(1111 S. K. m. 78)
Yargıtay Genel Kurulunca verilen 4 Temmuz 1944 gün ve 1735/1708 sayılı kararla Yargıtay ikinci ceza dairesinden verilen 5 Mart 1946 günlü ve 703/904 sayılı kararı arasında mevcut mübayenetin kaldırılması için bu husustaki dava dosyası tevhidi içtihat talebi ile savcılığın 26 Mart 1946 tarihli tebliğnamesi ile gelmiştir.
TEBLİĞNAMEDE: 4 Temmuz 1944 gün ve 1735/1708 sayılı genel kurul kararı ile bunu tavzihan ittihaz olunan 5 Eylül 1944 tarihli kararda;
Bir askeri şahsin tebdilhava müddeti hitamında bizzat mensup olduğu askerlik şubesine müracaat etmesi şartı ile şubece mahalli mürettep gösterilmesini ve sevk edilmezse ancak o zaman tecavüz müddetin bir suç sayılamıyacağı ve tecavüz müddet halinde bu kabil suçluların bizzat şubeye müracaatları vuku bulup bulmadığını aramak zarureti olduğu sarahaten zikredildiği halde ahiren ittihaz olunan 2.ceza dairesinin 5 Mart 1946 gün ve 703/904 sayılı dosyaya ilişik kararında tebdilhava müddeti hitamında bu gibilerin kendiliklerinden şubeye başvurmaları mecburiyeti bulunmadığı gösterilmiş ve şu suretle genel kurul kararına mügayir bir daire kararı zuhur etmiş olduğundan As. Usulün 248/1. mucibince kararların birleştirilmesi maksadı ile dosyayı genel kurul'a sunarım.
YARGITAY GENEL KURUL KARARI: Savcılığın 26 Mart 1946 tarih ve 736 sayılı tebliğnamesi münderecatı ile bu tebliğnamede zikri geçen özel ve genel kararlar birleştirici inanlar ve ikinci ceza dairesinin de bu inanlara uygun ve savcılığın (sanığın hava değişimi süresi üç aydan fazla olduğundan bu süre bitiminde sanığın askerlik şubesince celb edilmesi askerlik kanununun 78. Maddesi gereğinden olduğu halde böyle bir işlem yapılmamasına rağmen mahkumiyeti cihetine gidilmiş olması cihetinden hükmü kendiliğinden bozulması) istemini taşıyan 28 Mart 1946 gün ve 5708 sayılı tebliğnamesi dahi gözden geçirildi.
Askeri Yargıtay özel ve genel kurullarında devamlı bir surette takip ve tatbik olunan ve korunan inan 1111 sayılı askerlik kanununun 78.maddesinin son fıkrasındaki (hazarda üç aydan az tebdilhava alanların kıtalariile irtibatlari kesilmez) ibaresinin mefhumu muhalifi olan üç aydan fazla tebdilhavalı bulunanların kendi birliklerinden irtibatının kesilmesi halini mutlak surette kabul ve tatbikten ibaret bulunmuştur. Savcılık makamının en son misal gösterilen tebliğnamesindeki düşünceleri dahi bu merkezde bulunduğu belirmesi ve böylelikle tesis ve takarrur eden ve müstemirren devam eden birleştirilmiş bu inanının mevzuata uygunluğu ve askerlik adliyesi ihtiyaçlarına yatkınlığı ve askerlik kanununun adı geçen maddesi ile bunun tatbikatini aydınlatan izahnamesine mutabakatı yönünden başkaca bir inan tesis ve birleştirilmesine mahal kalmamıştır.
Binaenaleyh müstekar birleştirici inan hülasasının ve özetinin (üç aydan fazla tebdilhavalı olanların tebdilhava müddetlerinin hitamında kendiliklerinden şubeye baş vurmaları mecburiyeti ile mükellefiyeti değil askerlik şubelerince usulen kendilerinin celb olunması ve mürettep mahallerine gönderilmesi işlemlerinin icra ve ifasi vücubidir. Şubelerce bu ödevin yapılmaması halinde tebdilhava sahibi zavat haklarında izin ve süre aşımı eylemlerinin bahis konusu olamıyacağı ve bu husus usulen tahkik ve tebarüz ettirilmedikçe tatbikati kanuniye mümkün ve caiz bulunmadığı) merkezinde bulunduğuna usulün 248.maddesi uyarınca 9 Nisan 1946 tarihinde Oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy