargılama sonucunda, beraat hükmünün yanında, mahkumiyet hükmü de verildiğinde, beraat etmesi nedeniyle sanık yararına vekalet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceğine ilişkindir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; sanığın beraati halinde vekalet ücretine sanık yararına ve onun yaptığı masraflara ilişkin olarak hükmolunduğu (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.06.2005 tarihli ve 2005/1-66 E. - 2005/65 K. sayılı kararı); vekalet ücretinin yargılama giderlerinden olduğu (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 15.01.2009 tarihli ve 2009/9-3 sayılı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.10.2012 tarihli ve 2011/4.MD-301 E. - 2012/1800 K. sayılı kararı); vekalet ücretine hükmolunduğunda, karar tarihi itibarıyla ya da bu konuda karar verilmemiş ise, temyiz incelemesinin yapıldığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hükmolunacağı (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 26.09.2013 tarihli ve 2013/88-86 sayılı, 15.01.2009 tarihli ve 2009/9-3 sayılı kararları); beraat eden sanık lehine vekalet ücretine hükmolunmaması halinde, salt bu nedenle olsa dahi beraat hükmünün tek başına temyiz olunabileceği (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 26.09.2013 tarihli ve 2013/88-86 sayılı, 15.01.2009 tarihli ve 2009/9-3 sayılı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.10.2012 tarihli ve 2011/4.MD-301 E. - 2012/1800 K. sayılı kararları); hususlarında duraksama bulunmamaktadır.
CMK'nın 324/1'inci maddesinde; harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretinin yargılama giderlerinden olduğu, 327nci maddesinde ise; beraat eden kişinin, sadece kendi kusurundan ileri gelen giderleri ödemeye mahkum edileceği, bu kişinin önceden ödemek zorunda kaldığı giderlerin, Devlet Hazinesince üstlenileceği;
1136 sayılı Avukatlık Kanununun 168'inci maddesine göre hazırlanan ve 29.12.2012 tarihli, 28512 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5inci maddesinde de; beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedileceği; düzenlenmiştir.
Bu bağlamda, beraat eden sanık yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin, kaynağını yasadan alan bir zorunluluk olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, CMK'nın 326/1inci maddesinde; Birden çok suçtan dolayı aleyhinde kovuşturma yapılmış olan kimse, bunların bir kısmından mahkum olmuş ise, beraat ettiği suçların duruşmasının gerektirdiği giderleri ödemekle yükümlü değildir.;
Ayrıca, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 173/1inci maddesinde; Sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, kararlaştırılan avukatlık ücreti yalnızca avukatın üzerine almış olduğu işin karşılığı olup, mukabil dava, bağlantı ve ilişki bulunsa bile başka dava ve icra kovuşturmaları veya her türlü hukuki yardımlar ayrı ücrete tabidir.; şeklinde düzenleme mevcuttur.
CMK'nın ve Avukatlık Kanunu'nun ilgili düzenlemeleri, 29.12.2012 tarihli ve 28512 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin, Bir davanın takibi sırasında karşılık dava açılması, başka bir davanın bu davayla birleştirilmesi veya davaların ayrılması durumunda, her dava için ayrı ücrete hükmolunacağına ilişkin 8'inci maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde, beraat eden sanığın yargılandığı dava dosyası üzerinden sürdürülen ve mahkumiyetle sonuçlanan davalar dikkate alınarak, vekalet ücretinin ödenip ödenmemesi konusunda bir ayrıma gidilmediği sonucuna ulaşılmaktadır. Diğer bir deyişle, beraat eden sanık yararına vekalet ücretinin ödenmemesine ilişkin ayrıksı bir düzenleme bulunmamakta, aksine olarak, beraat eden sanık yararına vekalet ücretine hükmolunacağı hususunda emredici düzenleme bulunmaktadır.
Öte yandan, her bir suç için, müdafi tarafından en azından ayrı bir emek ve zaman sarf edileceği düşünüldüğünde, sanık ile müdafi arasında vekalet sözleşmesi kurulurken, bu durumun ücretin belirlenmesinde ölçütlerden biri olarak değerlendirilmesi doğaldır.
Bu bağlamda, aynı dava dosyası üzerinden yürütülen farklı suçlar yönünden duruşmaların birlikte takip edilmesinin usul ekonomisi bakımından sağladığı kolaylığın, her bir suçlama için sarf edilen emeğin ve zamanın göz ardı edilerek, salt hizmetin bölünemezliği yargısına ulaşılması sonucunu sağlamayacağı açıktır.
Sonuç olarak, ilgili mevzuat hükümleri dikkate alındığında, beraat ettiği suçlama nedeniyle, sanık yararına olarak vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilerek, vekalet ücretine hükmedilmesi istemini reddeden mahkeme kararını, vekalet ücretine hükmetmek suretiyle düzelterek onayan Daire ilamının yerinde olduğu kabul edilerek, Başsavcılığın itirazının reddine karar verilmiştir.
Diğer taraftan, sanık müdafinin, aslı gibidir demek suretiyle imzalayıp, sunmuş olduğu vekaletname fotokopisine baro pulu yapıştırılmamış olması şeklindeki noksanlığın (1136 sayılı Kanun'un 27/3'üncü maddesi), müdafi ile sanık arasında kurulan vekalet sözleşmesinin yazılı olmasının zorunlu olmadığı (1136 sayılı Kanun'un 163/1'inci maddesi) ve dava dosyası kapsamına göre, sanığın kendisini sözleşmeyle atadığı müdafi aracılığıyla savunduğu hususunda duraksama bulunmadığı dikkate alındığında, savunma hakkı da gözetilerek, her aşamada tamamlattırılmasının mümkün ve gerekli olduğuna işaret edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy