(2803 S. K. m. 3, 4, 7, 15) (5271 S. K. m. 7) (2802 S. K. m. 82) (668 S. KHK. m. 19)
Daire ile Askeri Mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; noksan soruşturma bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Daire; müteveffanın elbiseleri üzerinde yapılan inceleme sonucu tanzim edilen kriminal raporun; sanık ile müteveffanın hangi tarihten itibaren
K.lığı emrinde görev yapmaya başladıklarına, tabancaların sanık ile müteveffaya hangi tarihte teslim edildiğine dair bilgi ve belgelerin temin edilerek dosyaya dâhil edilmesi; J.Uzm.Onb. B. A., J.Uzm.Onb. H. K. ve varsa olaydan sonra söz konusu tabancaya dokunan diğer şahıslar ile olaydan hemen sonra bahse konu tabancayı gören tanıkların ifadeleri tespit edilerek; söz konusu tabancanın olaydan hemen sonraki hâlinin tespit edilmesi; söz konusu silahın sürgüsü çekilip bırakıldığında atım yatağına mermi alması ve sonrasında sürgü tekrar çekilip bırakıldığında, atım yatağındaki merminin tırnak vasıtasıyla atım yatağından çıkarılıp boş kovan atacağından dışarıya atılmasında herhangi bir teknik arızasının olup olmadığı hususunda Jandarma veya Emniyet Kriminal Daire Başkanlıklarından uzmanlık raporu temin edilmesi; bu eksik hususlar giderildikten sonra, elde edilecek delil durumuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği sonucuna varıldığından, mahkûmiyet hükmünün noksan soruşturma yönünden bozulmasına karar vermiş iken;
Askeri Mahkemece; dava konusu olayda sanık sorgusu, en önemli görgü tanığı durumundaki tanık M. A.'nın yeminli beyanları, olay yeri inceleme raporu Mahkemece yapılan keşif dikkate alındığında, sanığın ve müteveffanın iki ranza arasında iken dava konusu olayın meydana geldiği, iki ranza arasındaki boşlukta bulunan sanık ve müteveffa arasındaki mesafenin 1-2 metre olduğu konusunda bir ihtilaf yahut farklı yönde bir iddia bulunmadığı, müteveffanın üzerinde bulunan siyah renkli atlet ile kamuflaj tişörtün kriminal incelemesi yoluyla atış mesafesinin tespiti ile açıklığa kavuşturulmasına ihtiyaç duyulan bir durum olmadığı;
Sanığa ve müteveffaya tabancaların ne zaman teslim edildiğine ilişkin belge ile sanık ve müteveffanın bölüklerine ne zaman katıldıklarına ilişkin belgenin, sanığın kusurunu ortadan kaldıracak yahut değiştirecek bir yönü bulunmadığı;
Silahın, sanığın elinde bir defa ateş aldığı, olay yerinde bir adet boş kovan bulunduğu, müteveffanın vücudunda bir adet mermi giriş ve çıkış deliğinin bulunduğu, sanık sorgusu, yeminli tanık beyanları, olay yeri inceleme raporu ve otopsi tutanağından; sanığın elinde iken ateş alan ve müteveffaya ait olan tabancanın herhangi bir arızasının bulunmadığı ise hem balistik uzmanlık raporundan, hem de Mahkemece bilirkişi olarak dinlenilen J.Asb.Bçvş. Ö. C.'nin uygulama, anlatım ve incelemelerinden anlaşıldığı, bu nedenle, bozma sebebi sayılan hususların araştırılması yoluna gidilmesinin; dava konusu olayın oluş şeklini değiştirecek yahut sanığın kusurunu ortadan kaldıracak veya sanığın kusurunu değiştirecek nitelikte bulunmadığı;
Mahkemece 9.12.2015 tarihli duruşmada bilirkişi olarak atanan J.Asb.Bçvş. Ö.C.'nin anlatımlarının bozma sebebi sayılan hususları açıklığa kavuşturacak nitelikte olduğu, ayrıca müteveffaya ait olan ve sanığın elinde iken ateş alan tabancada herhangi bir arıza olmadığı
Jandarma Kriminal Amirliğince düzenlenen 28.9.2015 tarihli rapor ile tespit edildiği;
Belirtilerek, noksan soruşturma bulunmadığı kabul edilmiş ve Daire kararına direnilmek suretiyle mahkûmiyet kararı verilmiştir.
Sanık hakkında silahı ve cephanesi hakkında dikkatsizlik ve nizamlara ve emirlere riayetsizlik sonucunda bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne sebebiyet vermek suçundan açılan kamu davasında, Askeri Mahkemece, noksan soruşturma bulunmadığı kabul edilerek, Daire kararına direnilmek suretiyle mahkûmiyet kararı verilmiş ve direnmeye konu çözümlenmesi gereken uyuşmazlık noksan soruşturma bulunup bulunmadığına ilişkin olmakla birlikte;
Anayasanın Cumhuriyetin nitelikleri başlıklı 2nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin bir hukuk Devleti olduğu ifade edilmekte, Kanuni hâkim güvencesi başlıklı 37nci maddesi de, Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz hükmünü içermektedir.
Ceza yargılamasında hangi mahkemenin veya hâkimin, yargılamanın hangi aşamasında ne tür işlere bakacağını gösteren kurallara, görev kuralları denilmektedir.
Ceza yargılamasında mahkemelerin görevleri kanunlarla saptanmış ve görev kamu düzeni ile ilgili görülmüştür. Bu nedenle, Kanuni hâkim güvencesi ilkesi gözetilerek, görev konusu yargılamanın her hâl ve safhasında dikkate alınmakta, sanığın veya suçun askeri yargıya tabi olmadığının anlaşılması hâlinde, herhangi bir zamana bağlı kalınmaksızın görevsizlik kararı verilebilmektedir.
Bu kapsamda, CMKnın 7nci maddesinin, yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hâkim veya mahkemece yapılan işlemlerin hükümsüz olduğuna ilişkin hükmü de gözetildiğinde; sübuta ilişkin uyuşmazlığın, doğrudan kamu düzenini ilgilendiren görev konusunda önceliğe sahip olamayacağı açıktır.
Ülkemizde 15 Temmuz 2016 gecesi, TSK içerisinde örgütlenmiş olan bir grup tarafından demokratik anayasal düzeni cebir ve şiddet kullanarak ortadan kaldırma teşebbüsünde bulunulması üzerine;
Milli Güvenlik Kurulunun 20 Temmuz 2016 tarihli ve 498 sayılı tavsiye kararı ile, Anayasanın 120nci maddesi uyarınca hükümete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulmuştur. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 20.7.2016 tarihinde, ülke genelinde 21.7.2016 Perşembe günü saat 01.00den itibaren doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Anılan karar 21 Temmuz 2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bu süreçte çıkarılan, 27 Temmuz 2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 25 Temmuz 2016 tarihli ve 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile;
2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununda yapılan değişiklikler sonucu;
1) Tanım başlıklı 3üncü maddesi;Türkiye Cumhuriyeti Jandarması emniyet ve asayiş ile kamu düzeninin korunmasını sağlayan ve diğer kanun ve nizamların verdiği görevleri yerine getiren silahlı, askeri bir güvenlik ve kolluk kuvvetidir. şeklinde iken;
Türkiye Cumhuriyeti Jandarması, emniyet ve asayiş ile kamu düzeninin korunmasını sağlayan ve diğer kanunların verdiği görevleri yerine getiren silahlı genel kolluk kuvvetidir. şeklini almıştır.
2) Bağlılık başlıklı 4üncü maddesi; Jandarma Genel Komutanlığı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir parçası olup, Silahlı Kuvvetlerle ilgili görevleri, eğitim ve öğrenim bakımından Genelkurmay Başkanlığına, emniyet ve asayiş işleriyle diğer görev ve hizmetlerin ifası yönünden İçişleri Bakanlığına bağlıdır. Ancak Jandarma Genel Komutanı, Bakana karşı sorumludur. şeklinde iken;
Jandarma Genel Komutanlığı İçişleri Bakanlığına bağlıdır. şeklini almıştır.
3) Jandarmanın genel olarak görevleri başlıklı 7nci maddesinin Askeri Görevleri başlıklı c bendi; Askeri kanun ve nizamların gereği görevlerle Genelkurmay Başkanlığınca verilen görevleri yapmak. şeklinde iken;
Kanunlarla verilen askeri hizmetleri yerine getirmek şeklini almıştır.
4) Jandarmanın sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hâlindeki görevleri başlıklı 8inci maddesi; Jandarma birlikleri; Genelkurmay Başkanlığınca lüzum görülen hallerle sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hallerinde gerekli olan bölümü ile Kuvvet Komutanlıkları emrine girer, kalan bölümü ile Jandarma Genel Komutanlığı emrinde normal görevlerine devam eder. şeklinde iken;
Jandarma birlikleri; sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hâllerinde, Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenecek bölümleriyle Kuvvet Komutanlıkları emrine girer, kalan bölümüyle normal görevlerine devam eder.
Ayrıca, Jandarma birlikleri; Genelkurmay Başkanlığının talebi üzerine İçişleri Bakanının, illerde ise garnizon komutanının talep etmesi halinde valinin onayıyla kendilerine verilen askeri görevleri de yaparlar. şeklini almıştır.
5) Disiplin ve soruşturma usulleri başlıklı 15inci maddesi; Jandarma personeli hakkında disiplin ve soruşturma işlemleri aşağıdaki usullere göre yapılır.
a) Subay, astsubay, uzman jandarma, askeri öğrenci, erbaş ve erlerle sivil memurların disiplin yolu ile cezalandırılmaları; Garnizon komutanlarının yetkileri saklı kalmak kaydıyla kendi yetkili disiplin amirlerince, işçilerle sözleşmeli ve geçici personelin cezalandırılmaları ise yürürlükte olan sözleşme hükümlerine göre yapılır.
(Ek fıkra: 20/08/1993-KHK-507/2 md.) Jandarmanın mülki görevlerini ilgilendiren ve disiplin cezasını gerektiren fiilleri ortaya çıktığında valiler, il jandarma alay komutanından; kaymakamlar, ilçe jandarma bölük komutanından gereken cezanın verilmesini talep ederler. Alay ve bölük komutanları bunlar hakkında, askeri mevzuat çerçevesinde gerekli işlemi yaparlar.
b) Jandarma personelinin işledikleri disiplin suçları için 477 sayılı "Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkında Kanun" hükümleri uygulanır.
c) Jandarma personelinin askeri yargıya tabi suçlarında, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanununa göre işlem yapılarak haklarında 1632 sayılı "Askeri Ceza Kanunu ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri tatbik olunur.
d) Jandarma personelinin mülki hizmetten doğan veya bu tür hizmeti yaparken işlenen suçlarında; 15/05/1930 gün ve 1609 sayılı Bazı Cürümlerden Dolayı Memurlar ve Şerikleri Hakkında Takip ve Muhakeme Usulüne Dair Kanun hükümleri saklı kalmak şartıyla 04/02/1913 tarihli Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkat hükümlerine göre işlem yapılır.
e) Adli hizmetlerden doğan suçlarda; ilçe ve merkez ilçe jandarma bölük komutanları ile bu hizmetleri vekaleten yürütenler hakkında 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 154/4üncü maddesi gereğince 24/02/1983 gün ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 82 ve müteakip maddelerinde gösterilen hâkim ve savcıların tabi oldukları muhakeme usulü uygulanır.
f) Jandarma personelinin kişisel suçlarında genel hükümlere göre işlem yapılır. şeklinde iken;
Jandarma personeli hakkında disiplin ve soruşturma işlemleri aşağıdaki usullere göre yapılır.
a) Disiplin işleri özel kanun hükümlerine göre yürütülür.
b) Jandarma personelinin mülki görevlerinden doğan suçlarında; özel kanunların hükümleri saklı kalmak şartıyla 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümlerine göre işlem yapılır.
c) Adli görevlerinden doğan suçlarda; 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 161inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanır.
d) Jandarma personeline askeri görev verildiği takdirde bu görevlerden doğan suçlarda 25/10/1963 tarihli ve 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu hükümleri uygulanır. Bu suçların muhakemesi, Jandarma personelinin emrine verildiği askeri birlik personelini muhakeme etmekle görevli ve yetkili olan askeri mahkemede görülür.
e) Jandarma personelinin kişisel suçlarında genel hükümlere göre işlem yapılır. şeklini almıştır.
6) Ayrıca, 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 19uncu maddesi ile 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununa ilave edilen Ek 7nci maddenin 1inci fıkrasında; Diğer kanunlarda bu Kanuna aykırı hükümler bulunması hâlinde bu Kanun hükümleri uygulanır. hükmü, 21inci maddesi ile, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununa eklenen Geçici madde 4-a'ya göre de; Disiplin işlerine ilişkin özel kanun çıkarılana kadar jandarma personelinin disiplin suç ve cezaları Emniyet Teşkilatı disiplin mevzuatına göre belirlenir. Diğer hususlarda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümleri uygulanır." hükümleri yer almaktadır.
Bu bağlamda, Jandarmanın askeri bir güvenlik kuvveti olmaktan çıkarıldığı ve kural olarak Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinden ayrıldığı, jandarma personelinin askeri görevlerinin sınırlandırıldığı, jandarma personeline askeri görev verilmesinin istisnai olduğu ve belirli şartlar gerçekleştiğinde, ancak askeri görev verilebileceği, Askeri Mahkemelerin Jandarma personelini yargılama görevinin sadece askeri görev verildiği takdirde söz konusu olabileceği anlaşılmaktadır. 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununun 7nci maddesine istinaden Jandarmaya sadece kanunlarla askeri görev verilebilecek ve aynı Kanunun 15/d maddesine göre de, jandarma personeli ancak askeri görev verildiği takdirde askeri mahkemelerde yargılanabilecektir.
353 sayılı Kanunun 17nci maddesi; Askeri mahkemelerde yargılamayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenen suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakma görevini değiştirmez. Ancak suçun; askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması hâlinde askeri mahkemenin görevi sona erer. hükmünü içermekte ise de;
Gerek 2803 sayılı Kanunun 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 15inci maddesi ve gerekse aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin 19uncu maddesi ile eklenen Ek 7nci maddesi birlikte gözetildiğinde, jandarma personeli yönünden 353 sayılı Kanunun 17nci maddesinin uygulama olanağının ortadan kalktığı, geçmişe yönelik suçlar da dahil olmak üzere, usule ve göreve ilişkin bu yeni hükümlerin derdest olan davalarda uygulanması gerektiği açıktır.
Somut olay değerlendirildiğinde ise; sanığa atılı silahı ve cephanesi hakkında dikkatsizlik ve nizamlara ve emirlere riayetsizlik sonucunda bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne sebebiyet vermek suçunun atıf suretiyle askeri bir suç olmakla birlikte, kanuna uygun olarak verilmiş bir askeri görev bulunmadığı ve bu görevden dolayı suç işlenmesinin söz konusu olmadığı, bu nedenle de J.Uzm.Onb. rütbesinde jandarma personeli olan sanığı dava konusu eyleminden dolayı yargılama yapmaya askeri mahkemelerin görevli olmadığı sonucuna varılarak, direnilmek suretiyle verilen mahkûmiyet hükmünün, görev yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Üyeler
ve
; suç tarihinde askeri yargıya tabi bir suç işleyen sanığın, askeri mahkemede yargılanmalarına dair ilginin kesilmesinde özel kanun olan 353 sayılı Kanunun 17nci maddesinin dikkate alınmasının zorunlu olduğu, suç tarihinde yargılama hukuku bakımından asker kişi olan sanığın işlediği kabul olunan suçun atıf suretiyle askeri bir suç olması karşısında, sonradan çıkarılan mevzuatla bu suç yönünden askeri mahkemede yargılanamayacak olmasının, ancak 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girmesinden sonra işlenen suçlar yönünden geçerli olacağı, sanığın, yargılama hukuku bakımından terhis veya emekli olan yahut herhangi bir şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ilişiği kesilen veyahut sonradan askerliğe elverişsiz olduğu anlaşılan kimselerden bir farkının bulunmadığı, bunlar hakkında nasıl görevsizlik kararı verilemiyorsa sanık için de verilemeyeceği, 353 sayılı Kanunun 17nci maddesi hükmünün, 2803 sayılı Kanunun 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 15inci maddesinin yürürlüğe girmesinden önce işlenen suçlara uygulanacak olması nedeniyle, 15inci madde hükmüne de aykırılık teşkil etmediği, dolayısıyla 2803 sayılı Kanuna aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin 19uncu maddesiyle eklenen Ek 7nci madde hükmünün de somut olayda uygulanamayacağı, bu nedenlerle askeri mahkemenin görevli olduğu ve temyiz incelemesine devam edilmesi gerektiği görüşüyle, çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmamışlardır.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Müdafiinin temyiz sebeplerine atfen ve resen,
Komutanlığı Askeri Mahkemesince direnilmek suretiyle verilen 6.10.2016 tarihli ve 2016/658-826 E.K. sayılı mahkûmiyet hükmünün, 353 sayılı Kanunun 221/1inci maddesi gereğince görev yönünden BOZULMASINA;
23.2.2017 tarihinde, tebliğname görüşüne uygun olarak, Üyeler
ve
ın karşı oyları nedeniyle, oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy