(1632 S. K. m. 66) (1111 S. K. m. 78)
1632 Sayılı As. C.K.nun yürürlüğe girdiği 15/Ekim/930 tarihinden beri hava değişimi süresini geçirenlere adı geçen kanunun 66. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendi uygulandığı ve bu hükümler Askeri Yargıtayca da onandığı halde Askeri Yargıtay Ceza Dairesinin 8/Mart/945 tarihinde verdiği 701/1223 sayılı kararla bunun aksi içtihad edilmiş bulunmakla ortadaki mübayenetin kaldırılması için M.S. Bakanlığının bu husustaki kararların birleştirilmesi isteği ile Savcılığın 18/Eyl./945 tarihli tebliğnamesile gelmiştir.
TEBLİĞNAMEDE: Kararların birleştirilmesi:
Hava tebdili müddetini mazeretsiz geçiren askeri şahıslar hakkında As.C.K.66. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (B) bendi hükmü uygulanmaktadır.
Gerçi 1111 sayılı askerlik kanununun 78. maddesinin 3. fıkrasının mefhumu muhalifine göre üç aydan fazla tebdilhava alanların kıt'aları ile irtibatı kesilmekte ise de bu cihet askerlik şubelerine ait bir vazifedir. Şube buna yeni mahalli mürettep gösterecek ve oraya sevk edilecektir. Bu suretle ordu ile alakası baki olup yalnız kıt'ası değişmiş oluyor demektir. Bu hale nazaran kendisini şube sevk edecek diye beklemesi ve Şubeye müracaatta bulunmaması bir mazeret sebebi teşkil etmez, çünkü Şube'nin kendisini çağırmamasını fırsat ittihaz eder ve uzun zaman tebdilhava müddetini geçirmiş bir durumda bulunur ve bunu mazeret olarak ileri sürdüğü takdirde cezadan kurtulur. Halbuki izin veya tebdilhava müddetini geçirenlerin cezalandırılmalarını te'min maksadile As. C.K. 66. maddesine hüküm konulmuştur.
Nitekim Askeri Yargıtay'ın 4/Tem./944 gün ve 1735/1708 sayılı Genelkurul kararında da: üç aydan fazla tebdilhava alanların kıt'aları ile irtibatı kesilse de şube kendilerini sevk edecek diye şubeye müracaatta bulunmamaları ve bu suretle hava tebdili müddetini tecavüz ettirmeleri keyfiyetinin esbabı mazeret olarak kabul olunamıyacağı sarahatan yazılıdır. Ve temyiz itirazlarının reddi suretile hükmün tasdiki cihetine gidilmiştir.
Askeri Yargıtay İkinci Ceza Dairesince sonrada ittihaz olunan 8/Mart/945 gün ve 701/1225 sayılı kararda ise; 3 aydan fazla tebdilhava alanların kıtaları ile irtibatı kesileceğinden bu gibilerin takip ve sevkleri şubelere ait bir vazife olduğu ve sanığın şubeye müracaatta bulunmamasının mahkumiyet için bir sebeb teşkil edemiyeceği yazılmakta ve hükmün bozulması yoluna gidilmektedir. Ve bu suretle evvelki Genel kurul kararına aykırı bir karar zuhur etmiş bulunmaktadır. Bu hususta Milli Savunma Bakanlığının 12/Eyl./945 gün ve Askerlik Adliyesi Şubesi 45/8074 sayılı düşünceleri de Genelkurul kararına uygun görülmekte olduğundan Askeri Usulün 248. maddesine tevfikan kararların birleştirilmesini talep eder ve ilişik evrakı Genelkurula sunarım.
YARGITAY GENELKURUL KARARI: Savcılığın 18/Eyl./945 gün ve 4138 sayılı tebliğnamesi ile M.S. Bakanlığının Savcılığa yolladığı 12/Eyl./945 gün ve askerlik adliyesi şubesi 8074 sayılı buyrukları ve buna bağlı Askeri Yargıtay İkinci Ceza Dairesinin 8/Mart/945 gün ve 701/1225 sayılı ilamı ve Askeri Yargıtay Genelkurul'unun 4/Tem./944 gün ve 1735/1708 sayılı (İnan birleştirilmesi) kararı Genelkurul da okundu ve incelendi.
İnceleme ve tartışma konusunun üç ay veya daha fazla hava değişimine giden erlerin müddet aşımı suçlarında As. C.K.nun 66. maddesinin (1) sayılı bendinin (B) fıkrasının 1111 sayılı askerlik kanununun asıl (78) maddesi ile değil 1413 sayılı kanunla değişen ve bugün bile yürürlükte bulunan muaddel (78) maddesindeki kayıt ve şartlarla telif edilmek suretile kanuni durumlarının tayin ve tesbitinden ibaret bulunduğu görülmüştür. Esasen bu konu üzerine 1930 yılından itibaren As.Yargıtay'ın Birinci ve İkinci Ceza Dairelerince değişikli inanlarda bulunulmuş ve hatta ayni daire kararlarında yine aynı yıl içinde bu değişikliklere rastlanılmış olduğundan mücerret askeri kazada birlik temin ve askeri mahkemelerin kararlarında aykırılık giderilmek maksadile Savcılıkca 1/Haz./944 günlü tebliğname ile (İnanların birleştirilmesi) hususu Genelkurul dan istenilmiş ve Genelkurulcada bütün kanunlar gözden geçirildikten ve dairelerin inanları da incelendikten sonra adı geçen inanları birleştirme kararı ittihaz edilmiş ve Genelkurulu bu inana yönelten sebep ve illet inan gerekçesinde etraflıca belirtilmiştir. Bu inanları birleştirme kararından sonra birinci ve ikinci ceza dairelerinde şaşmaksızın buna uyulmuş ve İkinci Dairenin 8/Mart/945 gün ve 701/1225 sayılı kararı dahi bu esasa dayanmıştır. Binaenaleyh inanları birleştirme kararına karşı tekrar inanları birleştirme isteminde bulunmağa esas mevzuat müsait değildir. Ancak 1111 sayılı askerlik kanununun muaddel 78. maddesinin son fıkrasının yeniden tadilata uğraması halinde ve bu fıkranın askerlik şubelerince sureti tatbikini açıklayan talimatname değiştiği takdirde bununla ilgilenecek yeni olaylara göre inanların muhalefeti ve birleştirilmesi mevzubahis olabilir. Bu itibarla mevcud teşebbüsün buna göre ayarlanması gerekeceğinden şimdilik yerinde görülmeyen savcılığın tebliğnamesi münderecatının As. Y.Us. K.nun 238.maddesi uyarınca REDDİNE 25/Eyl./945 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy