(1631 S. K. m. 6, 248)
Üstüne fiilen taarruz, hakaret ve sarhoşluktan suçlu Daday Jandarma Karakolu terhis erlerinden Sefer Karabulut hakkında 62.Tümen Askeri Mahkemesince verilen 5/Haz./944 tarihli mahkumiyet kararı Askeri Temyiz Mahkemesi 2.Ceza Dairesince tetkik olunarak 25/Tem./944 tarihinde bozulmasına karar verilmiştir.
Mezkur Daire kararile evvelce Askeri Temyiz Mahkemesi 1.Ceza Dairesinin 13/Mart/944 tarihinde verdiği 533/397 sayılı kararı arasında mübayenet husule gelmiş olduğundan iki daire kararı arasındaki bu mübayenetin tevhidi için bu hususa müteallik dava dosyası Müddeiumumiliğin
9/Ağs./944 tarihli tebliğnamesile gelmiştir.
TEBLİĞNAMEDE: 1706 Sayılı Jandarma K.nun 17.maddesi; Jandarma erinin muhakemesinde mahkeme hey'eti meyanında bir jandarma subayının aza olarak bulundurulmasını amir ve bu suretle resen mütalaa beyan olunmuş ise de dairenin 18/Mart/943 tarih ve 533, karar 397 sayılı kararında maznunun terhis edilmiş olup Jandarmalık sıfatı kalmamış olduğuna göre bir jandarma subayının mahkemede aza olarak bulundurulmasına luzum olmadığı zikredildiği halde ahiren ittihaz olunan ve evvelki daire kararına muhalif bulunan 25/Tem./944 tarih ve 2552/2167 sayılı kararında; suçlunun jandarma olup terhis edilmiş bulunmasına rağmen muhakemesinde bir jandarma subayının aza olarak bulundurulması hakkında resen bozulması cihetine gidilmiş ve bu suretle her iki daire kararı arasında mübayenet husule gelmiş olduğundan As.Us.248.maddesinin 3 numaralı bendine tevfikan tevhidini talep ve dosyayı Hey'eti Umumiyeye tevdi eylerim.
TEMYİZ HEY'ETİ UMUMİYE KARARI: Tevhidi içtihada mütedair bulunan müddeiumumi vekaletinin 9/8/944 gün ve 2647 sayılı mütalaanamesiyle 1.Ceza dairesinin 13/Mart/944 tarih ve 533/397 sayılı ve 2.Ceza Dairesinin 25/Temmuz/944 gün ve 2552/2167 sayılı kararlarını muhtevi ilam hey'ette tetkik ve mütalaa olundu:
Jandarma subay ve askeri memurlariyle eratının As. C.K.nunda yazılı suçlardan ve As. M.U.K.nuna tevfikan askeri mahkemelerde muhakeme olunacakları, şu kadarki bunların muhakemesinde bir jandarma subayının hey'ette aza olarak bulunacakları 27/10/939 gün ve 2/12239 sayılı nizamnamenin 52.maddesinde ve keza (Jandarma zabit ve memurlarile gedikli küçük zabit ve efradı Askeri Ceza K.nunda yazılı suçlardan ve Askeri Muh.Us.K.nuna tevfikan askeri mahkemelerde muhakeme olanacakları, şu kadarki bunların muhakemesinde bir Jandarma zabitinin aza olarak bulunacağı) 1706 sayılı ve 22/6/930 tarihli kanunun 17.maddesinde sarahaten gösterilmiştir. Bu iki vazı kanuni teşekkülü hey'etteki vucubi her türlü şek ve şüpheden azade bir halde belirtmiştir.
As. M.Us. K.nun 6 ncı maddesi dahi (askeri mahkemelerde muhakemeyi icap eden alakanın kesilmesi askeri hizmet esnasında yapılan fiiller hakkında askeri mahkemelerin selahiyetini kaldırmıyacağını) tebaruz ettirmiştir. Bu madde askeri mahkemelerin teşkilatına müteallik ve esaslara müteferri 1.babında münderiç bulunması itibariyle vazife ve selahiyeti göstermiş ve hangi ve ne suretle müteşekkil bir mahkemenin hadisede vazifedar bulunacağını tereddüt ve şüpheye meydan vermeyecek kadar açıkça göstermiştir.
Buradaki kanun vazıının kast ve gayesi ise alakanın kesilmesi her ferdin teşkilatı esasiye K.nun 83 ncü maddesiyle mevzu (hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir mahkemeye celp ve sevk olunamıyacağı) ana düstürunun ruhuna askeri kazada dahi tamamen riayet ve bunun mahfuziyetini temin ve böylelikle her suçlunun suç ikaı zamandaki hukuku müktesebe ve (muhreze)lerinin masuniyetten haleldar olmamasını vikayedir.
TEVHİDİ İÇTİHAT MÜESSESESİ HUKUKİYESİNE GELİNCE: 21/10/1934 tarih ve 688/540, 11/11/1936 tarih ve 1155-1266 sayılı hey'eti umumiye kararlarında izah olunduğu üzere iki muhtelif kararın mevzuları bir olmasına rağmen muhtelif hükümleri mutazammın olması şartının tahakkuku halinde ancak bunun meydana geleceği tabiidir. Halen müddeiumumiliği tevhidi içtihada sevkeden hususat 1934 yılında dahi hadis olmuş ve berminvali muharrer 1.7.1934 tarih ve 102/165 sayılı heyeti umumiye kararıyla usul tatbikatında vahdet vücuda getirilmiş idi. Nitekim müddeiumumiliğin 18.3.1943 gün ve 533/397 sayılı ilamında münderiç mütalanamesi dahi bu hey'eti umumiye kararına mutabık ve muvafık olduğu görülmektedir. Ancak 1.Ceza dairesinden buna aykırı 13/3/1943 tarihli karar sadir olunca bunun tevhidi için derhal dilekte bulunulmak icabederken sakit kalındığı görülmüş ve 1944 yılında 2.Ceza Dairesince Hey'eti umumiye kararı çercevesi dahilinde 25/7/943 tarihli kararı ittihazdan sonra esas hey'eti umumiye kararından bahsolunmıyarak mücerret iki daire kararından bahsedilmiş olduğu anlaşılmıştır. Ortada bir hey'eti umumiye kararı ve bir dairei hususiye kararı müsbet ve bir dairei hususiye kararı menfi olduğu mütalaasile vahdeti içtihada mevzu bir talebin müzakereye zemin teşkil eylediği görülmüştür. Bu durum karşısında Hey'eti umumiye kararının değiştirilmesine lüzumu kanuni görülmemiş ve binaenaleyh jandarmaya mensup askeri şahısların jandarmalık sıfatları mevcut iken ika eyledikleri ve askeri kazaya tabi suçlarından muhakeme olunurlarken muhakemenin her hangi safhasında olursa olsun terhisen veya ahar suretle jandarmadan ayrılmaları bunların 1706 sayılı K.nun 17.maddesi kayıt ve şartı içinde müteşekkil mahkemelerde muhakemelerine devam olunmak lazım geleceğine ve böylelikle her üç kararla müesses içtihadın tevhidine 15/Ağs./944 tarihinde ittifakla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy