(1632 S. K. m. 7) (765 S. K. m. 2)
Asker kaçağını istihdamdan suçlu İstanbulda İbrahim Tokatan ile aynı suçtan maznun petrol ve madeni yağlar Anonim Şirketi Müdürü Ali Kerim Züveyir haklarında İstanbul Örfi İdare K.lığı Askeri Mahkemesinden verilen ve temyizin tetkikinden 24/8/942 tarih ve 2596/1833 ile 12/8/942 tarih ve 2443/1807 numara ile geçen temyiz kararlarındaki tenakuzun kaldırılması M.M.Vekaletinden talep edilmekle bu hususa müteallik yazı Müddeiumumiliğin 24/6/943 tarihli tebliğnamesi ile gelmiştir.
VEKALETİN YAZISINDA: 1 - Örfi İdare K.lığından alınan 1/6/943 gün ve 2.Ş.15379/28964 sayılı bir yazıda As.Tz.Mahkemesince ittihaz kılınan 25/12/942 gün ve 3454/3306 sayılı kararda cezayı azaltan kanunların katiyet kesbetmiş mahiyetlere tesiri olmadığı kabul edildiği halde ayni sebebe dayanan iadei muhakeme isteklerinin kabulü sureti ile As.Tz. Mahkemesince tenakuza düşüldüğü bildirilmiş ve keyfiyeti teyit zımnında adı geçen mahkemenin 24.8.942 gün ve 2596/1833 ve 12.8.942 gün ve 2443/1807 sayılı iki kararda gönderilmiştir.
2 - Vekalet As.Tz.Mahkemesince ittihaz edilen ve tarih bakımından daha sonra ittihaz kılınmış olan 25/12/942 gün ve 3454/3306 sayılı kararda tam isabet görmekte ve mucip sebeplerine temamile iştirak eylemektedir.
Gerçekten Adliye Vekaletince basılarak (Hakimlere mahsus) kaydile dağıtılmış olan ve yürürlükte bulunan Türk Ceza K.nun esasını teşkil eden İtalyan Ceza K.nun şerhinde ikinci maddenin tavzihi sırasında cezayı hafifletici yeni kanunların kaziyyei muhakemelere müessir olmadığı dayanak noktalarile belirtilmiştir.
As. Mh.Us.K.nun 248. Maddesinin son fıkrasında içtihadın birleştirilmesi yolu ile ittihaz kılınan yeni kararların evvelki mukarrarata tesiri olamıyacağı gösterilmekle keyfiyet teyit olunmuştur.
930-934 yılları için Tz.Mahkemesi Umumi Heyetince ittihaz edilen kararları bir araya toplamış olan ve adliye vekaletince basılan kitabın 130.sahifesindeki 8/3/931 gün ve 7/21 sayılı kararla bu gibi dileklerin mahkemelerin iadesi için bir sebep olamıyacağı kabul edilmiştir. Esasen As.Muh.Us.K.nun 261. Ve ceza muhakemeleri usulü K.nun 331. Maddelerinde kanunun ayni maddesinde yazılı hudut içinde olmak üzere cezanın tadili maksadile mahkemenin iadesinin caiz olamıyacağı gösterilmiş bulunmaktadır. Tarafınızdan tercüme edilen Alman Ceza Mahkemeleri Usulü K.nun 363. Maddesinin şerhinde de ( Bu madde Askeri Usul 261. Ve Ceza Muh.Us.K.nun 331.Maddelerine muadildir.) açık sarahat vardır. Bunlardan başka karar dahi yeter derecede mucip sebeplere dayanmaktadır. Bu cihetler göz önünde bulundurulmak suretile As.Muh.Us.K.nun 248. Maddesi gereğince kararların birleştirilmesi isteğinde bulunulmasını ve sonucunun bildirilmesini As.Tz.Mah.M.Um.sinden rica ederim.
TEBLİĞNAMEDE: Milli Müdafaa Vekaletinin bağlı 43-3938 sayılı ve 15/6/943 tarihli tezkeresinde 4257 sayılı kanunla As.C.K.nun 7.Maddesinin C Fıkrasında yapılan değişmenin tatbikatı hakkında As.Tz.Mahkemesince verilen iki hüküm arasındaki mübayenet dolayısı ile bu husustaki içtihatların birleştirilmesi talep edilmiştir.
1- Bir cürmün işlendiği zamanın kanunu ile sonradan neşrolunan kanunun hükümleri birbirinden farklı olursa failin lehine olan kanunun tatbik ve infazı T.C.K.nun 2.maddesi ile vaz edilmiş olan hukuki ve kanuni bir esas olmasına ve T.C.K.nun mevkii meriyete vazına müteallik kanunun 17. Ve 18. Maddeleri hükümleri ise yeni T.C.K.nun meriyetinden evvel işlenmiş ve katileşmiş olan hükümlere matuf ve ancak bu gibi hükümlere münhasır ve bu maddelerdeki hükümler T.C.K.nun neşri dolayısıyla muvakkat mahiyeti haiz bulunmasına binaen bunlara istinaden ikinci maddedeki hukuki esasın ihlal edilemiyeceği ve binaenaleyh Askerlik Adliye Dairesinin cezayı ağırlaştırmaya matuf ve Türk C.K.nun 2.maddesindeki hukuki esasa menafi mütalaasının doğru olmadığı mütalaasındayım;
2- As.Muh.Us.K.nun 261 ve Umumi Usulün 331.maddeleri hükümlerini de Askerlik Adliye Dairesi Kanununun maksadı haricinde tefsir etmektedir.
Bu maddeden maksat aynı kanun maddesinin ihtiva ettiği hudut içinde olmak üzere cezanın tadilini temin ve yahut yalnız cezayı hafifleten sebeplerin mevcudiyetini tetkik ettirmek maksadile muhakemenin iadesi caiz değildir. Fakat kanunun cezayı hafifleten sarih ve müstekil hükümleri hatta aynı madde içinde bulunsa bile 258.maddenin sarahatı veçhile muhakemenin iadesi için bir sebep teşkil eder.
3- Türk Ceza K.nun 2.maddesinin 2.fıkrasındaki (İnfaz) kelimesinden bu gibi lehteki kanun hükümlerinin icra tarikile ve indelhace tavzih yolu ile de temin olunabileceği anlaşılmakta ise de, muhakemenin iadesi yolu daha emin ve indelhace hükümlerin temyizen de tetkikini mümkün kılacağından ve iade yoluna müracaata kanunumuz müsaid olduğundan As.Tz.Mahkemesinin bu yoldaki mesbuk içtihatları da çok isabetlidir.
4- Yukarıda arzolunan mütalaalarıma göre As.Tz.Mh.sinin 3443,1807 sayılı ve 12/8/942 tarihli kararındaki isabet derkar olduğundan bu husustaki içtihatların bu suretle birleştirilmesi As.Usulün 248.maddesine tevfikan talep olunur.
TEMYİZ UMUMİ HEYET KARARI: 25.12.942 tarih ve 3454/3306 sayılı yazılı emir yolu ile ittihaz edilen ve vekalet makamınca buna dayanılarak mütalaa olunan karar, kesbi katiyet eden hükmün tavzih yolu ile tadil edilemiyeceği gayesine matuf olup bu gibi kesbi katiyet etmiş hükümlerin tebliğnamede beyan edilen esbaba binaen iadei muhakeme yolu ile tashih ve tadili temyiz mahkemesinin evvel ve ahir ittihaz ettiği mukarrerat cümlesinden bulunmuş ve 25.12.942 tarih ve 3454/3306 sayılı kararla diğer mukarrerat arasında mübayenet görülememiş olduğı gibi tebliğnamenin 1, 2 ve 3 sayılı fıkralarında işaret olunduğu veçhile Vekaleti Celilece mesnet olarak ileri sürülen Türk Ceza K.nun Mevkii meriyete vazına müteallik kanunun 17. ve 18. Maddeleri bu hadisede mevzubahis ve kabili tatbik bulunmadığı ve Askeri Muhakeme Usulü K.nun 261 ve mutanazırı olan Umumi Usul Kanununun 331. Maddelerinin sarih hükümlerinden de anlaşılacağı veçhile (kanunun ayni maddesinde münderiç hudut içinde olmak üzere) cezanın tadili için muhakemenin iadesi caiz bulunmadığı ve en nihayet lehteki kanun hükümlerinin muhakemenin iadesi yolu ile temini ezheri cihet muvafık olacağı cihetle varit görülmemiş ve binaenaleyh tebliğnamenin en son fıkrasında istenilen şekilde içtihatların birleştirilmesini mucip ve halen mevcut bir aykırılık görülememiş olduğundan bu yoldaki talebin REDDİNE 28.06.1943 tarihinde sözbirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy