(353 S. K. m. 225)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; kararın düzeltilmesine konu edilen hususlar yönünden bir karar verilmeden görevli yargı yerinin değiştiğinden bahisle görevsizlik kararı verilip verilemeyeceğine ilişkindir.
Daire; Askeri Yargıtay Daireler Kurulunca verilen karar düzeltme isteminin kabul edilmesi gerektiği yönündeki karara uyma zorunluluğu bulunduğunu ve bu nedenle hükmün onanmasına ilişkin Dairenin 22.3.2016 tarihli ve 2016/155-172 E.K. sayılı ilamını kaldırdığını belirterek mahkumiyet hükmünün görev yönünden bozulmasına karar vermiş iken;
Başsavcılık; kesinleşen hükümdeki eksikliğin karar düzeltme yoluyla giderilmesi yerine, önceki Daire kararının kaldırıldığı belirtilmek suretiyle görev yönünden bozma kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmektedir.
353 Sayılı Kanunun 225inci maddesi;
Askeri Yargıtay Dairelerinin veya Daireler Kurulunun kararlarına karşı Askeri Yargıtay Başsavcısı doğrudan doğruya hükmün veya kararın özüne etkili ve temyiz dilekçe, beyan ve layihasında veya tebliğnamede yazılan bir hususun veya bunlar dışında esas hükme etkili olan noksan ve yanlışların temyiz incelenmesinde gözönüne alınmıyarak dokunulmadan geçilmiş olması hallerinde karar düzeltilmesi isteminde bulunabilir.
Bu istem üzerine temyiz incelemesi, kararı vermiş olan Daire veya Daireler Kurulu tarafından yapılır.
(Değişik fıkra: 11/08/1983-2875/13 md.) Askeri savcılar kendiliklerinden veya ilgililerin başvurmaları üzerine Askeri Yargıtay Başsavcısının bu hususta dikkatini çekerler ve dosyadaki ilgili temyiz dilekçe ve layihalarını yollarlar. Askeri Yargıtay Başsavcısının, tetkik için gerekli gördüğü belgeler de askeri savcılar tarafından ayrıca yollanır.
Askeri Yargıtay Başsavcısı bu başvurmayı, düzeltmeyi gerektirir derecede görmezse, başvurma hükmün yerine getirilmesinin geri bırakılmasına sebep olmaz. Aksi takdirde yerine getirilmenin geri bırakılmasını derhal yerine bildirir.
Kararın düzeltilmesi istemi reddedilirse, bir daha aynı sebeplerle karar düzeltilmesi isteminde bulunulamaz. hükmünü içermekte olup, buna göre;
1. Temyiz dilekçe, beyan veya layihasında veya tebliğnamede yazılı ve hüküm veya kararın özüne etkili bir hususun temyiz incelemesinde gözönüne alınmayarak dokunulmadan geçilmiş olması,
2. Bunun dışında, esas hükme etkili noksan ve yanlışlıkların temyiz incelemesinde gözönüne alınmayarak dokunulmadan geçilmiş olması,
Hâllerinde, Askeri Yargıtay Dairelerinin veya Daireler Kurulunun kararlarına karşı kararın düzeltilmesi yoluna gidilebilmektedir.
Madde içerisinde sözü edilen karar veya hükmün ise, Yargıtayca incelenen mahkeme kararı olduğunda kuşku yoktur.
Bu kararın özüne etkili olmak kaydıyla, temyiz, dilekçe, beyan veya layihasında veya tebliğnamede ileri sürülen bir temyiz sebebi Yargıtay tarafından dikkate alınmamış, diğer bir deyişle iddia cevapsız bırakılmış, dolayısıyla mahkemenin değinilen hukuki hatası inceleme konusu yapılmamış ise, Yargıtay bu hatasını Kararın Düzeltilmesi yoluyla düzeltebilecektir. Dolayısıyla burada Yargıtayın hatasının, onun hukuki görüşündeki hata değil, incelenmeyen bir delil veya iddiadan doğduğu ileri sürülen maddi bir hata olduğu da kuşkusuzdur.
Yine kanunun kabul ettiği diğer sebep de sözü edilen ...veya bunlar dışında esas hükme etkili noksan ve yanlışlıkların... ne olduğudur.
Burada da sözü edilen noksan ve yanlışlıklar, mahkemenin kararında var olan hatalardır. Bunlar temyizde ileri sürülmemiş, ancak esas hükme etkili olmasına rağmen Yargıtay tarafından da dikkate alınmamıştır. Şayet kararda böyle bir hata var olup da, bunlar temyiz isteminde veya tebliğnamede ileri sürülmemesine ve esas hükme etkili olmasına rağmen, Yargıtay Daire veya Daireler Kurulunda incelenip değerlendirilmemiş ise, bu nedenle ilamda oluşan hatanın karar düzeltme yoluyla düzeltilmesi mümkün olabilmektedir. Ancak burada da düzeltilecek olan, Yargıtayın ilamında oluşan hukuki görüşü değil, temyiz incelemesinde gözönüne alınmaması sonucu doğan hatalar olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Bu anlamda, yukarıda belirtilen iki nedene dayalı olarak gidilebilen kararın düzeltilmesi yolunun temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen mahkeme kararlarında var olan ve bu kararın özüne etkili eksik ve yanlışların temyiz incelemesinde dikkate alınmayarak dokunulmadan geçilmesi sebebiyle oluşan ve Yargıtay ilamını bu yönden hatalı kılan bir olguya dayandığı, dolayısıyla Yargıtay Daire veya Daireler Kurulunun ilamında kabul edilen hukuki görüş ve tespitleri değiştirmeye ve bunlardan geri dönmeye elverişli bulunmayıp, varsayılan incelememe, değerlendirmeme ve dokunulmadan geçilme sebebiyle ortaya çıkan maddi veya tamamen ona dayalı hukuki değerlendirme hatalarının ele alınıp, bu yolla Yargıtay kararının yasaya uygun hale getirilmesini sağlayan olağanüstü bir kanun yolu olduğu, bundan dolayı da bu yolla yapılacak incelemenin, bir temyiz incelemesi boyutunda değil, ondan dar ve yasada belirtilen koşullar çerçevesi ile sınırlı bir incelemeden ibaret bulunduğu açıktır (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 5.10.2000 tarihli ve 2000/136-141 E.K. sayılı kararı).
Yine Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 9.3.1973 gün ve 1973/16-14 E.K. sayılı kararında da karar düzeltme yolunun, Yargıtayın onamasından sonra kesin hüküm halini alan kararlara karşı başvurulan ve bu sebeple kesin hükmü sarsan istisnai ve olağanüstü kanun yolu olduğu vurgulanmıştır.
Ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.12.1994 gün ve 10/343-373 E.K. sayılı kararında da; karar düzeltmenin başka yollarla düzeltilmesi olanaksız hatalar için kabul edildiği, Özel Daire veya Ceza Genel Kurulunun bozma kararlarına karşı bu yola gidilemeyeceği, zira bu durumda ilke olarak yerel mahkemelerin direnme haklarının bulunduğu belirtilmiştir.
Doktrinde ise; karar düzeltmenin olağanüstü kanun yolu olduğu, düzeltme teriminden de anlaşılacağı üzere yargılama makamının kendi kararındaki aykırılığı, kararı ortadan kaldırmadan gidermesinin gerektiği, bu anlamda; düzeltme kararında filan tarihli, filan numaralı karar verilirken falan noktaların gözden kaçtığı anlaşıldığından, o noktalar da tartışıldı ve neticede şu sebepler bozma sebebi sayıldığından red (hatalı tâbirle tasdik) kararının bozma olarak düzeltilmesine karar verildi demenin yeterli olacağı,
Hukuki görüş dışında kalan ve maddi denen hatanın önemli olması gerektiği, temyiz kanun yolunda Daire veya Genel Kurulun en yüksek mahkeme Yargıtay adına bir karar verdiğinde, hukuki bakımdan tartışılamaması için, bu kararın ileri sürülmüş bütün temyiz sebeplerini bir bir ele alıp cevaplandırmış olmasının şart olduğu, eğer bu şart gerçekleşmemişse, yani temyiz sebebi olarak gösterilmiş olan bir husus gözden kaçmışsa, temyiz iddiasının gözden kaçırılışı maddi bir hata olduğundan ve esasa etkili olabileceğinden bunun çok önemli olduğu,
Kimsenin, Yargıtayın cevapsız temyiz sebebi iddiası bırakmadığını ve bırakmayacağını ileri süremeyeceği, bu nedenle karar düzeltme olağanüstü kanun yolunun gerekli ve bir ihtiyaca cevap verdiği değerlendirmelerine yer verilmektedir (Kunter-Yenisey, Ceza Muhakemesi Hukuku, ikinci kitap 13üncü Bası, Sf.1272-1278).
Ceza yargılamasında hangi mahkemenin veya hâkimin, yargılamanın hangi aşamasında ne tür işlere bakacağını gösteren kurallara, görev kuralları denilmektedir.
Ceza yargılamasında mahkemelerin görevleri kanunlarla saptanmış ve görev kamu düzeni ile ilgili görülmüştür. Bu nedenle, Kanuni hâkim güvencesi ilkesi gözetilerek, görev konusu yargılamanın her hâl ve safhasında dikkate alınmakta, sanığın veya suçun askeri yargıya tabi olmadığının anlaşılması hâlinde, herhangi bir zamana bağlı kalınmaksızın görevsizlik kararı verilebilmektedir.
Bu açıklamalar kapsamında görev kamu düzenine ilişkin ve yargılamanın her aşamasında gözetilmesi zorunlu olmakla birlikte, yargılamanın tamamlandığı mahkûmiyet hükmünün onanmak suretiyle kesinleştiği bir aşmadan sonra, kesin hükmün otoritesinin korunması zorunluluğu karşısında, kesin hükme el atmanın nedeni kabul edilen ya da somut olayda olduğu üzere kabul edilmesi gerektiği Daireler Kurulu kararı ile ortaya konulan olağanüstü kanun yolu niteliğindeki karar düzeltme isteminde belirtilen hususların Daireler Kurulu kararı çerçevesinde karşılanması gerekmektedir.
Yani, Daire onama kararını yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında irdeleyerek talebi karşılayacak şekilde kararındaki aykırılığı gidermelidir.
Karar düzeltme isteminin yapıldığı tarihte yürürlülükte bulunan veya daha sonra yürürlüğe giren kanuna göre görevli yargı yerinin değişmiş olması olağanüstü kanun yolu incelemesi açısından bu konuda karar verilmesine engel değildir. Aksi düşünüldüğünde sınırlı bir inceleme imkânı veren karar düzeltmeye konu husus incelenmeden kanunun tanıdığı alan genişletilerek sanki olağan kanun yolu temyiz incelemesi yapılıyormuş gibi bir sonuca ulaşılmış olacaktır.
Bu nedenle, kararın düzeltilmesi yönünde bir karar verilmeksizin hükmün onanmasına ilişkin Dairenin, 22.3.2016 tarihli ve 2016/155-172 E.K. sayılı ilamının kaldırıldığı belirtilerek mahkûmiyet hükmünün görev yönünden bozulmasına dair Daire kararının hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığından, yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında, itirazın kabulüne; Daire kararının kaldırılmasına, karar verilmek üzere dava dosyasının Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Üyeler
ve
; suç tarihinde asker kişi olan sanığın, 668 sayılı KHKnın yürürlüğe girdiği 25.7.2016 tarihinden önce atılı suçu işlemiş olduğu ve 353 sayılı Kanun'un 17nci maddesi gereğince askeri yargıda yargılanmasını gerektiren ilginin de kesilmediği, bu nedenle de görev yönünden bir değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesinin gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun kararına farklı gerekçe ile katılmışlardır.
Üye
; Dairece verilen onama kararına karşı, Askeri Yargıtay Başsavcılığınca 15 günlük itiraz süresi içerisinde karar düzeltme isteminde bulunulması halinde, Dairenin görev konusunu resen inceleyerek öncelikle bu konuda bir karar verebileceğini, zira olağan yargı sürecinin henüz sonuçlanmamış olacağını, 15 günlük itiraz süresinin sona ermesinden sonra yapılacak karar düzeltme istemi üzerine yapılacak incelemelerde, hükmün kesinleşmiş olması sebebiyle görev konusunun Dairece inceleme konusu yapılamayacağını ve görev yönünden bozma kararı verilemeyeceğini belirterek çoğunluğun kararına farklı gerekçe ile katılmıştır.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle;
Askeri Yargıtay Başsavcılığının 17.2.2017 tarihli ve 2016/1259-1528 (İtiraz: 2017/3) sayılı tebliğnamesi ile yapılan itirazın, 353 sayılı Kanunun 224üncü maddesi gereğince KABULÜNE;
Askeri Yargıtay 4üncü Dairesinin 19.1.2017 tarihli ve 2017/27-52 E. K. sayılı kararının itiraza atfen ve resen KALDIRILMASINA;
Kararın düzeltilmesi incelemesine devam edilmek üzere dava dosyasının Askeri Yargıtay 4üncü Daire Başkanlığına GÖNDERİLMESİNE;
9.3.2017 tarihinde, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy