(1632 S. K. m. 47) (765 S. K. m. 89)
As. Temyiz Mahkemesinin 1.C.D.nin 11.8.953 T. ve 3226/2118 karar 1.C.D.nin 24/3/958 T.ve 3469/1113 sayılı kararının U.H.tinin 19/6/953 tarih ve 2819/1499 sayılı ilamlar arasında mevcut mubayenetin kaldırılmasına mütedair dava evrakı M.U.liğin 18/10/958 tarihli tebliğnamesile gelmiştir.
TEBLİĞNAMEDE: As.Muhakeme usul K.nun 235.maddesini As.T.Mah.U.H.ve daireleri tarafından vaki tatbikatı sebebile.
A) As. Temyiz mahkemesi Heyeti Umumiyesinin 18/2/947 tarih ve 5061/706 sayılı kararında As. Us. K.nun 235.maddesinin ahkamı amirlerden olması itibarile maznun tarafından müddetinde temyizi dava talebinde bulunup ta temyiz layihası verilmeyen hallerde olduğu gibi muayyen olan müddetin inkizasından sonra temyiz layihasını vermiş olması halinde dahi bu maddede yazılı muamelenin tatbikini zaruri bulunduğu ve halbuki Heyeti Umumiyenin 19/6/953 tarih ve 2819/1499 sayılı kararlarında müddetinde temyizi dava talebinde bulunan maznunun muayyen olan müddet dışında vermiş olduğu layihanın As.Us.K.nun 235.maddesinde yazılı zabıt mahiyetinde telakisi mümkün olmadığı gibi talebin mururu müddet bakımından reddinin dahi icap edeceği:
B) As. Temyiz mahkemesi 2.C.D.sinin 11/8/953 tarih ve 3226/2118 sayılı kararlarında kanunu mütteti zarfında temyizi dava talebinde bulunup kendisine esbabı mucibenin hüküm tebliğ olunan maznun müdafinin temyiz layihasının muayyen olan müddet içerisinde vermemiş olması itibarile temyiz talebinin Reddine ve 1.C.D.nin 24/3/958 tarih ve 3469/1313 sayılı kararlarında ise, kanunu müddeti zarfında Temyizi dava talebinde bulunup müddetinde temyiz layihasını vermemiş olan maznun vekili hakkında As.Muh.Us.K.nun 235.maddesi hükmünün tatbikinin icap edeceği; İçtihatlarında bulunulmuştur.
Bu suretle As.Muh.Us.K.nun 235.maddesinin anlayışında yekdigerine mubeyin iki heyeti U.ye ve 2.Daire kararı tesis edilmiştir.
C) As. Usulün 235.maddesinin tatbikatında makamımızca şu ihtimaller düşünülmektedir.
1- Maznun kanunni müddeti içerisinde temyizi dava talebinde bulunmuş ve fakat temyiz layihası vermediği gibi hakkında bir zabıtta tutulmamıştır.
2- Maznunu kanun müddeti zarfında temyizi dava talebinde bulunmuş ve fakat temyiz layihasını muayyen olan müddetin inkizasından sonra vermiştir.
Bu takdirede layihanın muayyen olan müddetin inkizasından sonra verildiğinin
kabulile ya talebin reddi veya layihanın zabıt mahiyetinde kabulü suretile
temyiz tetkikatının yapılması veyahut ve layihanın hiç nazarıitibare alınmayarak
zabıt tanzimi için dosyanın mahalline iadesi icap edecektir.
3- Duruşmanın bidayetinde itibaren davayı takip eden müdafiin As.Muh.Us.K.nun 235.maddesinden istifadesi imkanı;
4- Hüküm tevhim edildikten sonra temyizi dava veya layiha müddetleri içinde vekalet alan müdafiin aynı hükümde istifadesi sureti;
5- Kanunni müddeti içerisinde temyizi dava talebinde bulunan maznun layıha müddetinin inkizasından sonra vekalet verdiği müdafiin 235.madde karşısındaki durumu;
D) Kanunu müddeti içerisinde temyizi dava talebinde bulunup temyiz layihası vermemiş ve aynı zamanda hakkında zabıt varakasıda tutulmamış olan maznun hakkında As.Muh.Us.K.nun 235.maddesi mucibince zabıt varakasının tanzimi zarureti, As.Tz.Mah.H.U.sinin 5/9/945 T.ve 3651/4608 sayılı tevhidi içtihat kararile kabul edilmiş olduğundan bu mevzuuda her hangi bir mütelea serdine luzum ve mahal kalmamıştır.
E) Kanunu müddet zarfında Temyizi dava talebinde bulunan maznunun layiha müddetinin inkizasından sonra temyiz layihasını vermiş olması halinde As.Usulün 235.maddesinin sarıh hükümleri muvacehesinde mururu müddet bahis mevzuu değildir. Ancak halli icabeden mesele, müddet geçtikten sonra maznun tarafından verilen layihanın bir zabıt varakası mahiyetinde telakkisi ile temyiz tetkikatı yapılması veya bu mahiyette kabul olunmayarak zabıt varakasının tanzimi için mahalline iadesi olduğu gibi bu şekilde verilmiş bir layihanın müddetinde verilmiş kabulünün caiz olup olmayacağıdır.
As. Usülün 230/maddesi mucibince layihanın bir hafta müddet içinde verilmesi lazım geldiği, müddet geçtikten sonra layiha verilmesi bahis mevzuu olmayıp zabıt tutulması icap ettiğine ve bu hale göre temyiz tetkikatının ancak zabıt varakası üzerinde yapılacağı ve müddetinden sonra verilmiş olan layihanın bir zabıt varakası mahiyetinde kabul edilmeyip zabıt tanzimi için dosyanın mahalline iadesi gerektiği As.Usulün 230 ve 235.maddelerinin metinlerindeki yazılı şekillerinde istitlal oluna bilirsede, bu kabul şekli dosyanın mahalline iadesile zabıt tutulup iade edilinceye kadar geçecek uzun bir müddet dolayısile sürüncemede kalması ve kararın bir anevvel kesinleşmesine mani olacağı gibi maznun er ise ve terhiste edilmiş bulunuyorsa hiç bulunmaması gibi bir durumla karşı karşıya kalınabileceği ve bu müsilli hallerde ise kararın kesinleşmemesi gibi çok mahsurlu bir netice doğacağı cihetle kanaatımızca bu gibi akla gelen ve gelmiyen mahsurları ortadan kaldırmak için ve gerek zabıt varakasının veregse ve layihası neticeten maznunun temyiz sebeplerini tesbit eden birer yazı olması itibarile isim değişikliği üzerinde israren durulması yukarıdaki mülahazalara istinaden yerinde olan durum kabul edilmiyerek layihanın zabıt varakası mahiyetine kabulü ameli bakımından maslahata daha uygun düşecektir.
Layiha müddetinde verilmeden zabıt varakası mahiyetinde kabulünün uygun olacağı mütelea edildiğine ve zabıt varakasıda ancak müddet geçtikten sonra tazim edilebileceğine göre 235.madde hükümlerine dayanılarak layihanın müddetinde verildiği şeklindeki bir kabulün usulün 230 ve 235.maddeleri hükmüne ve ruhuna aykırı olacağı mütelea edilmektedir.
F) Maznun müdafilerinin askeri usulün 235.maddesi karşısında ki durumlarına gelince: İşbu madde hükmü Ordu mensuplarından maznun olanların kanun yollarına
vaki olacak müracaatlarında bu husustaki usul ve kanuni merasimi bilmeleri ve bulundukları mahaller itibarile de yaptıracak kimseyi bulamamaları bulsalar bile mali imkansızlıklar gibi müşkülat ile karşılaşabilecekleri hususlar bile mali imkansızlık gibi müşkülat ile karşılaşabilecekleri veya bir takım zaruretler göz önünde tutulmak kaydile yardım olmak üzere kabul edilmiş istisnai bir kaidedir.
İstisnalar ise mevlididine münhasır olup tevsi edilmez. Binaenaleyh madde metnine ve ruhuna göre yardım olarak kabul edilen bu istisnai hüküm yalnız maznunun şahsına ait matuf ve münhasır olup, her türlü kanun yollarına müracaat usul ve merasimini bilen vekile şaml değildir. Aksi halin kabulü vazı kanunun istisnadaki maksadına ve maddenin (maznun) diye takyit ettiği tahdidi kabulüne muhalif olur. Bu mülahazaların tabii bir neticesi olarak maznun tarafından kanuni müddet içersinde vaki temyizi dava talebinden sonra müdafiin müddet dışında verdiği temyiz layihasının bir zabıt varakası mahiyetinde kabul ve telakki de mümkün değildir.
Usulün 235 nci maddesi müdafilere teşmili bahis mevzuu olamıyacağına göre verdiği layihanın da zabıt varakası mahiyetinde kabulü bittabii mütalâa edimemez.
Binaenaleyh bu gibi ahvalde dosyayı mahalline iadesile münhasıran maznun hakkında zabıt varakası tanzimi icab edeceği mütalaa edilmektedir.
NETİCE: Yukarıda izah olunan esbaba binaen;
1- Maznun tarafından müddetinde verilmemiş temyiz layihasında süre aşımının bahis mevzuu olamıyacağı.
2- Müddet geçtikten sonra verilen temyiz layihası bir zabıt varakası mahiyetinde kabulünün maslahata daha uygun düşeceği;
3- Müddetinde verilmiş olan layihanın zabıt varakası mahiyetinde kabul edilebileceğine ve zabıt varakasında ancak müddet geçtikten sonra tanzim edilebileceğine göre 235 nci maddesine dayanılarak (layihanın müddetinde verildiği tarzındaki bir kabulün) usulün 230 ve 235 nci maddeleri hükümlerine ve ruhuna aykırı düşeceği;
4- As.Usulün maznunun şahsına hasren istisnai olarak 235 nci madde ile kabulleştiği hükmün müdafilere teşmilinin mümkün olmadığı ve ancak maznun tarafından müddetinde temyizi dava talebinde bulunmuş ise münhasıran onun hakkında zabıt tanzim edilmesinin
hakkaniyete uygun olacağı;
Mütalaası yukarıda yekdiğerine mübayin bulundukları izah olunan iki heyeti Umumiye ve iki Daire kararlarının As.Usulün 248/3 ncü maddesi mucibince tevhidi içtihat yolile birleştirilmeleri hususunda meselenin umumi heyete tevdiine müsaadelerini arz ederim.
TEMYİZ UMUMİ HEYET KARARI: As. Temyiz Mahkemesi M.U.liğinin 18/10/958 gün ve 58/4371 sayılı tevhidi içtihat talebine havi yazılı müteleası okundu.
İşbu mütelaasında: As. M.U. K.nun 235.maddesi hakkında biri birine muhalif ve mübayin olan As.Temyiz mahkemesi tarafından verilen 2. Umumi heyet kararı ile iki daire kararının As.Muh.Us.K.nun 248/3 maddesi mucibince tevhidi ictihat yolile birleştirilmesi maksadile Umumi heyetin toplanması talep ettiği görülmüştür.
1- As. Temyiz mahkemesi umumi heyet tarafından 18.2.947 tarih ve 5081/706 sayılı kararında As.Muh.Us.K.nun 235.maddesinin ahkamı amiresinden olması itibarile maznun tarafından müddetinde temyizi dava talebinde bulunupta temyiz layihası verilmeyen hallerde olup, muayyen müddetin geçmesinden sonra temyiz layihasının vermiş olması halinde dahi işbu madde yazılı muamelenin tatbikinin zaruri bulunduğu ve halbuki Umumi Heyetin 19/6/953 tarih ve 2819/1499 sayılı kararında ise, müddetinde temyizi dava talebinde bulunan maznunun muayyen olan müddet dışında vermiş olduğu layihanın As.Muh.Us.K.nun 235.mad.de yazılı zabıt mahiyetinde telekkisi mümkün olmadığı gibi talebin mururu müddet bakımından reddinin dahi icap ettiğine karar verilmiştir.
As.Temyiz mahkemesi 2.C.Dairesinin 11/8/953 tarih ve 3226/2118 sayılı kararında ise kanunun müddet zarfında temyizi dava talebinde bulunup kendisine esbabı mucibeli hüküm tebliği edilen maznun müdafiinin temyiz layihasını muayyen olan müddet içerisinde vermemiş olması itibarile temyiz talebinin reddine karar verilmiş, halbuki aynı mevzuda 1.C.D.sinin 24/3/958 gün ve 3469/1313 sayılı kararında ise kanunun müddet zarfında temyizi dava talebinde bulunup müddetinde temyiz layihası vermiyen maznun vekilinin 5 ay sonra verdiği temyiz layihası müddetinde kabul edilerek As.Muh.Us.K.nun 232.maddesi hükmünün tatbikinin icap edeceği içtihatlarında bulunduğu görülmüştür.
Temyiz mahkemesi, teşkilatına dahil olan 1221 sayılı kanunu müddetinde aynı dairenin veyahut başka başka dairelerin biri birine aykırı kararlarının birleştirilmesi yazılı isede; gerek As.Muh.Us.K.nun 248.maddesi ve gerekse temyiz mahkemesinin teşkilat K.nunda konulan hüküm ile vazzı kanunun esas maksadı; sureti umumiyede kararları birleştirilmesi ibaresi açık yazılmaktadır.
Umumi heyet kararları biri birine aykırı bulunursa bunlarında tevhidi içtihat marifile birleştirmek kabildir. Nitekim; kanunu müddet içerisinde temyizi dava talebinde temyiz layihasını vermemiş ve aynı zamanda hakkında zabıt varakası tutulmamış olan maznun hakkında As.Muh.Us.K.nun 231.maddesi mucibince zabıt varakasının tanzimi zarureti As.Temyiz mahkemesi Umumi heyetinin 5/9/945 tarih ve 3651/4608 sayılı tevhidi içtihat kararile kabul edilmiş olduğundan bu mevzuda herhangi bir mütelaa serdine luzum ve mahal kalmamıştır.
A) Kanunu müddet zarfında temyizi dava talebinde bulunan maznunun layiha müddetinin geçmesinden sonra temyiz layihasını vermiş olması halinde As.Usulün 235.maddesinin sarih hükümleri muvacehesinde müruru müddet bahis mevzuu değildir.
Her ne kadar As. Muh.Us.K.nun 230.Md; Mucibince temyiz layihasının bir hafta zarfında verilmesi lazım geldiğine, bu müddet geçtikten sonra layiha verilmesi bahis mevzuu olmayıp zabıt tutulması icap ettiğine ve bu hale görede temyiz tetkikatının ancak zabıt varakası üzerinde yapılacağı ve müddetinden sonra verilmiş olan layihanın bir zabıt varakası mahiyetinde kabul edilmeyip zabıt tanzimi için dosyanın mahalline iadesi gerektiği As.Usulün 230 ve 235. maddelerinin metinlerindeki yazılış şekillerinden çıkarılmakta isede, bu kabul şekli dosyanın mahalline iadesile zabıt tutulup iade edilinceye kadar geçecek uzunca bir müddet dolayisile sürümcemede kalması da ve kararın bir an evvel kesinleşmesine mani olamıyacağı gibi maznun er ise ve terhis edilmiş ise hiç bulunmaması gibi durumla karşı karşıya kalınacağı dolayisile mahsurlu bir netice doğacağı cihetle bu gibi akla gelen ve gelmiyen mahsurları ortadan kaldırmak için gerek zabıt varakası ve gerekse layiha neticeten
maznunun temyiz sebepleri tesbit eden bir yazı olması itibarile isim değişikliği üzerinde durulması yerinde olamıyacağından layihanın zabıt varakası mahiyetinde kabulü ameli bakımından maslahata daha uygun düşecektir.
B) Maznun müdafilerinin As. Muh. Us. K.nun 235.maddesi hükmü karşısında durumlara gelince;
As.Muh.K.nun 235.maddesi sırf ordu mensuplarından maznun olanların kanun yollarına vaki olacak müracaatlarında bu husustaki usul ve kanuni merasimi bilmemeleri ve bulundukları mahaller itibarile de yaptıracak bir kimseyi bulamamış olmaları, bulsalar bile mali imkansızlıklar gibi müşkülat ile karşılaşabilecekleri ve daha bir takım zaruretler göz önünde tutulmak maksadile yardım olmak üzere kabul edilmiş istisnaya mugayirdir.
İstisnalar ise mevridine maksur ve münhasır olup tefsir edilemez.Binaenaleyh maddenin metnine ve ruhuna göre yardım olarak kabul eylemi bu istisnayı hüküm, yalınız maznunun şahsına matuf ve münhasır olup her türlü kanun yollarına müracaat usul ve merasimini bilmesi melfuz olan vekile veya müdafiinin şamil olmaması lazım gelir, eski halin kabulü vazıı kanunun istisnadaki maksadını ve maddenin (maznun) diğer takyid ettiği tahdidi kabulüne muhalif olur. Bu mülahazaların tabii bir neticesi olarak maznun tarafından kanunu müddet içerisinde vaki temyizi dava talebinden sonra müdafiin müddet dışarısında verdiği temyiz layihası bir zabıt varakası mahiyetinde kabul ve telakkisi de mümkün değildir. Dolayisile As.Muh.Us.K. nun 235.maddesi müdafiilere teşmili bahis mevzuu olamıyacağına göre, bu gibilerin, verdikleri layihalarda da zabıt varakası mahiyetinde kabuli bil tabi mütelea edilemez. Binaenaleyh bu gibi ahvalde kanunun amir hükmü muvacehesinde maznunun müdafiine As.Muh.Us.K.nun 235.mad.sine yazılı hakkın verilmemesi lazımdır. Esasen 27/Şubat/945 ve 2651 sayılı As.Temyiz mahkemesi tevhidi içtihat kararında da açıklandığı üzere As.Muh.Us.K.nun 235.maddesi ahkamı amiredendir.
NETİCE: a) Müddetinde temyiz talebinde bulunan maznunun İşbu talebinden sonra zabıt varakası tutulmadan verdiği temyiz layihasının As.Muh.Us.K.nun 235.maddesinde yazılı zabıt varakası mahiyetinde kabulüne,
b) Müddetinde temyiz talebinde bulunan maznun müdafiilerin veyahut müddetinde temyiz talebinde bulunan maznun bundan sonra müdafii tutmuş ise;
Bu gibi müdafiilerin sureti umumiyede müddet dışında verdikleri temyiz layihalarının bir zabıt varakası mahiyetinde kabulüne kanuni imkan bulunmaması dolayısile bu gibilerin As. Muh. Us. K.nun 235.maddesi hükmünde istifade etmelerine kanuni mesağ bulunmadığından yukarıda bahsi geçen iki umumi hey'et ve iki daire kararlarının bu esaslar dairesinde As. Muh. Us. K.nun 248.maddesi mucibince birleştirilmesine 12.12.958 tarihinde ittifakla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy