(1631 S. K. m. 244)
Yargıtay Genel Kurulunca verilen 30/Nis./946 tarih ve 2765 karar 1910 sayılı Genel Kurul kararı ile 21/Nis./944 tarih, esas 170 karar 915 sayılı ve Şubat/946 tarih, esas 3845 karar 548 sayılı Genel Kurul kararı arasında mevcut mübayenetin kaldırılması için bu husustaki dava dosyası tevhidi içtihat talebi ile Savcılığın 21/May./946 tarihli tebliğnamesi ile gelmiştir.
TEBLİĞNAMEDE: Askeri Yargıtay'ın 30/Nisan/1946 tarih ve Esas 3765, Karar 1910 sayılı Genel Kurul kararında; Askeri Usulün 228.maddesi ileri sürülerek itiraz üzerine verilen kararların kat'ı olduğundan bahsedilmiş ve bu sebeple karar tashihi talebimiz red olunmuştur.
Halbuki As. Usulün 219.maddesinde kanuni yollar itiraz ve temyizden ibaret diye gösterilmiş ve itiraz için ayrı ve temyiz içinde ayrı fasıllar tertip olunmuş ve burada ayrı ayrı hükümler konmuştur.
Savcılıkça temyiz faslında bahsedilen hak ve selahiyet mutlak olarak As. Usulün 244.maddesinde gösterilmiştir.
Biri-karar tashihi talebinde bulunmak,
Diğeri-itiraz etmektir.
Savcılık, bu iki haktan her birisini ayrı ayrı istimalde tamamen serbesttir. İtiraz hakkını kullandı diye diğer hak iskat edilemez. Temyiz faslındaki bu 244.maddenin; itiraz faslındaki 228.madde ile bir ilişiği yoktur. İtiraz faslı ayrıdır. Burada düşünülecek nokta, savcılığın iki hakkının da kullanmasıdır. Bu da kanun yapıcısının maksadına tamamen uygundur. Savcılığın temyiz kararlarına karşı tashihi karar talebinde bulunabilir. İster daire kararı olsun isterse Genel Kurul kararı olsun, ikisi de aynıdır. Yeter ki bu verilen karar Askeri Yargıtay'ca verilsin.
Yine Savcılıkça, daire kararlarına karşı otuz gün içinde Genel Kurul nezdinde itiraz olunabilir.
Kanun yapıcısı hiç bir zaman savcılığın bu iki haktan birini kullanmakla diğerini kullanamaz dememiştir. Bilakis her iki hakkı ayrı ayrı ve dilediği gibi kullanmakta tamamen serbest bırakmıştır. Savcılık daire kararına karşı itiraz eder. Bu itiraz red edilirse tashihi karar talebinde bulunabilir ve yine savcılık temyiz kararlarına karşı tashihi karar talebinde bulunabilir. Bu tashihi karar talebi red edilirse Genel Kurulun nezdinde itirazda bulunabilir. Bu iki hak savcılığa mutlak ve tam olarak verilmiştir. Ve 244.maddedeki hüküm de budur.
As. Usule örnek olan umumi ceza mahkemeleri usulü kanununun 322. maddesinde aynen şöyle yazılmıştır.
Ceza dairelerinden birinin kararına karşı Cumhuriyet Baş Savcısı ilamın kendisine verildiği tarihten 30 gün içinde ceza genel kuruluna itiraz edebilir. Ceza dairelerinin veya ceza genel kurulunun kararlarına karşı tashihi karar usulü, ancak hükmün ve kararın zat ve mahiyetine doğrudan doğruya müessir olmak üzere temyiz istida ve layihasında veya tebliğnamede dermeyan olunan bir hususun ve bunların haricinde esas hükme müessir noksan ve hataların temyizen nazara alınmayarak meskutu anh kalması hallerinde caridir. Sözlerinden de sarahatle anlıyoruz ki savcılık hem itiraz hakkını kullanır ve hem de karar tashihi isteyebilir. Ve hatta evvela itirazı başa almış ve sonra Genel Kurul kararına karşı tashihi karar da yapılabileceğini göstermiştir.
Nitekim Askeri Yargıtay'ın müteaddit içtihat ve kararları itirazdan sonra tashihi kararın da yapılabileceğini göstermiştir.
Ezcümle Askeri Yargıtay Genel Kurulunun 24/Mart/944 tarih ve esas 170, karar 915 sayılı kararı ile Savcılığın itirazı red olunmuş ve bunun üzerine tashihi karar talebimiz ileri sürülmüş ve bu da tetkik olunarak 21/Nisan/944 tarih ve 170/915 sayılı Genel Kurul kararı verilmiştir. Bundan başka yine Askeri Yargıtay Genel Kurulunun 8/Ocak/946 tarih ve 3845/52 sayılı kararı ile savcılığın itirazı red olunmuş ve bundan sonra savcılıkça karar tashihi yapılarak bu husus incelenmiş ve kabulüne karar verilmiştir. (5/Şubat/946 tarih ve 3845/548)
Her ikisinde de (İtiraz yerine verilen karar kat'dir.) denmemiş bilakis tashihi karar incelenmiştir. Bu içtihat ve karar sonradan verilen 30/Nisan/946 tarih ve 3765/1910 sayılı Genel kurul kararına yukarıda arz edilen cihetten mugayir görülmektedir. Askeri Usulün 248.maddesinin 3.fıkrası mucibince daire kararları hakkında içtihatların tevhidi istenebileceği mülahazasına karşı Askeri Yargıtay İçtihat Genel Kurulunun 5/Eylül/945 tarih ve 3651/ 4608 sayılı kararı mevcuttur.
Bu hal karşısında birbirine aykırı olan iki Genel Kurul kararının birleştirilmesi lazımdır.
Binaenaleyh yukarıda arz edilen hususlardan dolayı birbirine mübayin bulunan Genel Kurul kararlarının tevhidini talep eder ve dosyayı Genel Kurula sunarım.
YARGITAY GENEL KURUL KARARI: 30/Nisan/946 tarih ve esas 2765 karar 1910 sayılı Genel Kurul kararı ile bu karara mübayin görülen 21/Nisan/944 tarih, esas 170 karar 915 sayılı ve 5/Şubat/946 tarih, esas 3845 karar 548 sayılı Genel Kurul kararlarının As.Y.U.K.nun 248.maddesinin 3.bendi gereğince birleştirilmesi Savcılıkca istenmiştir. Yapılan inceleme sonucunda:
As. Y.U.K.nun 248.maddesinin 3.bendinin tarifatına göre ancak yekdiğerine mütabayin daire kararları hakkında inanların birleştirilmesi istenebilir. Yukarıda sözü geçen kararlar ise Genel Kurul kararlarıdır. Bundan başka bu 248.maddenin (1).bendi tarifatından da (3).bendindeki-daire-kelimesinin Genel Kurula da kapsamlı olmadığı anlaşılmakla beraber Askeri Yargıtay Genel Kurulu Yargıtay Genel Kurullarına mütenazır bir surette teşkil edilmiş olmadığı gibi Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yekdiğerine mütebayin kararları daha üstün bulunan, ceza ve hukuk genel kurullarından müteşekkil, bir kurulca incelenmekte ve bu suretle inanlar birleştirilmektedir. Bu sebeple Savcılığın inanların birleştirilmesi istemi yerinde görülmediğinden REDDİNE 11/Haziran/1946 tarihinde Oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy