(5271 S. K. m. 220, 221, 232)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; duruşma tutanaklarında mahkeme adının yazılmamış olmasının, hükmün esasına etkili bir bozma sebebi olup olmadığına ilişkindir.
Daire; ilk duruşmaya ait tutanakta mahkeme ismine yer verildiği, müteakip duruşma tutanaklarının birbirini takip eder sayfa numaralı, duruşma tarihi yönünden aralıksız düzenlenmiş olduğu, hakimlerin imzaları yönünden farklılık bulunmadığı gözetilerek, ara oturumlarda mahkeme ismine yer verilmemiş olmasının bozmayı gerektirmediğini kabul ederken;
Başsavcılık; duruşmanın yapıldığı mahkemenin adının yazılı olmamasının, CMKnın 220/1-a maddesinin emredici hükmüne aykırılık teşkil ettiğini belirterek, Daire kararına itiraz etmiştir.
Dava dosyası incelendiğinde; tensip tutanağı ile yapılan ilk duruşmaya ait tutanağın başlık kısmında mahkeme adının yer aldığı, ancak, sayfa 2 şeklinde numaralandırılan 28.09.2011 tarihli duruşma tutanağı ile müteakip yapılan 02.11.2011, 07.12.2011, 18.01.2012, 09.03.2012, 16.04.2012, 06.06.2012, 04.07.2012, 29.08.2012 tarihli ve mahkumiyet hükmünün tesis edildiği 12-13 sayfa numaralı 03.10.2012 tarihli duruşma tutanaklarında mahkeme adının yazılı olmadığı görülmektedir.
Bu konuyla ilgili yasal düzenlemeler incelendiğinde;
Duruşma tutanağının başlığı başlıklı CMK'nın 220'nci maddesinde; duruşma tutanağının başlığında, duruşmanın yapıldığı mahkemenin adının, oturum tarihlerinin, hakimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kitabinin adı ve soyadının belirtileceği;
Aynı Kanun'un Duruşma tutanağının içeriği başlıklı 221'inci maddesinde; duruşma tutanağının içeriğinde bulunması gerekenler sayıldıktan sonra, Duruşma tutanağının ispat gücü başlıklı 222'nci maddesinde; duruşmanın nasıl yapıldığının, kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığının, ancak tutanakla ispat olunabileceği, tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiasının yöneltilebileceği; düzenlenmiştir.
Yukarıda mahkeme adının bulunmadığı belirtilen duruşma tutanakları incelendiğinde; yargılamanın esaslı işlemlerinin yapıldığı duruşma tutanaklarında hangi mahkemeye ait olduğu hususunun yer almadığı görülmektedir.
İspat gücü bakımından, anılan tutanakların, kapsaması gereken unsurlardan birinin yokluğu nedeniyle duruşma tutanağı özelliğini kazandığını söylemek mümkün değildir. Mahkeme adının, yargısal işleme ilişkin tutanakta yer alması şart olup; dolaylı bilgilerin bu tutanağın hangi mahkemeye ait olduğunu belirlemede ölçüt alınması, bu usul eksikliğini ortadan kaldırmamaktadır (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun, 06.03.2014 tarihli, 2014/7-12; 24.04.2014 tarihli, 2014/34-38; 05.06.2014 tarihli, 2014/52-52; 26.06.2014 tarihli, 2014/64-52 Esas ve Karar sayılı kararları da aynı yöndedir).
Bu itibarla, duruşma tutanağının başlığında; duruşmanın yapıldığı mahkemenin adının yazılacağı kanunun emredici hükmü gereği zorunluluk olarak düzenlendiğinden, ispat gücü zedelenen bu duruşma tutanaklarının, CMKnın 220/1 ve 232/2nci maddeleri çerçevesinde düzenlenmemesinin, esasa etkili bir hukuka aykırılık olduğu sonucuna varıldığından, Başsavcılık itirazının kabulüne, Daire kararının kaldırılmasına ve Askeri Mahkemece verilen mahkumiyet hükümlerinin usule aykırılık yönünden ayrı ayrı bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy