(353 S. K. m. 220) (5237 S. K. m. 38, 40, 210)
Daire ile Askeri Mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıkların üzerine atılı suçun askeri hizmet ve görevleri ile ilgili olup olmadığı ve buna bağlı olarak askeri mahkemenin yargılama görevinin sona erip ermediğinin belirlenmesine ilişkindir.
Daire; sanıkların üzerlerine atılı eylemleri ile yürüttükleri hizmet ve görevleri arasında doğrudan ya da dolaylı bir bağlantı bulunmadığını, fiillerinin askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olmadığını, atılı suçun TCKda düzenlendiğini ve ASCKda anılan maddeye yapılmış bir atıf da bulunmadığını, bu nedenle sanıklarla ilgili olarak yargılama yapma görevinin adliye mahkemelerine ait olduğunu kabul ederken;
Askeri Mahkeme; sanıkların suçuna iştirak ettikleri diğer sanığın eyleminin askeri hizmet görevleri ile ilgili olduğunu, bu nedenle yargılama yapma görevinin Askeri Mahkemeye ait olduğunu ileri sürerek önceki hükümde direnmek suretiyle, sanıklar hakkında beraat kararı vermiştir.
Kurulumuzca, öncelikle görev konusundaki bozma kararlarına direnmenin mümkün olup olmadığı hususu görüşülmüştür.
353 sayılı Kanunun 220/1inci maddesinde, Askeri Yargıtay, askeri mahkemenin usulsüz olarak kendisini görevli veya yetkili görmesinden dolayı hükmü bozmuş ise aynı zamanda bu işe ait dava dosyasını görevli veya yetkili mahkemeye gönderir. Görev ve yetki hususundaki kararlarına karşı, askeri mahkemelerin direnme hakları yoktur. hükmü bulunmaktadır.
Askeri Yargıtayın yerleşik kararlarında, yukarıdaki hükmün görevin vasfa göre belirlendiği durumları kapsamadığı, dolayısıyla suç vasfına ilişkin olarak askeri mahkemelerin direnme kararı verebilecekleri kabul edilmektedir (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 06.05.1993 tarihli, 1993/45-44, 13.10.1994 tarihli, 1994/108-108, 20.06.1996 tarihli, 1996/100-98, 22.11.2001 tarihli, 2001/101-106, 09.02.2006 tarihli, 2006/42-34, 30.09.2010 tarihli, 2010/91-90; Esas ve Karar sayılı kararları bu yöndedir).
Ancak, uyuşmazlığa konu olan dava dosyası incelendiğinde; Daire ile Askeri Mahkeme arasında sanıklara yüklenen eylemin vasfına yönelik olarak tartışma bulunmadığı gibi, her ikisi de sanıklara atılı suçun TCKnın 210/2, 38 ve 40ıncı maddeleri uyarınca resmi belgede sahtecilik suçuna azmettiren sıfatıyla iştirak etmek suçunu oluşturduğunu kabul etmektedirler.
Bu durum karşısında; Askeri Mahkemece sanıklar hakkında tesis edilmiş olan beraat hükümlerini görev yönünden bozan Daire kararına karşı direnme hakkı bulunmadığı sonucuna varıldığından, direnilmek suretiyle verilen beraat hükümlerinin usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy