(1632 S. K. m. 131)
Askeri Yargıtay'ın 24 Aralık 1945 tarihli ve 4993/6030 sayılı genel kurul kararı ile 19 Ocak 1945 tarih ve 181/109 sayılı kararları arasında mevcut mübayenetin kaldırılması için bu hususa ait dava dosyası içtihatların birleştirilmesi isteği ile savcılığın 11 Mart 1946 tarihli tebliğnamesiyle gelmiştir.
TEBLİĞNAMEDE: Postaneden erat namına aldığı paraları zimmetine geçiren 46.Tüm.46.Top. A.4.S.kamacı ustası Şükrü Güler hakkındaki hükmün Askeri Yargıtay 1.ceza dairesince incelenmesi sonunda 24 Aralık 1945 tarihli kararla sanığın eylemi zimmet olarak tavsif edilmiş ve fakat yine postaneden erat namına aldığı paraları zimmetine geçiren 45.P.A.3.Bl. K.V.Ütğm. Fazıl Aşar hakkındaki hükmün Askeri Yargıtay 1.Ceza Dairesince incelenmesi sonunda 19 Ocak 1945 tarihli kararla sanığın eylemi emniyeti suiistimal olarak tavsif edilmiş ve bu suretle biri birinin benzeri olan olayda mubayin kararlar verilmiş bulunmaktadır. Bu mubayin kararların askeri usulün 248/3.m. mucibince birleştirilmesini ister ve ilişik kağıtları genel kurula sunarım.
YARGITAY GENEL KURUL KARARI: Birbirine aykırı iki kararın birleştirilmesine dair olan savcılığın 4 Mart 1946 gün ve 1134/569 sayılı tebliğnamesi ile gelen her iki karar genel kurulca incelendi:
Erlerin memleketlerinden gelen paraları almak ve sahiplerine tevzi etmeye memur edilen ve mutemetlik görevile vazifelendirilen gerek 4.sınıf kamacı ustası Şükrü ve gerekse Üsteğmen Fazıl AŞAR'ın bu paralar üzerindeki eylemleri doğrudan doğruya As. C.K.nun 131 nci maddesin de yazılı zimmet suçunu teşkil ettiği cihetle tebliğnamede bildirildiği gibi her iki kararın bu suretle birleştirilmesine ve bu suçun As. C.K.nun 131 nci maddesindeki zimmet suçu olduğuna 19 Mart 1946 tarihinde Oyçokluğu ile karar verildi.
AYRIŞIKLIK SEBEBİ: Zimmet suçunun meydana gelmesi için bildiği üzere zimmetin kanuni vasfını göz önünde bulundurmak 1. şarttır. Buna da TCK. nun 202. maddesinde suçun maddi rükunlerile tesbit edebileceğimiz malumdur.
Bu maddeye göre;
A) Kendisine tevdi olunan veya
B) Vazife dolayısile muhafazası altında bulunan para veya para hükmündeki evrak ve senetleri, vesair malları zimmetine geçiren veya mal edinen memur, deye maddi rükunları gösterilmektedir.
Bu tarife ve birde TCK. 3. babının 1. faslına ait olarak Yargıtay inanlarına göre (zimmet) suçunun vaki olabilmesi için kendisine tevdi olunan veya muhafazası altında bulunan para veya para hükmündeki evrak ve senetler vesair malların (Devlete veya hükmi şahıslara ait) bulunması aşikar olarak anlaşılmaktadır.
Nitekim bu inancalardan 10/20 karar ve 4/Aralık/929 tarihli olanında muhtarın durumu, 35/119 esas ve karar ve 30/Ocak/936 tarihli olanda zimmet suçu unsurlarının görülmesi ve yine 71/69/5235 esas ve karar ve 14/Eylül/935 tarihli olandaki çok açık inanı, 842/806 esas ve karar 3/Mayıs/938 tarihli inanının 2 bendi vesair inanlar (zimmet) suçunun yukarıda arzettiğim gibi Devlete ait para vesaireyi zimmete geçirmekten ibaret vasıfta bulunulmuş olduğu görülmektedir.
As. C.K.nun 131. maddesi hükümlerindeki para vesaireninde Devlete ait para vesaireden ibaret olduğu ilk görüşde anlaşılmaktadır. Çünkü bu maddeden anladığıma göre mesela avans alan mutemetlerin bu paraları zimmetine geçirmesi zimmet suçunu meydana getirir. Çünkü bu para mutemede emanet edilmiştir. Bunun muhasebe kanunlarına göre usulünde kapatılması lazımdır. 131 maddenin 1 nolu bendinden itibaren sonuna kadar tekmil hükümleri (Devlete ait para vesair mal, erzak, silah, cephane....) gibi hususlar aleyhine yapılan zararlar ait hükümleri ihtiva etmektedir. Buna diğer bir delilde olağanüstü ahvalde tatbik edilen 4247 sayılı kanun hükmüdür.
Eratın memleketlerinden gönderilen paralarını postaneden alarak sahiplerine usulüne göre tamemen dağıtması meşrut iken bu ödevi yapmayarak bu paralardan şahsi faydalanma suretile ödevini kötüye kullanması (emniyeti kötüye kullanmak) suçunu meydana getirmektedir.
Bu suçun maddi rükünlerine gelince; bilindiği üzme TCK. 508 maddesine göre;
A) Her kim başkasına ait olup da iade veya muayyen suretle istimal etmek üzere kendisine tevdi;
B) Veya her ne namla olursa olsun teslim olunan bir şey;
Hükmüne ve bilhassa (B) ye göre bir erin memleketinden gönderilen parayı filiyatta postane havale memuru; mutemet adını taşıyan subay veya askeri memura (Bu parayı sahibi olan ere teslim etmek üzere) vermiş olduğundan bir subay veya askeri memurun böylece teslim aldığı parayı (... veya sarf ve istihlak eder yahut ketm ve inkar eyler...) se ödevini kötüye kullanmak suçu meydana gelmiş olur. Binaenaleyh As. C.K.nun 131. maddesine göre tatbikat yapılması kanaatımca doğru olmadığından çokluk kararına muhalifim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy