(1631 S. K. m. 248, 272)
M.M. Vekaleti tarafından yazılı emir yolu ile kat'ileşen hükümlerin bozulması için gönderilen 1312/1388;1213/1389 ile 1576/1712,1576/1411 sayılı dosyalar üzerinde temyizen tetkikat neticesinde daire kararlarının yekdiğerine mübayin bulunduğu cihetle müddeiumumilik tarafından bu mübayenetin te'lifi talep edilerek bu hususa müteallik dosya ve temyiz kararları hey'eti umumiyeye gelmiştir.
TEBLİĞNAMEDE: Milli Müdafa vekili yerine müsteşar imzası ile emir yoluna teşebbüs olunarak bozulması istenen ve tetkik edilen 26/Nisan/1944 tarih ve 1312/1388 ve 1213/1389 sayılı iki kararla Müsteşarlığın yazılı emir yolu ile bozma istemek selahiyeti kanunen caiz olamıyacağından bahisle tetkikat yapılmaksızın talebin reddine dair ahiren ittihaz olunan 2/Mayıs/944 tarih ve 1575/1712 ve 1576/1411 sayılı karar arasında mübayenet husule gelmiş olduğundan askeri usulün 248. maddesi mucibince bu daire kararları arasındaki mübayenetin te'lifini ister ve dosyaları Hey'eti Umumiyeye tevdi eylerim.
TEMYİZ HEY'ETİ UMUMİYE KARARI: As. Muh. Us. K.nun yazılı emirle bozmaya dair olan 272. maddesinde (M.M. Vekili karar veya hükmün bozulması için As. Tz. Mahkemesine müracaat etmesi hakkında As.Tz.Md.Umumisine yazılı emir verebilir) denilmekte olmasına ve içtihatların tevhidi için Temyiz Md.Umumiliğince Hey'eti Umumiyeye tevdi edilmiş olan dava dosyalarındaki yazılı emirler M.M.Vekili yerine Müsteşar tarafından imza edilmiş olup M.M.Vekaleti Müsteşarının bu hususta vekil yerine imzaya selahiyeti bulunmasına binaen 1.Ceza Dairesinden 26/Nisan/1944 tarih ve 1312/1388 ve 1213/1389 sayılı iki karar ile 2.Ceza Dairesinin buna mübayin olan 2/mayıs/944 tarih ve 1575/1712 ve 1576/1411 sayılı iki kararının bu suretle tevhidine As.Muh.Us.K.nun 248. maddesi 2 No.lu bendine tevfikan 30/Mayıs/944 tarihinde ekseriyetle karar verildi.
MUHALEFET: As. Muh. Us. K.nun M.M. Vekilinden bahis (50, 59, 61 ve 89) maddelerindeki serahat işbu kanunun 272. maddesi metninde mevcut sarahatın aynı ve bir şekil mütekamilidir. Usulü kanunlarının bir kül halinde tetkik ve mütalaası da bir kaidei esasiyedir. Usul kanununda gerek kanun yolları olarak gösterilmiş olan hallerde gerek fevkalade tarih olarak kabul edilmiş bulunan yazılı emirle bozma şeklindeki mevzuu kudret ve selahiyeti M.M. Vekilinin bizzat şahsına veya kanuni vekiline münhasır bulunmaktadır. Esasen gerek Umumi Ceza Muh.Us.K.nun gerekse As.Us.K.nun mehazı olan Alman Kanunlarından bu bapta bir hüküm olmayıp bu tarik yeniden Türk vazı kanunu tarafından kabul ve ihtiyar edilmiş ve bundaki kast ve gaye de menfaatı amme noktai nazarından ve tamamile istisnaı olmak üzere tatbikatı kanuniye yönünden yolsuz olan hüküm ve kararları islahtan ibaret bulunmuştur. Binaenaleyh bu muamele kazaya müntehi ve silsilei kazadaki zuhulleri islaha matuf ve mücerret usulü kanunla kudret ve selahiyetleri kabul ve tasrih edilmiş zevatla vekili kanunilerine bir hak olması itibarile mahiyeti hukukiyesi idarı olmaktan uzaklaştırılmıştır. Kanunun serahatı karşısında da içtiha da cevaz ve mesağ olmadığından ekseriyetin kararına muhalifiz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy