(1632 S. K. m. 66, 73) (5237 S. K. m. 50, 52, 61) (5271 S. K. m. 34, 230) (353 S. K. m. 217)
Askeri Mahkemece, sanığın;
1) 18.7.2015-31.7.2015 tarihleri arasında kendiliğinden dönmekle son bulan firar suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-a, 73, TCKnın 62/1, 50 ve 52/2nci maddeleri gereğince, 3.000 TL. adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hükmolunan adli para cezasının TCKnın 52/4üncü maddesi gereğince 20 eşit taksit halinde tahsil edilmesine;
2) 25.8.2015-28.3.2016 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek, ASCKnın 66/1-b, TCKnın 62/1, 50 ve 52/2nci maddeleri gereğince 6.000 TL. adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hükmolunan adli para cezasının TCKnın 52/4üncü maddesi gereğince 20 eşit taksit halinde tahsil edilmesine;
Karar verilmiş, bu hükümler, sanık tarafından esasa yönelik sebepler ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
TBMM Başkanlığına verilen ve Mecliste kabul edilen 6771 sayılı Anayasa değişikliği teklifi içerisinde Askeri Yargıtayın kapatılmasının da öngörüldüğü dikkate alınarak, bahse konu teklifin kanunlaşmasının bekletici mesele yapılıp yapılmaması hususunda yapılan incelemede; henüz Resmi Gazetede yayınlanarak usulüne göre yürürlüğe girmemiş Anayasa değişikliği teklifinin bekletici mesele yapılmasının, adil yargılanma hakkının bir parçası olan makul sürede yargılanma hakkını ihlal edebileceği değerlendirilerek, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 16.2.2017 tarihli ve 2017/1-12 E.K. sayılı kararı doğrultusunda temyiz incelemesi yapılmasına, Üye
..'nın, teklifin bekletici mesele yapılması gerektiği yolundaki karşı oyu nedeniyle, oy çokluğu ile karar verilmiştir.
Yapılan incelemede;
. Eğitim Merkezi Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapan sanığın, 18.7.2015 tarihinde çarşı izni alarak Birliğinden ayrıldığı, aynı gün Birliğine dönmesi gerekirken dönmediği, 31.7.2015 tarihinde kendiliğinden geri gelerek Birliğine katıldığı, böylece 18.07.2015-31.07.2015 tarihleri arasında firar suçunu işlediği; müteakiben sanığın, 14.8.2015 tarihinde 10 gün sıhhi izin alarak Birliğinden ayrıldığı, bir günlük dönüş yol süresi dikkate alındığında en geç 24.8.2015 tarihinde saat 24.00'e kadar Birliğine dönmesi gerekirken dönmediği, 28.3.2016 tarihinde
. İlçe Emniyet Müdürlüğüne başvurduğu, böylece 25.8.2015-28.3.2016 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece gösterilen yasal ve yeterli gerekçelerle; sanığın yüklenen suçları işlediği kabul edilerek, yazılı olduğu şekilde ayrı ayrı cezalandırılmasında, hakkında takdiren hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmamasında, verilen cezaların adli para cezasına çevrilerek taksitlendirilmesinde usul ve esas yönlerinden bozmayı gerektirecek nitelikte herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, sanığın temyiz isteminin reddiyle, mahkûmiyet hükümlerinin ayrı ayrı onanmasına karar verilmiştir.
Tebliğnamede; kısa kararda, gerekçeli hüküm içeriğinde, gerekçeli hükmün suç tarihleri ile hüküm bölümünde suç bitim tarihinin dosya kapsamına uygun olarak 31.07.2015 olarak kabul edildiği, ancak gerekçeli hükmün firar suçuna ilişkin eylemin değerlendirilmesi ve kabul bölümünde, sanığın 18.07.2015 tarihinde günlük çarşı iznine çıktığı, aynı gün içinde dönmesi gerekirken dönmediği, bir müddet birliğinden ayrı kaldıktan sonra 30.07.2015 tarihinde kendiliğinden gelerek birliğine katılış yaptığı şeklinde maddi vaka kabulü yapılarak teşevvüş yaratıldığı, CMKnın 34/1, 230/1inci maddelerine aykırı olan bu durumun, 353 sayılı Kanunun 207/3-G maddesine göre hukuka kesin aykırılık teşkil etmesi nedeniyle mahkûmiyet hükmünün usul yönünden hukuka aykırılık nedeniyle bozulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de; hükmün esasını oluşturan kısa kararda suç bitim tarihinin dosya içeriğine uygun düşecek şekilde 31.7.2015 tarihi olarak belirtilmesi, gerekçeli hükmün başlık kısmında ve hüküm bölümünde suç bitim tarihinin isabetli olarak kısa kararda belirtildiği gibi gösterilmesi karşısında, gerekçeli hükmün içeriğinde yapılan bahse konu hatanın yazım hatası olduğu, bozmayı gerektirmeyeceği sonuç ve kanaatine varıldığından, tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Sonuç Ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Sanığın kabule değer görülmeyen temyizinin, 353 sayılı Kanunun 217/2nci maddesi uyarınca REDDİNE;
Usul ve esas yönlerinden hukuka uygun bulunan mahkûmiyet hükümlerinin ayrı ayrı ONANMASINA;
4.4.2017 tarihinde, tebliğnameye; firar suçundan verilen hüküm bakımından aykırı, izin tecavüzü suçundan verilen hüküm bakımından uygun olarak, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy