(765 S. K. m. 459) (1632 S. K. m. 137)
Askeri Temyiz Mahkemesi 1 nci Ceza Dairesinin 27.8.957 tarih ve esas 57/2791 karar, 57/2418 sayılı ilamı ile 2 nci Ceza Dairesinin 3.2.955 tarih ve esas 3562, karar 220 sayılı ilamları arasında mevcut mübayenetin izalesi ve kararların birleştirilmesine dair evrak Başmüddeiumumiliğin 22.10.957 ve 1.8.1958 tarihli tebliğnameleriyle gelmiştir.
22.10.1957 TARİHLİ TEBLİĞNAMEDE: Kullandığı vasıtayı hizmetteki kusuru neticesi hasara uğratan ve bu sebeple de vasıtada bulunan şahıslardan Çvş. Hüseyin KOYUTÜRK'ün 30 gün iş ve gücüne mani olacak derecede yaralanmasına sebeb olan er Mehmet BODUR hakkında 1 nci Ceza Dairesince fiil mahkemesinin As. C.K.nun 137 nci maddesi yerine TCK. nun 459/2 nci maddesi gereğince tatbikat yapılmasının yolsuz olduğundan bahisle ittihaz olunan karar 2 nci C. Dairesinin 3.2.95 tarih ve 3562/220 sayılı ilâmıle mübayın mahiyette görülmekle ve ayrıca 30.4.1952 tarih ve 56/3601 sayılı talebimizle daha evvelde bu yolda kararların birleştirilmesi istenmiş olduğuna göre her iki talebin yeniden karara bağlanması lüzumu ile dosyayı umumi hey'ete sunarım;
1. 8. 1958 TARİHLİ TEBLİĞNAMEDE: Kararların birleştirilmesine mütedair mütelaadır. "TCK. nun 79 ncu maddesinin vaz'ından maksat bir fiil ile kanunun muhtelif ahkamını ihlal eden kimseye bir fiil ile kanunun bir hükmünü ihlal eden kimseden daha fazla ceza verilmesini temin gayesine matuftur. Bir fiil ile müteaddit kanun hükmünü ihlal eden kimseye ihlal edilen kanun hükümlerinin en ağırına göre ceza tayin edilmesi bahis mevzuu olduğu cihetle halli gereken mesele ihlal edilen kanun hükümlerinden hangisinin daha ağır olduğu hususundan ibarettir.
İhlal edilen kanun hükümleri suç ve cezaları itibarile tenazur mevcut olan bir kanunda ise (bilfarz müstakillen Türk Ceza Kanunu veya müstakillen Askeri Ceza Kanunu) ihlal edilen kanun hükümlerinin hangisinin daha ağır olduğu meselesi umumi prensiplere göre halledilebilir. Fakat tek fiille ihlal edilen hükümlerden birisi Türk Ceza Kanununda diğeri ise Askeri Ceza Kanununda olduğu takdirde hangi hüküm daha ağır olduğu meselesinin umumi prensiplerle halline (her iki kanunun suç ve cezaları arasında bir tenazür mevcut olmadığı cihetle) imkan yoktur. Böyle bir durumda umumi prensiplere göre cezaların azami hadleri nazara alınırsa ihlal edilen hükümler TCK. nun 459/2 ve As. C.K.nun 137 nci maddeleri olduğu takdirde işlenen suç dolayısıyla azami had bakımından yüksek olan As. C.K.nun 137 nci maddesinin tatbiki ve binnetice sebep gösterilmeden asgari hadden uzaklaşılamıyacağına nazaran kısa hapis veya yedi gün hapis cezası tayin edilecektir ki bu vaziyet TCK.nun 79 ncu maddesinin vaz'ındaki (maznuna daha fazla ceza verilmesini tem'ine matuf) maksada aykırıdır. İşlediği bir fille sadece TCK. nun 459/2.maddesini ihlal eden bir kimsenin mezkur madde gereğince asgari üç ay hapis cezası alması iktiza ederken bu tek fiille 459'dan ayrı olarak As.C.K.nun 137 nci maddesinin de ihlal eden kimse iki ayrı kanun hükmünü ihlal etmiş olmasına rağmen umumi prensipler nazara alındığı takdirde kısa hapis veya 7 gün hapis cezası alacaktır ki böyle bir netice kanunların bünye ve prensiplerine ve kanun vazıının maksadına aykırıdır.
Diğer taraftan As. C.K.nun 137 nci maddesi kabahat ve cürüm cinsinden suçlara ceza tayin etmekte olup ve asgari hadden başlamak suretiyle ceza tertip edilmesi gerektiğine göre bu madde ile ceza tayinine gidildiği takdirde evvel emirde yaralanma ile neticelenen bir fiil hakkında kısa hapis cinsinden ceza tayinine gidilmesi icap edecek ve hangi sebeplerle kısa hapis cinsinden değilde hapis cinsinden ceza tayin edildiğinin ayrıca belirtilmesi zarureti hasıl olacak ve bu hal şiddet sebepleri üzerinde murakaba bahis mevzuu olduğuna göre mahkemeyi sebep göstermek ve aramak külfetinden kurtaracak ve binnetice yaralanmayı tevlit eden hadise hakkında kısa hapis cezası tayinine müncer olacaktır ki bu dahi 79.maddenin vaz'ındaki maksada aykırıdır.
Maruz esbap dolayısile TCK. nun 79.maddesi muvacehesinde As. C.K.nun 137 nci maddesinin değil TCK.nun 459/2 nci maddesinin daha ağır olduğunu mütalaeten arz ederim."
TEMYİZ KARARI: Kullandığı askeri vasıtayı hizmetteki kusuru neticesi hasara uğratmaktan ve bu vasıtadaki şahıslardan Çvş. Hüseyin KOYUTÜRK'ün 30 gün iş ve gücüne mani olacak derecede yaralanmasına sebep olmaktan maznun er Mehmet BODUR hakkında 4.Tümen Komutanlığı Askeri Mahkemesince TCK. nun 459/2 nci maddesi gereğince 3 ay hapsine, 100 lira ağır para cezası ile tecziyesine ve takdiri tahfif sebebine binaen işbu cezaların 1/6 nisbetinde tenziline dair olan hüküm adli amir tarafından, hadisede As. C.K.nun 137 nci maddesinin tatbiki icap edeceği mütelaasi ile vaki temyiz itirazi üzerine 1 nci Ceza Dairesince fiil mahkemesinin As. C.K.nun 137 nci maddesi yerine TCK. nun 459/2. maddesi ile tatbikat yapılmasının yolsuz olduğundan bahisle ittihaz olunan bozma kararı 2 nci Ceza Dairesinin 3.2.1955 tarih ve 3562/220 sayılı ilami ile mübayin mahiyette görülmekle kararların birleştirilmesi ve TCK. nun 79 ncu maddesi muvacehesinde As. C.K.nun 137 nci maddesinin değil TCK. nun 459/2 nci maddesinin daha ağır olduğunun kabul edilmesi Başmüddeiumumilikçe talep edilmiş bulunmaktadır.
TCK. nun umumi esaslar bahsindeki 10 ncu maddesi (Bu kanundaki hükümlerin hususi ceza kanunlarının buna muhalif olmayan mevaddı hakkında da tatbik olunacağını) amir bulunmasına ve TCK. nun 1 nci kitabının 7 nci babında cezaların içtimaı bahsinde münderiç 79. maddesinde ise (işlediği bir fiil ile kanunun muhtelif ahkamını ihlal eden kimse o ahkamdan en şedit cezayı tazammun eden maddeye göre cezalandırılır.) Denildiğine ve dava konusu hadisede de maznun vazifesindeki tedbirsizlik ve tekasülü sebebi ile hem yaralamaya ve hemde vasıta hasarına sebep olduğuna göre evvel emirde tatbiki gereken en şedit cezayı ihtiva eden maddenin tayini icap etmektedir.
Bahis konusu hadisede gerek As. C.K.nun 137 nci maddesi ve gerekse TCK. nun 459/2 nci maddesi ihlal edildiğine ve mezkur iki maddedeki cezaların asgari ve azami hadleri de mütefavit bulunduğuna, umumi bir kanun olarak TCK. nun azami ve asgari hadleri değişik olan cezalarda hangi kanun maddesinin daha şedit cezayı tazammun edeceğini gösteren bir esas da bulunmadığına göre bu hususun içtihat yolu ile halli zaruri bulunmaktadır.
Hukuki doktrinlerde azami ve asgari hadleri mütefavit olan hallerde hangi cezanın daha ağır bulunduğu hakkındaki görüşler muhtelif olmakla beraber daima daha şedit cezanın tatbiki istihdaf edildiğine ve ihtilaf konusu maddelerden As. C.K.nun 137 nci maddesinde münderiç cezanın azami haddi olan 3 sene hapis cezasi TCK. nun 459 ncu maddesinin 1, 2 ve 3 sayılı fıkralarındaki azami hadlere nisbetle daha fazla cezayı ihtiva ettiğine göre As. C.K.nun 137 nci maddesinin daha şedit cezayı ihtiva ettiğinin kabul ve tatbiki lüzumlu görülmektedir. Ancak asgari had bakımından As. C.K.nun 137 nci maddesi kısa hapis veya 7 gün hapisden başlaması buna mukabil TCK. nun 459 ncu maddesinin asgari haddi ise mezkur maddenin 2 nci ve 3 ncü fıkralarındaki hallerde 3 ve 6 ay hapsi ihtiva etmesi karşısında maznunun dikkatsizliği ve tedbirsizliği yüzünden yalnız yaralamaya sebebiyet verdiği ahvalde asgari 3 veya 6 ay hapis cezası verilmesi gerekirken; tedbirsizlik sebebi ile hem yaralamaya, hemde vasıtanın mühim derecede hasara uğramasına sebep olduğu daha vahim ahvalde yalnız As. C.K.nun 137 nci maddesinin nazara alınması ve takdiri şiddet sebebi kabul edilmeyen ahvalde kısa hapis veya 7 günlük hapis cezası tatbiki ve TCK. nun 459 ncu maddesinin 2 veya 3 ncü fıkralarındaki asgari haddin gözden uzak tutulması TCK. nun içtima bahsinde münderiç 79 ncu maddesinin mana ve maksadı vaz'ına açıkça muhaliftir. Çünkü TCK. nun içtima bahsi bir şahsın müteaddit suçlar işlemesi halinde cezanın ne suretle arttırılacağını gösteren kaideleri ihtiva etmekte, işbu ahkam müteaddid suç işleyenlerin cezalarının behemahal arttırılmasını amir bulunmakta ve hiç bir zaman cezanın indirilmesini mevzubahis etmemekte bulunduğuna göre azami had itibari ile daha şedit cezayı ihtiva eden bir maddenin tatbiki gayesi ile, asgari had itibari ile daha yüksek fakat azami had itibari ile daha dun cezayı ihtiva eden bir maddenin asgari haddinin çok dununda bir cezanın tatbiki içtimaı nizam ve adalet prensipleri ile kabili telif bulunmadığından işlediği tekasül sebebi ile hem yaralamaya hem de vasıta hasarına sebebiyet verilen daha vahim ahvalde behemehal azami had itibari ile daha şedit cezayı ihtiva eden As. C. K.nun 137 nci maddesinin tatbiki ve ancak bu maddeye göre ceza tayin edilirken TCK. nun 459 ncu maddesinin 2 ve 3 ncü fıkralarına mümas olan hallerde mezkur fıkralardaki asgari hadlerden daha aşağı bir cezanın tatbikine imkan bulunmadığı nazara alınarak ceza tayini ve aynı hadisede 459 ncu maddeyi ilgilendiren takdiri şiddet sebebinin de mevcudiyeti halinde mezkur şiddet sebebinin de zikri suretiyle cezanın arttırılması suretiyle tatbikat icrası icap ettiğine ve tevhidi istenilen kararların bu yolda birleştirilmesine As. Muh. Us. K.nun 248/1 nci maddesi gereğince 24.10.1958 tarihinde ittifakla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy