(1632 S. K. m. 1, 91)
Onbaşısı Hasan SOLAK'ı kasten öldürmekten sanık olup V.Kor.As. Mahkemesinin 17 Ağustos 1945 tarih ve 975 esas, 198 karar sayılı ilamile ve As.C.K.nun 91 nci maddesinin 4.fıkrasına göre ölüm cezası ile cezalandırılan Jandarma erlerinden Sevket ATEŞGÖZ hakkındaki hükmün Askerî Yargıtay 1.Ceza Dairesince incelenmesi sonunda sanığın itirazlarının reddine ve hükmün onaylanmasına dair verilen 28 Eylül 1945 tarih ve 3864 esas, 4774 karar sayılı kararda (TCK.nun 450.maddesinin 4.fıkrasındaki taammüd unsurunun As.C.K.91. maddesinin 4.fıkrasında aranmayacağına dair) bir fıkranın mevcudiyeti sebebi ile Yargıtay savcılığı bu kararın 20 Mart 1945 tarih ve 1375/5246 sayılı genelkurul kararına aykırı bulunduğunu beyanla As.Y.U.K.248. maddesine tevfikan kararların birleştirilmesini istemiş olduğundan dava evrakı ve ilişikleri 20 Ekim 1945 tarih ve 3864 esas, 4156 karar sayılı tebliğname ile genelkurul'a gelmiştir.
TEBLİĞNAMEDE: 20 Mart 1945 gün ve 5246/1375 sayılı genel kurul kararında; As.C.K.91. maddesinin 4.bendinin uygulanması halinde de TCK.450 maddesindeki teammüden aranacağı yazılı olduğu halde 28 Eylül 1945 gün ve 3864/4774 sayılı daire kararında As.C.K.91.maddesinin 4.bendinin uygulanması hadisesinde teammüt unsurunu aramağa lüzum olmadığı zikrolunmakta ve şu suretle evvelki genelkurul kararına aykırı bir daire kararı verilmiş bulunmaktadır.91 maddenin 4.bendinin sarih hükmü karşısında ve ölüm cezası muvacehesinde TCK.nundaki teammìt unsurunun aranmasına lüzum olmadığı kanaatindeyim.
Binaenaleyh As.Y.U.K.248.maddesinin 1 nolu fıkrasına tevfikan ilişik dosya genelkurulca incelenmek üzere sunuldu.
YARGITAY GENEL KURUL KARARI: Kanun vazıı ordunun disiplinini muhafaza maksadı ile ast ve üst arasında doğan suçlarda TCK.dan ayrılarak As.C.K.da hususi hükümler koymuş ve 91. maddesinde kasde müstenit olan bazı eylemleri işleniş şekline ve neticelerine göre sıralamıştır.Bir astın üstü yaralaması ölümü intac etmiş ise teammüdü aramaksızın 91. maddenin 4.fıkrasında yazılı olan hadisenin bünyesine göre yargıç tarafından takdiri lazım gelen ölüm az vahim hallerde de müebbeden ağır hapis cezasının uygulanması lazım olup mahkemece ölüm cezası verilmek için mutlak surette teammüt unsuru aramaya lüzum yoktur. Esasen kanun vazıı taammüdü aramak lazım geldiği mahallerde As. C.K.118. maddesinin 3.fıkrasında olduğu gibi bu hususa temas etmiştir. Aksi düşünce varit olaydı kanun vazıı As. C.K.135,152 nci maddelerin de yazılı suçlarda olduğu gibi bu eylemlerde de bir madde ile TCK. olaya uygun bulunan maddelerine atıf yapmak sureti ile iktifa eder ve As. C.K. 91. maddesinin 4.fıkrasındaki kesin cezaları tayin etmezdi.
Her ne kadar 20 Mart 1945 tarih ve 5246 sayılı genel kurul'un inanları birleştirme kararında bahsi geçen As. C.K.1 maddesinde aynen (TCK. göre cürümler ve cezalar hakkında umumi surette cari olan esaslar bu kanunda hilafı yazılı olmadıkça As. cürümler ve cezalar hakkında da tatbik olunur) kaydı mevcut ise de evvela bu olayın umumi esaslardan madut bulunmamasına, bundan başka umumi esaslarda dahi mesela As.C.K.47. maddesindeki cezaların ertelenmesinde olduğu gibi As.suçlarda bazı hususiyetler kabul etmiş bulunmasına As.C.K. daha sonra neşredilmiş hususi bir kanun olmasına, bu iki kanunun tearuz etmiş olduğu bir lahze için farz ve kabul edilse dahi bu halde hususi kanunun vazettiği esasların uygulanması umumi ceza nazariye ve prensipleri icabından bulunmasına mebni Yargıtay 1. ceza dairesinin 28 Eylül 1945 tarih ve esas 3864, karar 4774 sayılı inanı kanunun ruhuna ve kanun vazıının maksadına tamamen uygun bulunmuş ve savcılığın bu yoldaki düşüncesi yerinde görülmüş olduğundan bir astın üstünü yaralayarak öldürme eyleminde teammüd manevi unsurunun aranmasına lüzum olmadığına ve 20 Mart 1945 tarh 5246 esas sayılı genel kurul İnanların birleştirilmesi kararının bu şekilde düzeltilmesine As.Y.U.k.nun 248.maddesinin 2. fıkrasına tevfikan Yargıtay genel kurulunca ve İnanların birleştirilmesi yolu ile 28 Aralık 1945 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
AYRIŞIKLIK SEBEBİ: 20 Mart 1945 tarih ve 5246 sayılı İnanları birleştirme kararı üzerinden uzun bir zaman geçmemiş olması sebebi ile buna muhalif bulunan inanları birleştirme kararına muhalifiz.
2. AYRIŞIKLIK: Kanun ve içtihatlar ahkamının devamı müddet ile kayıtlı değildir. Birleşik inan kararları kanun ahkamının tatbikatı sırasında adalet prensiplerini çok iyi surette tecellisine yardımı olduğundan daima hürmetle karşılanmak ve bu içtihat tarihinden sonra Yargıtay ceza dairesince ve As. mahkemelerce buna uyulmak bir mecburiyeti kat'iyeyi haiz bir vecibedir. Ölüm cezalarının telafisi mümkün olmadığı cihetle bu cezaya çarpılacak suçluların fiillerinde TCK. da yazılı bulunan teammüdün gerekçeli hükümde bariz surette tesbit ve tevsik olunması bakımından As.Yargıtay Genel kurulunca teammüdün nazara alınması hakkında teessüs etmiş bulunan 20 Mart 1945 tarih ve 5246 sayılı birleşik inan kararının tatbik olunması ve değiştirilmemesi kanaatindeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy