(353 S. K. m. 144, 217) (5237 S. K. m. 257) (211 S. K. m. 25, 76, 77, 82) (Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği m. 382, 383, 640)
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlığın konusu, sanığa atılı suçun her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delillerle sübuta erip ermediğinin tespitine yöneliktir.
Daire; sanığın, katılana ait rapordan haberi olmasına rağmen, katılana nöbet tutturmak suretiyle suç kastıyla hareket ettiği, hasta olan katılanın mağduriyetine neden olduğu sonucuna vararak, beraat hükmünün esas yönünden bozulmasına karar vermiş iken; Başsavcılık, sanığın suçsuzluk karinesini ortadan kaldıracak güçte delil elde edilememiş olması ve müsnet suçun maddi ve manevi unsurlarının açıklıkla ortaya konulamaması karşısında, sanığın atılı suçtan beraatına karar verilmesinin hukuka uygun olduğunu ileri sürerek, aksi doğrultudaki Daire kararlarına karşı itirazda bulunmuştur.
Sanığın, 01.08.2008 tarihinde,
Komutanı olarak göreve başladığı, katılan J.Bçvş.M. A.nın ise aynı Komutanlıkta
Komutanı olarak görevli olduğu, bu şekilde görev icra edilmekte iken sanığın 19.08.2008 günü 3 gün mazeret izni ile Birliğinden ayrıldığı, sanık izinde iken, katılanın Birlik Komutan Vekili tarafından 20.08.2008 tarihinde Sivas Asker Hastanesine sevk edildiği, katılanın aynı gün psikiyatri bölümünde muayene edildiği ve muayene sonunda psikiyatri uzmanı tarafından bir rapor tanzim edildiği, bu raporun Sivas Asker Hastanesi Baştabibi tarafından da onaylandığı, düzenlenen bu raporda, 1 aylık süre içinde gece nöbet tutmaması, birlik komutanı ile hastanın sıkıntılarını paylaşması, giderilmeye çalışılması, birlik komutanının hastanın özgüven benlik duygularını harekete geçirerek yardımcı olması önerildi. şeklinde kanaate yer verildiği ve ayrıca katılan için iki kalem ilaç yazıldığı, raporda yer alan gece nöbet tutmaması yönündeki kanaate rağmen katılanın 30.08.2008 tarihindeki Nöbetçi Astsubaylık görevini yerine getirdiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
ASCKnın Üçüncü Babının Hizmet ve vazifenin ihlali başlıklı Dokuzuncu Faslında Umumi surette ihmal ve tekasül başlığı altında 144üncü maddede düzenlenen ve TCKya atıf suretiyle cezalandırılan görevi kötüye kullanmak suçu, bu Kanunun 12nci maddesinde tarif edilen bir askeri vazifeyi (Hizmeti) yapmakla yükümlü bulunan kişinin (Memurun), memurluk görevini kanun ve nizamın gösterdiği usul ve esaslardan başka surette kullanması biçiminde tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşumu için memurun; görev ve yetkisini aşması, yasanın belirlediği usul, şekil ve esasa uymaması ve takdir yetkisini amacı dışında kullanması ve tüm bu eylemlerin görevi kötüye kullanmak kastı altında gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
ASCKnın 144üncü maddesinin atıfta bulunduğu TCKnın 257/1inci maddesinin metninde, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek şeklinde ifade edilmiş olup, bir görevin gereklerine aykırı hareket edilmesi için, failin görev alanına giren bir işlemin yapılmış olması zorunluluk arz etmektedir. Görevinin gereklerine aykırı hareket etmek ibaresinin anlamı dikkate alındığında, gereklerine aykırı hareket edilen şeyin, bizzat görev değil, bu görev dolayısıyla memura tanınan kudret ve yetki olduğu anlaşılmaktadır.
TCKnın 257/1inci maddesinde görevi kötüye kullanmak suçu, Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. şeklinde düzenlenmiştir. 08.12.2010 tarihli ve 6086 sayılı Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile, 257nci maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan Kazanç ibareleri Menfaat şeklinde değiştirilmiştir.
TCKnın 257/1inci maddesinde tanımlanan suçun oluşabilmesi için, kanuna aykırı davranış yetmemekte, bu davranış nedeniyle, Kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması ya da Kişilere haksız bir menfaat sağlanması gerekmektedir. Atılı suç TCKda netice suçu olarak düzenlenmiş olup, failin, bilerek ve isteyerek görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olma ya da kişilere haksız bir menfaat sağlama kastıyla hareket etmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, askerlikte nöbet hizmetleri TSK İç Hizmet Kanununun 76-82 ve İç Hizmet Yönetmeliğinin 382-640ıncı maddelerinde, müracaat ile ilgili hükümleri ise aynı Kanunun 25inci maddesinde düzenlenmiştir. Konuyla ilgili hükümler incelendiğinde;
TSK İç Hizmet Kanununun 77nci maddesi; Kıtalarda, karargahlarda ve askeri kurumlarda nöbet hizmetine tabi tutulacak personelin kimler olacağı, nöbet hizmetlerinin yapılış tarzı ile şekli ve nöbetçilere ait vazifeler talimatname ile tayin ve tespit olunur.
25inci maddesi; Her asker resmi ve şahsi işlerinden dolayı müracaatını söz veya yazı ile en yakın amirinden başlayarak silsile yoluyla yapar. Müracaatlar takip ve tahkik ve bir karara bağlanarak neticesi müracaat sahibine mümkün olan en kısa zamanda mutlaka bildirilir. Ancak; bu müddet hiçbir halde bir ayı geçemez.
TSK İç Hizmet Yönetmeliğinin 383üncü maddesi; Kendisine nöbet hizmeti sırası gelen bir rütbe sahibinin mazeretinin zuhuru halinde o gün için nöbete girmemesi birlik kumandanı veya kurum amirinin tarafından muvafık görülürse hizmet kendisinden sonra gelene teveccüh eder. Ve durum nöbet alacak olana en kısa zamanda duyurulur. Mazeret kalktığında geçmiş nöbetlerinden bir tanesi tutturulur.
Hükümlerini içermektedir.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerine göre, Birlik Komutanı olan sanığın, nöbet hizmetleri hususunda kendiliğinden veya ilgilinin müracaatı üzerine nöbet değişikliği yapabilmesi görevi kapsamında bulunduğu anlaşılmaktadır.
Sanık sorgu ve savunmalarında; 01.08.2008 tarihinde görevine başladığını, 19-22.08.2008 tarihleri arasında izinde bulunduğu sırada katılanın Hastaneye sevk edildiğini, izinden döndükten sonra kendisine sadece katılanın psikiyatrik rahatsızlığı nedeniyle Hastaneye gittiğinin belirtildiğini, ancak istirahat aldığına dair bilgi verilmediğini, emirler doğrultusunda rahatsızlığının içeriği nedeniyle Biyografi Belgesi doldurttuğunu, ancak Eylül ayı nöbetlerini imzalarken katılana nöbet yazılmadığını fark edince, katılanın gece nöbet tutmamasına yönelik bir raporun olduğunun söylendiğini, bunun üzerine raporu getirttiğini, bu aşamada raporun kendisine gösterilerek bilgi sahibi olduğunu ve nöbet yazılmamasını uygun karşıladığını, herhangi bir kasıtlı hareketinin olmadığını beyan etmektedir.
Dosya kapsamından, katılan J.Kd.Bçvş. M. A.nın amirine yazı ile bir müracaatının bulunmadığı, söz ile müracaat ettiği hususunun ise açıklıkla ortaya konulamaması nedeniyle şüpheli kaldığı anlaşılmaktadır. Bizzat katılan tarafından tanzim edildiği anlaşılan ve sanık tarafından da tasdik edilen 26.08.2008 tarihli Biyografi belgesinde de katılanın hizmet safahatının ve ailevi durumunun yer aldığı, bu belgenin alt kısmında yer alan Hastane kayıtlarına ilişkin kısımda ise, 20.08.2008 günü sevk edildiği Sivas Asker Hastanesince yapılan muayenesi sonucunda ilaç tedavisi uygulandığının belirtildiği, bu belgede bir ay müddetle gece nöbet tutulmamasına dair bilgi ve istemin bulunmadığı görülmektedir.
Diğer taraftan, tanık J.Kd.Bçvş. M. C. A. tarafından, sanığa izin dönüşünde diğer evraklar ile birlikte katılana ait raporu da gösterdiği ifade edilmekle birlikte, dosyada bulunan raporun üzerinde bu raporu sanığın gördüğüne dair bir paraf veya işareti bulunmadığı gibi, katılanın nöbetini tutması veya tutmaması konusunda sanık tarafından J.Kd.Bçvş. M. C. A.ya yönelik bir talimat verilmediği de anlaşıldığından, sanığın söz konusu raporu gördüğü hususu şüpheli kalmaktadır.
Ayrıca, sanığın izinde bulunduğu, 20.08.2008 tarihinde, Birlik Komutan Vekili tarafından katılanın Sivas Asker Hastanesine sevk edilmesi, aynı gün Psikiyatri bölümünde muayene edilip raporun düzenlenmesi, dolayısı ile katılanın muayeneden dönüşünde sanığın Birlikte bulunmaması, dizi 92'de bulunan 2008 yılı Eylül ayı nöbet çizelgesinin, katılanın 30.08.2008 tarihinde nöbetini tuttuktan sonra, 31.08.2008 tarihinde sanık tarafından imzalanması, Eylül 2008 ayında katılana nöbet yazılmaması dikkate alındığında, katılanın 30.8.2008 tarihinde nöbetçi olduğuna ve nöbet değişikliği yapılması gerektiğine ilişkin kendisine bilgi verilmediği yönündeki sanığın savunmasının doğru olma ihtimalini artırmakta ve sanığın, katılanı mağdur etme kastı ile hareket ettiği hususunu şüpheli bırakmaktadır.
Bu nedenlerle, maddi ve manevi unsurları bakımından müsnet suçu işlediğine dair, sanığın savunmasının aksini kanıtlayan her türlü şüpheden uzak, yeterli ve kesin delil bulunmadığından, Ceza Yargılaması Hukukunun şüpheden sanık yararlanır şeklindeki evrensel hukuk kuralı uyarınca atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşıldığından, itirazın kabulü ile aksi düşünceye dayalı Daire kararının kaldırılmasına, katılanın kabule değer görülmeyen temyiz sebebinin 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi gereğince reddi ile Askeri Mahkemenin hukuka uygun bulunan beraat hükmünün onanmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy