(1632 S. K. m. 66)
İzin müddetini geçirmek suçundan sanık Gd.Üstçvş. Selahattin ERCİŞ hakkında Yavuz gemisi K.lığı Alay As. Mahkemesince verilen beraat hükmünü tasdik eden As. Yargıtay 1.Ceza dairesinin 16 Temmuz 1951 gün ve 805/744 sayılı kararının genel kurul tevhidi içtihad kararına muhalif olduğundan As. Y.U.K.nun 244. ve 248.maddeleri hükmünce gereğinin yapılması M.S.B.lığının bağlı yazılarile talep edilmiş olmakla keyfiyet ve bu babdaki dosya yeniden incelendi:1- As.Usulün 244.maddesi karar tashihi ve itiraz müessesesi hükümlerini gösteren madde olup bu hadisede bu yola tevessüle kânuni imkan olmadığı bu husus da evvelce M.S.B.lığına yazılan ve bir sureti bağlanan 27.11.1951 gün ve 1522/1648 sayılı yazının 1. ve 2.maddelerinde kafi derecede izah edilmiş bulunmakta olduğundan mezkür sebeplere binaen 244. maddenin tatbikine ve bu maddeden istiane ve istifadeye artık imkan kalmamıştır.
2- Bakanlığın emirlerinde zikri geçen 248.maddeye gelince:
Kararların birleştirilmesi hükümlerine taalluk eylemekte ve hadisede yukarıda tarih ve numarası yazılı olan birinci ceza dairesi kararının filvaki 7.11.1944 gün ve 2916/3530 sayılı genelkurul tevhidi ictihad kararına muhalif bulunduğu aşikâr bulunmaktadır. As. Usulun 248.maddesinin 1.fıkrasında (Askeri Temyiz Mahkemesi dairelerinden biri hukuki bir meselenin tetkikatı neticesinde kendinin veya diğer dairenin veyahut hey'eti umumiyenin...evvelki içtihad ve kararına mugayir bir karar vermişse...Hey'eti umumiyeye sevkolunur.) şeklindeki müsadesine istinaden keyfiyetin genelkurula arzı ve tahassül eden mübayenetin te'lif ve halli uygun görülerek bu babdaki dosya ve mübayin kararlar bağlı olarak sunulmuştur.
Adı geçen maddenin birinci fıkrası gereğince savcılık tarafından hadise hakkında verilmesi gereken mütaleayı de şimdiden ve şöylece arz ediyorum:
İzin müddetini tecavüz suçu mazeret kabul eden ve bir mazeretin vukuu takdirinde beraatla intacı icabeden bir suçtur. Mazeret tevsik ve isbat savunmaya taalluk eylediği için sanık her türlü sübut sebebine başvuracağı ve her türlü delil ve beyyineyi mahkemeye ibraz edeceği ve mahkemenin de bunları serbestçe takdir edip kıymetlendirmek haklarına malik bulunacağı tabii ve ceza hukukunun esaslı kaidelerindendir.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı (tevhidi içtihad) kararı bu esaslı kaideyi sanıklar aleyhine tahdit eylediği için savcılıkça uygun görülmemektedir.
Zira; tevhidi içtihada (Askeri makam ve müessesesi mevcut olan mahallerde hususi hekimlerden alınan raporlar ihticaca salih değildir.) mealinde olup bu kayıt mazereti isbat için mahkemeye ibraz edilen delilleri hudutlandırmış olması itibarile talimat ve nizamatı ve hükümleri bilmeyen ve müracaat ve hekim celbi usulünü beceremiyen ve bulundukları muhit ve mıntıka itibarile bir çok müşkülata ve ahval ve şeraite tabi hasta sanıkları ekseriya delilsiz bırakılmasını mucip olacağını ve buna mukabil elde edilen ve mülahaza olunan faide ise pek az ve şüpheli bulunacağı, çünkü bazı sanıklar tarafından sahte rapor tedariki mümkün ise de bu korku ile bir çok masumları da cezaya çarptırmak ise daha korkunç bir akibet olacağı şüphesiz bulunacağı ve sıhhatlerine emniyet edilmeyen raporların sahteliğini isbat ise tahkikat ve mahkeme ile her vakit mümkün olacağı ve buna içtisar eden sanıklar hakkında takibat yapmak ve sahte bir delille beraat eden bir kimseyi de iadei muhakeme yol ile tekrar adalet pencesine teslim eylemek her vakit kabil bulunacağı cihetle savunma sırasında ceza mahkemelerine ibraz edilen delillerin şekil ve usul bakımından ihticaca salih olmadığına karar verilmesini teemmül ve mütalea, ceza hukuku prensiplerine aykırı görülmüştür.
Genelkurul bu mevzuda tetkikler yaparken yukarıdaki mütalealarımızın nazara alınmasını ve birleştirmenin buna göre yapılmasını arz ve talep eylerim.
ASKERİ YARGITAY GENELKURUL KARARI: İzin süresini geçirmekten sanık Gd.Üst.
Çvş.Selahattin Erciş hakkında 1.Ceza dairesince ittihaz olunan 16 Temmuz 1951 gün ve 805/744 sayılı karar ile; evvelce verilmiş olan 7/2.Teş./944 gün ve 2916/3530 sayılı As.Yargıtay tevhidi içtihad genelkurul kararının, yekdiğerine mübayın olmaları hasebile iş bu kararların, birleştirilmesi zımnında dosya, As.M.Us.K.nun 248.maddesinin 1 No.lu fıkrasına tevfikan As.Yargıtay savcısı tarafından genelkurula tevdi kılınmış ve yazılı mütaleası da iliştirilmiş olmakla keyfiyet genelkurulda müzakere ve tetkik olunduktan sonra gereği düşünüldü:
As. C.K.nun 66.maddesinin 1 No.lu fıkrasının (B) bendinde; izin müddetini mazeretsiz geçirenler hakkında hüküm vaz'edilmiş olup, burada izin müddetini geçirmek suçunun tekemmülü; mazeretsiz olarak vukuuna vabeste ve bu itibarla mazeret serdi halinde bunun nazari dikkate alınması ve tetkiki gerekeceğine ve binaenaleyh suçlu mazeret olarak hastalığını iddia ve bunu müeyyid tabip raporu ibraz eyledikçe bu raporun sahteliği sabit oluncaya kadar muteber ve saikten bulunması, iddia ve müdafaaya taalluku hasebile bunu incelemek hakkı hey'eti hakimeye mevdu bulunmasına ve As. Usulun 186.maddesi, irad ve ikame edilen delillerin takdiri hususunda mahkemeyi tamamen serbest bırakmış olmasına ve iç hizmet K.nun ve talimatnamesinde yazılı hususlar Şahsî ve zatî işlerde müracaatı ve eşkâli göstermekten ibaret olup, ceza tayini hususundaki 66.maddedeki mazeret unsurunu tetkike ve hakimin bu hususdaki delilleri serbest bir surette takdirine bir mani teşkil edemiyeceğine binaen sivil veya askeri doktorlardan alınan raporların ve sureti umumiyede diğer resmi vesaikin adı geçen maddedeki mazereti tevsik hususunda ihticaca salih olup olmadıklarını hadiselere nazaran mahkeme incelemekle mükellef bulunduğundan birinci ceza dairesince ahiren ittihaz olunan 16 Temmuz 1951 gün ve 805/744 sayılı daire kararı yerinde olup 7.11.1944 gün ve 2916/3530 sayılı kararın bu suretle daire kararı vechile ve As. Usulün 248.maddesinin 1.fıkrasına istinaden birleştirilmesine 29.02.1952 de oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy