(353 S. K. m. 209) (5271 S. K. m. 223, 291)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın konusu, Askeri Savcının temyiz isteminin süresinde yapılıp yapılmadığıdır.
Daire, Askeri Savcının süre tutum dilekçesinde temyiz iradesinin bulunmadığını, gerekçeli kararın tebliğinden sonra verilen temyiz dilekçesinin de hükmün tefhiminden itibaren bir hafta içinde verilmemiş olması nedeniyle, temyiz isteminin süre yönünden reddine, karar vermişken;
Başsavcılık; Askeri Savcının süre tutum dilekçesinin temyiz iradesini içerdiğini, bu nedenle, temyiz talebinin süresinde olduğunu ileri sürerek, Daire kararına süresinde itiraz etmiştir.
Yapılan incelemede;
Hükmün verildiği 06.03.2013 tarihinde yapılan duruşmada Askeri Savcı esas hakkındaki mütalaasında, sanığın, işlemiş olduğu izin tecavüzü suçundan cezalandırılması, isteminde bulunmuştur.
Askeri Mahkemece, sanığın geçerli özrü nedeniyle zamanında izninden dönmediği kabul edilerek, 5271 sayılı CMKnın 223/2-c maddesi gereğince, sanığın beraatine karar verilmiştir.
Askeri Savcı tarafından 06.03.2013 tarihinde İzin tecavüzü suçundan sanık İkm.Er M. Ş. hakkında verilmiş olan ...K.lığı Askeri Mahkemesinin 2013/319 Esas sayılı kararı Askeri Savcılık istemine aykırı çıktığından temyiz süresinin tutumunu ve gerekçeli kararın yazıldığında gönderilmesi arz olunur. içerikli ve Süre Tutum Dilekçesi. konulu bir dilekçe verilmiş, 07.03.2014 tarihinde de hakim havalesine tabi tutulmuştur.
Askeri Mahkeme tarafından gerekçeli karar, 18.03.2013 tarihinde, Askeri Savcılığa gönderilmiştir.
Askeri Savcı tarafından, özetle, suçun sübuta erdiği ve beraat kararının esastan bozulması gerektiği belirtilerek verilen temyiz layihası 21.03.2013 tarihinde Askeri Mahkeme kaydına girmiş, 22.03.2013 tarihinde de hakim havalesi yapılmıştır.
353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununun Temyiz isteminin süresi ve şartları başlıklı 209uncu maddesi:
Temyiz istemi karar veya hükmün tefhiminden, tefhim sanığın yokluğunda yapılmış ise tebliğinden itibaren bir hafta içerisinde olur.
Teşkilatında askeri mahkeme kurulan kıta komutanı veya askeri kurum amiri için temyiz süresi hükmün gerekçesiyle birlikte tebliği tarihinden başlayarak bir haftadır. hükmünü;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Temyiz istemi ve süresi başlıklı 291inci maddesi de;
(1) Temyiz istemi, hükmün açıklanmasından itibaren yedi gün içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt kitabine bir beyanda bulunulması suretiyle yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hakime onaylattırılır. Tutuklu bulunan sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır.
(2) Hüküm, temyiz yoluna başvurma hakkı olanların yokluğunda açıklanmışsa, süre tebliğ tarihinden başlar. hükmünü;
İçermektedir.
Bu yasal düzenlemeler dikkate alındığında, hukukumuzda süre tutum adı altında, temyiz süresinin kesilmesini (durmasını) sağlayan bir istisnaya yer verilmemiştir. Ancak, askeri mahkemenin hangi nedenle bu hükmü kurduğunu bilmeyen tarafların gerekçeli kararı gördükten sonra ayrıntılı temyiz layihalarını sunmaları için süre tutum dilekçesi adı altında bir dilekçe sundukları ve gerekçeli kararın kendilerine tebliğini sağladıkları yerleşik uygulama haline gelmiştir. Burada önemli olan, verilmiş bulunan süre tutum dilekçesinde, hükmü temyiz etme iradesinin bulunup bulunmadığıdır. Bu da her olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Önemli olan, Askeri Savcının dilekçesinde kullandığı ifadeler olmayıp, iradesinin ne içerdiği ve dilekçesi ile neyi amaçladığıdır.
Somut olayda, Askeri Savcının süre tutum dilekçesinde, kararın mütalaaya aykırı çıktığını ifade etmiş olması, temyiz süresinin tutumunu ve gerekçeli kararın yazıldığında gönderilmesini talep etmesi, gerekçeli kararın tebliğinden sonra da ayrıntılı temyiz dilekçesini sunması birlikte dikkate alındığında, iradesinin hükmü temyiz etmeye yönelik olduğu ortaya çıkmaktadır (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 27.03.2014 tarihli ve 2014/22-26 E.K. sayılı ilamı da bu doğrultudadır).
Aksi kanunda yazılmadığı sürece, hak düşürücü sürelerin işlemesinin durdurulamayacağı, bu sürelerin Tutulamayacağı da açık olmakla birlikte, Yargıtay ve Askeri Yargıtay uygulamalarında, verilen tüm süre tutum dilekçeleri geçerli kabul edilmektedir. Hakeza, Hükmü temyiz ediyorum. ifadesini açıkça taşımasa dahi, özellikle sanıklar ve katılanlar tarafından verilen ve Kararın temyiz edilmesini arz ederim. şeklinde olduğu gibi, içinde Temyiz kelimesinin geçtiği dilekçeler geçerli kabul edilmekte, hatta Temyiz kelimesi hiç geçmemiş olsa dahi, Kararın yeniden incelenmesini istiyorum, İtiraz ediyorum, Kararın bozulmasını istiyorum. veya Davamın yeniden incelenmesini/görülmesini istiyorum. şeklindeki dilekçeler hep, istisnasız geçerli temyiz dilekçeleri olarak kabul edile gelmiştir. Benzer nitelik ve içerikte sanık ve katılan tarafından verilen süre tutum/temyiz dilekçeleri kabul edilmekteyken, Askeri Savcı tarafından verilen aynı nitelik ve içerikteki dilekçenin kabul edilmemesi, Askeri Savcının eksik ifade kullanmasından kaynaklanan hata nedeniyle, temyiz isteminin incelenememesi sonucunu doğurmaktan başka bir anlam taşımayacaktır.
Bu nedenlerle, hükmün verildiği duruşmada esas hakkındaki mütalaasını bildiren ve sanığın izin tecavüzü suçundan cezalandırılmasını talep eden Askeri Savcının İzin tecavüzü suçundan sanık İkm.Er M. Ş. hakkında verilmiş olan
K.lığı Askeri Mahkemesinin 2013/319 Esas sayılı kararı Askeri Savcılık istemine aykırı çıktığından temyiz süresinin tutumunu ve gerekçeli kararın yazıldığında gönderilmesi arz olunur. şeklinde süre tutum dilekçesi vermesi ve gerekçeli kararın tebliğinden sonra da sebeplerini göstermek suretiyle hükmü temyiz etmiş bulunması karşısında, süre tutum dilekçesinin temyiz iradesi taşıdığı ve dolayısıyla Askeri Savcı tarafından yapılan temyiz isteminin süresinde olduğu sonucuna varıldığından, Başsavcılığın itirazının kabulüne, Daire kararının kaldırılmasına, dosyanın temyiz incelemesinin yapılması için Dairesine iadesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy