(1412 S. K. m. 343)
As. eşyayı gaip etmekten sanık Er Nevzat TİMUR hakkında 51.Top. A.K.Askeri Mahkemesince verilen kararla ilgili dava dosyası Savcılığın 4 Ekim 1946 tarihli tebliğnamesi ile gelmiştir.
TEBLİĞNAMEDE: Yazılı emirle bozmada yalnız tazminat için bozma istenemeyeceği hakkında As. Yargıtay Genel kurulunun 22 Ocak 1946 gün ve 4811/406 sayılı kararı mevcut bulunduğu halde Askeri Yargıtay 2.C.Dairesinin 24 Ağustos 1946 gün ve 3456/3500 sayılı mugayir bir kararı zuhur etmiş olduğundan As. Y.U.K.nun 248 nci maddesinin 1 nolu fıkrasına tevfikan kararların birleştirilmesini talep eder ve dosyayı genel kurula sunarım.
YARGITAY GENEL KURUL KARARI: As. Y.U.K.nun 272 nci maddesi ve onun benzeri olan ceza yargılamaları Us. K.nun 343 ncü maddeleri, hakim ve mahkemelerden verilipte Yargıtay'dan geçmeksizin kesinleşen hüküm ve kararların kamu menfaatlari bakımından yazılı emir yolu ile Yargıtayda incelendirilmesi ancak bu gibi hüküm ve kararlarda görülen hata ve noksanların o hakim ve mahkemelerce görülüp bir daha bu gibi yanlışlıklara meydan verilmemesi bakımından konulmuş bir kaide olduğu ve bu yukarıda sayılan kanunlardaki kayıtların yalnız ceza hükümlerine ait olup tazminat ve istirdat gibi mali ve hukuki hadiselere şumulü olamıyacağı bu maddelerin açık hükümlerinden anlaşılmaktadır.
Esas itibari ile hukuku şahsiyeye teallük eden hususlar hakkında hukuk yargılama Us. K.nunda yazılı emir yolu ile bir bozma istemi ve sistemi kabul edilmemiş ve hatta genelkurulun 4811/406 sayılı ve 22 Ocak 1946 tarihli kararında izah olunduğu üzere 2500 kuruşa kadar olan davalarda adiyen temyiz yoluna gidilmesine de cevaz verilmemiştir.
Askeri Yargıtay bu gibi kesinleşen ceza davalarında tazminata ait yazılı emirleri sırf kanun hükümlerinin iyi halde uygulanmasını ve bu yolda mahkemelere bir direktif verilebilmesi gibi yüksek bir amaca dayanarak ve mahkumun aleyhine olduğu takdirde fiili bir sonucu ifade ve icap ettirmiyeceği ve aksine olarak lehinde olduğu surette de mahkumun kısmen veya tamamen gadirden korunması gibi bir düşünceye dayanarak 3456/3500 sayılı ve 16 Ağustos 1946 tarihli daire kararı ile bu yoldaki istemi kabul ve hükmü bozmuştur. Halbuki gerek askeri gerek umumi ceza yargılama Us. kanunlarının yazılı emre dair maddelerinde hukuki cihetlerine dokunan bir hüküm ve yahut bir atıf olmadığına ve bu cihetlerin genel hukuk konusu ve yolları ile halli mümkün olduğuna ve hukuk mahkemeleri ceza mahkemelerinin hüküm ve kararlarıile bağlı olmadıklarına ve ceza işlerinde de kıyas yoliyle mana çıkarılmasına ve hüküm tesisine mesağ olmadığına göre Dairenin yukarıda açıklanan şekilde hüküm vermesi yersiz görülmüştür. Savcılığın AS.Y.U.K.nun 248 nci maddesine dayanılarak işbu iki kararın birleştirilmesi yolundaki istemi bu düşüncelerle yerinde görülmekle kabulüne ve genelkurulun 22 Ocak 1946 tarihli kararı veçhile yazılı emirler de ancak ceza'i hükümler bakımından inceleme yapılmasına 8 Ekim 1946 Salı günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy