(5271 S. K. m. 74, 101, 150, 204, 244, 247) (353 S. K. m. 207, 224) (Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi Ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul Ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik m. 7) (ANY. MAH. 05.07.2012 T. 2012/9 E. 2012/103 K.) (AYDK. 25.12.2014 T. 2014/93 E. 2014/106 K.)
Daire ile Başsavcılık arasında itiraza konu olan uyuşmazlık,
müdafilik görevinin uyarlama yargılamasında devam edip etmediği ve bu kapsamda uyarlama hükmünü temyiz etme hakkı olup olmadığına yöneliktir.
Daire; Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 7nci maddesi uyarınca, kovuşturma evresinde görevlendirilen zorunlu müdafinin görevinin hükmün kesinleşmesi ile sona erdiğini, bu nedenle temyiz davası açma hakkı olmadığına karar vermişken;
Başsavcılık; uyarlama yargılamasına katılmayan, hakkında uyarlama yargılaması yapıldığını herhangi bir şekilde bilmediğinden müdafii ile de bu aşamada görüşmeyen ve hakkında daha önce verilen mahkûmiyet hükmü sadece müdafii tarafından temyiz edilen hükümlünün, verilen bu son uyarlama hükmünü de müdafiin temyiz edeceği düşüncesiyle hareket edip, hükmü temyiz etmemiş olabileceği, bu nedenle savunma hakkının kısıtlanmaması bakımından, müdafinin temyiz isteminin incelenmesi gerektiğini ileri sürerek, Daire kararına itiraz etmiştir.
Müdafi görevlendirilmesine ilişkin yasal düzenlemeler incelendiğinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 74üncü maddesi uyarınca, gözlem altına alınmasına karar verilmesi durumunda, şüpheli veya sanığın, müdafii yoksa hâkim veya mahkemenin istemi üzerine, baro tarafından bir müdafi görevlendirilmesi zorunlu bulunmaktadır.
CMKnın 74/2nci maddesinde düzenlenen gözlem altına alma kararlarının söz konusu olması hâli dışında, CMKnın 101/3, 204, 244/4 ve 247/4üncü maddelerinde, tutuklama, duruşmanın düzen ve disiplinini bozduğu için sanığın dışarı çıkarılması, gaiplerin ve kaçakların yargılanmaları hâllerinde zorunlu müdafi görevlendirilmesi kişilerin özgürlüklerinin kısıtlanması olasılığı nedeniyle daha iyi savunmaya olanak tanınması veya savunmasız yargılama yapılmaması amaçlarıyla ve sadece o hâllere ilişkin zorunlu müdafi görevlendirilmesini öngörmektedir. Yani; adli gözlem altına alınma veya tutuklama kararları aşamasında görevlendirilecek müdafinin görevi, o işlemlerle sınırlı bir görevlendirmedir ve sonraki aşamaları kapsamamaktadır.
Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelikin 7nci maddesinde; müdafiin görevinin, soruşturma evresinde, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleşmesi, yetkisizlik veya görevsizlik kararı, kamu davası açılması hâlinde iddianamenin kabulü kararı verilmesi hâllerinde; kovuşturma evresinde ise, yargılamanın yapıldığı il veya ilçe dışında yargılamayı gerektirir görevsizlik veya yetkisizlik kararı, esasa ilişkin hükmün kesinleşmesi ya da davanın nakline karar verilmesi ile sona ereceği düzenlenmiş bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelemesi sonucunda; hükümlü hakkında müsnet suçtan açılan kamu davasında, Askeri Mahkemece, hükümlünün, resen gözlem altına alınması hususunun değerlendirilmesi amacıyla, hükümlüye avukat atanması için Baroya müzekkere yazılmasına karar verildiği ve müzekkere gereğince Avukat
nin atandığı,
tarafından Avukat
nin müdafii olarak görevlendirildiği aynı görevlendirme yazısında Av.
nin isminin yanında
şeklinde bir ibarenin bulunduğu, Avukat
nin hükümlünün de hazır bulunduğu 19.3.2009 ve 21.4.2009 tarihinde yapılan duruşmalar ile hükümlünün hazır bulunmadığı 7.7.2009 tarihinde yapılan duruşmaya katıldığı, hükümlünün hazır bulunmadığı 15.9.2009 tarihli duruşmaya Avukat
nin katıldığı, hükmün verildiği 24.11.2009 tarihinde yapılan duruşmaya katılmayan Avukat
nin hükmü temyiz ettiği, tesis edilen 24.11.2009 tarihli mahkûmiyet hükmüne ait gerekçeli hükmün başlık kısmında Avukat
nin müdafi olarak gösterildiği, anılan hükmün Askeri Yargıtay 2nci Dairesinin 1.2.2012 tarihli ve 2012/171-161 E. K. sayılı ilamı ile 1.2.2012 tarihli, 2012/171-161 E. ve K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği,
Anayasa Mahkemesinin 5.7.2012 tarihli, 2012/9-103 sayılı iptal kararı uyarınca, Askeri Mahkemece, lehe kanun değerlendirmesi için dava dosyasının yeniden esasa kaydedildiği ve yapılan tensiple taraf teşkili yapılmaksızın temyize konu 27.12.2012 tarihli, 2012/1701-578 Esas ve Karar sayılı lehe kanun uyarlamasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün tesis edildiği, hükmün başlık ve hüküm bölümlerinde müdafi olduğuna dair bir açıklamanın bulunmadığı, ancak netice ve hüküm kısmında
temyiz müracaatının sanık veya müdafii tarafından
yapılabileceği şeklinde bir ibareye yer verildiği, hükmün tebliğ edildiği Avukat
tarafından da kendisine tebliğ edilen uyarlama hükmünün temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenlerle, hükmün kesinleşmesiyle birlikte, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri İle Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 7'nci maddesi gereğince, zorunlu müdafinin görevi sona ermekte ise de, CMKnın 74üncü maddesi gereğince görevlendirilen müdafiinin görevi, o işlemle sınırlı olup, sonraki aşamaları kapsamamakla birlikte; taraf teşkili yapılmaması nedeniyle uyarlama yargılamasına katılmayan, hakkında uyarlama yargılaması yapıldığını herhangi bir şekilde bilmediğinden müdafii ile de bu aşamada görüşmeyen, hakkında daha önce verilen mahkûmiyet hükmü sadece müdafii tarafından temyiz edilen ve uyarlama mahkûmiyet hükmüne ilişkin gerekçeli kararın netice ve hüküm kısmında
temyiz müracaatının sanık veya müdafii tarafından
yapılabileceği kendisine tebliğ edilen hükümlünün, verilen bu uyarlama hükmünü de müdafiinin temyiz edeceği düşüncesiyle hareket edip, hükmü temyiz etmemiş olma ihtimali bulunduğundan, savunma hakkının temini açısından, müdafiinin temyiz isteminin kabulü gerektiğinden, Başsavcılık itirazının kabulüne, Daire kararının kaldırılmasına ve temyiz incelemesine devam edilmek üzere, dosyanın Daireye gönderilmesine karar verilmiştir. Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 25.12.2014 tarihli ve 2014/93-106 E.K., 25.9.2014 tarihli ve 2014/85-73 E.K., 6.3.2014 tarihli ve 2014/11-14 E. K. ile 13.2.2014 tarihli ve 2014/6-7 E.K. sayılı ilamları da bu doğrultudadır.
Başkan
ve Üye
; Uyarlamaya konu
Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 24.11.2009 tarihli ve 2009/1170-1065 E. K. sayılı hükmünün sanığa usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesi ve taraf teşkili yapılmaksızın temyiz incelemesi yapılması nedeniyle kesinleşmediği, atılı suçun azami dava zamanaşımı süresinin yedi yıl altı ay olup, dava zamanaşımı süresinin 15.5.2012 tarihinde dolmuş olması nedeniyle, Başsavcılık itirazının kabulüne, Daire kararının kaldırılmasına, sanık hakkındaki
Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 27.12.2012 tarihli ve 2012/1701-578 E. K. sayılı uyarlama mahkûmiyet hükmünün yok hükmünde sayılmasına,
Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 24.11.2009 tarihli ve 2009/1170-1065 E. K. sayılı mahkûmiyet hükmünün bozulmasına, bozma nedeni yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden, 353 sayılı Kanunun 220/C maddesi gereğince kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği şeklindeki görüşleriyle, çoğunluğun dosyanın Daireye gönderilmesi kararına katılmamışlardır.
Sonuç Ve Karar: Açıklanan nedenlerle;
Askeri Yargıtay Başsavcılığının 5.1.2016 tarihli ve 2014/213-445 E. (İtiraz: 2016/1) sayılı tebliğnamesi ile yapılan itirazın, 353 sayılı Kanunun 224üncü maddesi uyarınca KABULÜNE;
Askeri Yargıtay 2nci Dairesinin 2.12.2015 tarihli, 2014/300 E. ve 2015/549 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA; oybirliği ile,
Temyiz incelemesine devam edilmek üzere dava dosyasının Askeri Yargıtay 2nci Daire Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE;
28.1.2016 tarihinde, Başkan
ve Üye
'nin karşı oyları ile ve oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy